1990’lı yıllarda umut ettiğimiz nesil bugün bilimde, sporda ve eğitimde elde ettiği başarılarla Türkiye’nin geleceğine ışık oluyor.
12 Eylül 1980 darbesinin ağır atmosferini üzerinden atmaya çalışan Türkiye, 1990’lı yıllara girerken askeri yönetim anlayışının baskısından sıyrılıp sivilleşme yolunda önemli adımlar atıyordu. Dünyada ise büyük kırılmalar yaşanıyordu. Sovyetler Birliği’nin çözülmesi, Berlin Duvarı’nın yıkılması ve küresel ölçekte değişen ekonomik-siyasal dengeler, yalnızca devletleri değil toplumların düşünce biçimlerini de etkiliyordu.
İşte böylesine karmaşık bir dönemde toplumumuz sessiz ama derin bir hazırlık içerisindeydi. İnsanlarımız yaklaşan sosyal ve ekonomik dalgalanmaları sezmişçesine aileden başlayarak kendince bir çıkış yolu geliştirmeye yönelmişti. Kimi çocuğunu okutmayı hedefliyor, kimi sporla, sanatla ya da bilimle yeni nesillerin önünü açmaya çalışıyordu. Belki bunun adı konulmuyordu ama Anadolu insanı kendi geleceğini yine kendi elleriyle inşa etmeye hazırlanıyordu.
Ben 1990’lı yılların başında işte bu ışığı görmeye başlamıştım. O yıllarda yaşanan bütün zorluklara rağmen geleceğin daha bilinçli, daha donanımlı ve daha özgüvenli bir nesil doğuracağını hissediyordum. Bugün gençlerimizin bilimde, sporda ve eğitimin birçok alanında elde ettiği başarıları gördükçe, o yıllarda hissettiğim umudun boşa olmadığını daha iyi anlıyorum.
Bahsettiğim gelişmeler, 1980 öncesinde var olup da Türkiye’yi bir türlü ileri taşıyamayan kişi, yapı ve onların etrafında kümelenen siyasi anlayışların etkisini zamanla kaybetmesiyle daha görünür hale geldi. 1980 sonrası ortaya çıkan yeni toplumsal arayışlar ise halkın sessiz fakat kararlı hamlesiyle eski düzenin birçok unsurunu birer birer tarihin tozlu raflarına kaldırdı. Bu süreç, daha özgürlükçü, daha üretken ve geleceğe dönük düşünen insanları öne çıkarırken yeni oluşumları da beraberinde getirdi.
Elbette eski düzenden beslenen iç ve dış odaklar da bu değişimi engellemek için ellerinden geleni yaptı. 1990-2010 yılları arasında Türkiye, bir tarafta eski alışkanlıklarını korumaya çalışan anlayışlarla, diğer tarafta yeni bir neslin doğum sancılarını yaşayan toplumun çekişmelerine sahne oldu. Başta ekonomi olmak üzere hayatın hemen her alanında yaşanan bu mücadele, özellikle 1960 sonrası doğmuş ve bugün ebeveyn konumunda bulunan bizim kuşağımızı ciddi şekilde yordu.
Ben de o yıllarda toplumsal dönüşümün hangi alanlara yönelmesi gerektiği üzerine kafa yoranlardan biriydim. 2009 yılında kamuoyuna sunduğum “Her Kente Bir Teknoloji Merkezi Kuralım” başlıklı makalemde dile getirdiğim düşünceler, daha sonra TÜBİTAK öncülüğünde yaygınlaşan Bilim Merkezleri anlayışıyla benzer bir doğrultuda gelişti. Burada özellikle şunu ifade etmek isterim ki “Bilim Merkezlerini ben kurdum” gibi bir iddiada bulunmak doğru olmaz. Ancak o dönemde toplumun içerisinde oluşan ortak arayışları yazıya döken ve projelendirmeye çalışarak kamuoyuna sunan kişilerden biri olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim.
Nitekim dönemin Başbakanı, şimdiki Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından da sahiplenilen bu toplumsal yöneliş, 2010’lu yıllarla birlikte daha görünür hale geldi. Bilimsel alanda atılan adımlar zamanla spor başta olmak üzere toplumun ihtiyaç duyduğu pek çok alana yayıldı.
Eski anlayışın 15 Temmuz’daki son büyük hamlesi de toplumun ortak refleksiyle bertaraf edilince, yöneticiler daha cesur ve daha kararlı projeleri uygulama imkanı buldu. Bugün ise o yıllarda atılan adımların meyvelerini toplamaya başladığımız bir dönemi yaşıyoruz.
Ben bu yazıda savunma sanayiinde ya da teknolojinin diğer alanlarında ortaya çıkan başarıları sıralamaktan ziyade, toplumdaki değişimin spor alanında nasıl karşılık bulduğunu göstermeye çalışacağım.
Bakın şu listeye:
Menessa Kara, Kick Boks Kick Light Yıldız Bayanlar 37 kilogramda Dünya Kupası ikincisi…
Ebru Akbaş, Point Fighting Büyük Bayanlar 55 kilogramda Dünya Kupası ikincisi…
Berfin Polat, Muay Thai 48 kilogramda Türkiye şampiyonu ve Avrupa ikincisi…
Mislina Akbaş, Full Contact Genç Bayanlar 52 kilogramda Dünya Kupası üçüncüsü…
Mehmet Emin Körede, Muay Thai 57 kilogramda Türkiye şampiyonu…
Ve daha niceleri…
Bu liste yalnızca içerisinde bulunduğumuz 2025-2026 eğitim-öğretim döneminde Adıyaman’ın Besni ilçesinde yetişen gençlerimizin sadece bir bölümünden oluşuyor. İnanın burada isimlerini sayamadığım çok daha uzun bir başarı listesinden söz ediyorum.
Üstelik bu manzara yalnızca Besni’ye özgü de değil. Türkiye’nin en ücra ilçelerinde, hatta köylerinde bile benzer başarı hikayeleri artık sıradanlaşmaya başladı. Demek ki yıllar önce toplum olarak hissettiğimiz o değişim gerçekten de kök salmış. Öyle bir gençlik yetişiyor ki çok şükür bugün ufkumuzu pırıl pırıl bir güneş gibi aydınlatıyorlar.
Ben burada sizlere yalnızca spor alanından küçük bir örnek sundum. Eğer bugün okullarımızdaki bilim fuarlarını, proje sergilerini ve gençlerimizin ortaya koyduğu çalışmaları gidip yerinde görürseniz ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.
Elhamdulillah, artık gelecek nesil adına karamsar değilim.
Bu başarıların arkasında büyük emekler var. Çocuklarını geleceğe hazırlayan ailelerimizin, fedakar öğretmenlerimizin, özveriyle çalışan antrenörlerimizin ve onların önünü açan yöneticilerimizin hakkını teslim etmek gerekir. Ben de bu yazıyla içimde yıllardır büyüyen teşekkür borcumu bir nebze olsun yerine getirmek istedim.
Allah hepsinden razı olsun.
Mehmet Emin Danış
Next