Üretim ve istihdam hedefiyle ortaya konulan cesur projeler desteklenmeli; şehirlerin kalkınması eleştiriyle değil, üretimle mümkün olur.

Yerel yönetimlerin görevi yalnızca yol yapmak, park düzenlemek veya rutin belediyecilik hizmetlerini yürütmek değildir. Günümüz dünyasında belediyeler aynı zamanda şehir ekonomisini geliştiren, üretimi teşvik eden ve vatandaşlarına yeni gelir kapıları açan kurumlar haline gelmiştir.

Bu konuda Türkiye'de dikkat çeken örneklerden biri Ordu Büyükşehir Belediyesi'dir. Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler öncülüğünde hayata geçirilen kaz yetiştiriciliği, seracılık, alternatif tarım ürünleri, fide üretimi ve kırsal kalkınma projeleri bugün sadece Ordu'da değil, Türkiye genelinde örnek gösterilmektedir.

Kaz yetiştiriciliği projesi ilk ortaya atıldığında birçok kişi tarafından sıradan bir girişim olarak görülmüş olabilir. Ancak bugün yüzlerce üreticiye gelir sağlayan, yeni bir ekonomik alan oluşturan ve kırsal kalkınmaya katkı sunan bir modele dönüşmüş durumdadır.

Aslında burada konuşulması gereken kaz, tavuk ya da herhangi bir ürün değildir. Konuşulması gereken şey üretim cesaretidir.

Yakın dönemde Adıyaman Belediyesi'nin tavuk ve yumurta üretimine yönelik girişimleri de çeşitli tartışmalara konu oldu. Oysa meseleye sadece "belediye tavuk mu yetiştirir?" anlayışıyla yaklaşmak büyük resmi görmemektir.

Asıl soru şudur:

Yerel yönetimler vatandaşın gelirini artıracak, üretimi teşvik edecek ve şehir ekonomisine katkı sunacak projeler geliştirmeli midir?

Eğer cevabımız evetse, bu tür projeler daha başlangıç aşamasında alay konusu yapılmamalı, siyasi tartışmaların malzemesi haline getirilmemelidir.

Aslında mesele yalnızca Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere'nin ya da herhangi bir belediye başkanının desteklenmesi değildir. Mesele; üretim, istihdam ve kalkınma amacıyla alışılmışın dışında projeler geliştirmeye çalışan tüm yerel yöneticilerin cesaretlendirilmesidir.

Çünkü bugün bir şehirde tavukçuluk projesi uygulanır, başka bir şehirde kaz yetiştiriciliği yapılır, bir başka yerde seracılık veya fide üretimi desteklenir. Önemli olan hangi ürünün üretildiği değil, vatandaşın gelirini artıracak yeni ekonomik alanların oluşturulmasıdır.

Başarılı olan her proje ilk gününde alkışlanmamıştır. Ancak şehirlerine değer katmak isteyen belediye başkanları, kooperatifler, kamu kurumları ve üretim odaklı tüm yerel aktörler destek gördüğünde ortaya yeni istihdam alanları, yeni gelir kaynakları ve daha güçlü yerel ekonomiler çıkmaktadır.

Adıyaman gibi tarım ve hayvancılık potansiyeli yüksek şehirlerin üretimi artıracak her fikre ihtiyacı vardır. Elbette her proje tartışılabilir, eleştirilebilir ve geliştirilebilir. Ancak projelerin daha filizlenmeden budanması, şehirlerin geleceğine zarar verir.

Kaybeden üretimi denemek değildir.

Asıl kayıp, üretmeyi hiç düşünmemektir.

Şehirler eleştirerek değil, üreterek büyür. Bir şehri kalkındıran şey de tam olarak budur: Cesur projeler ve onları hayata geçirme iradesi.

Mehmet Emin Danış