.. borsa, birkaç büyük oyuncunun oyun alanı haline gelirse küçük yatırımcı orada yatırımcı değil, seyirci olur.

Peki, küçük yatırımcının suçu ne?

Bana ulaşan bazı vatandaşların sitemleri üzerine bugün biraz da borsayı konuşalım.

Çünkü mesele artık sadece borsada para kazanmak ya da kaybetmek meselesi olmaktan çıktı.

Vatandaşın sorusu çok basit:

“Dün elimdeki hisse yüzde 10 düştü, bugün yüzde 10 yükseldi. Dün neden düştü, bugün neden yükseldi?”

Soruyoruz.

Aldığımız cevap ise çoğu zaman aynı:

“Fonlar böyle yaptı.”

“Büyük yatırımcı satış yaptı.”

“Piyasadaki fon hareketlerinden kaynaklandı.”

Yok savaş var tramp şun dedi!!

İyi de…

O zaman küçük yatırımcı ne olacak?

Parası olan büyük fonlar, büyük kuruluşlar ve piyasaya yön verebilecek güçteki yatırımcılar fiyatları bu kadar sert biçimde etkileyebiliyorsa, elinde üç-beş kuruş birikimi olan vatandaşın hakkını kim koruyacak?

16 Eylül’de Borsa İstanbul’da BIST 100 yüzde 5,75 düştü. Endeks gün içerisinde 12.817 puanı gördü ve devre kesici uygulandı. Ertesi gün ise piyasa yeniden toparlanmaya başladı.

Şimdi vatandaşın kafasındaki soru daha da büyüyor:

Bir gecede ne değişti?

Dün şirketlerin değeri mi yüzde 10 azaldı?

Türkiye ekonomisi bir gecede yüzde 10 mu küçüldü?

Şirketlerin fabrikaları mı kapandı?

Kasalarındaki para mı buharlaştı?

Hayır.

O zaman bu kadar sert hareketlerin arkasında ne var?

İşte burada devletin denetim mekanizmalarının görevi başlıyor.

SPK’nın kendi açıklamasına göre sermaye piyasasının güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı ve adil çalışmasını sağlamak; yatırımcıların hak ve menfaatlerini korumak Kurulun temel görevleri arasında. Üstelik piyasa bozucu eylemler ve manipülasyon mevzuatta açıkça düzenlenmiş durumda.

Ve bugün SPK’nın kendisi de son dönemde yaşanan gelişmeleri takip ettiğini ve bir dizi tedbir aldığını açıkladı.

Daha da önemlisi, SPK’nın bugün gerçekleştirdiği işlemler arasında 38 kişi hakkında suç duyurusu ve iki yıl işlem yasağı bulunuyor. Soruşturmanın kapsamındaki hisseler arasında Katılımevim, Gündoğdu Gıda ve Destek Finans Faktoring bulunuyor. Pusula Portföy ve bazı yöneticileri de işlem yasağı ve suç duyurusu kapsamına alındı.

Demek ki ortada ciddiye alınması gereken bir sorun var.

Ancak burada çok önemli bir ayrım yapalım:

Her sert düşüş manipülasyon değildir.

Borsada arz ve talep nedeniyle fiyatlar elbette düşer ve yükselir.

Fakat asıl sorulması gereken şudur:

Bazı büyük oyuncuların veya fonların işlemleri, küçük yatırımcının öngöremeyeceği ve piyasayı yapay biçimde etkileyebilecek bir yapıya dönüşüyorsa, bu yeterince erken tespit ediliyor mu?

İşte vatandaşın devletten istediği cevap budur.

Çünkü küçük yatırımcı piyasaya güvenerek parasını getiriyor.

Kimi emekli maaşından artırıyor.

Kimi çocuğunun eğitim parasını biriktiriyor.

Kimi yıllarca çalışıp kenara koyduğu parasını enflasyona karşı korumaya çalışıyor.

Ve sonra bir sabah ekranı açıyor -10…

Ertesi gün: +10…

Vatandaş da doğal olarak soruyor:

“Ben bu oyunun neresindeyim?”

Daha vahimi, yatırımcı bir kuruma sorduğunda “fonlar yaptı” cevabını alıyorsa, o zaman yeni bir soru ortaya çıkıyor:

Fonlar piyasayı bu kadar sert biçimde etkileyebiliyorsa, onları kim ve ne kadar sıkı denetliyor?

Bugün yaşanan fon krizinde bazı fonların düşük işlem hacimli hisselerde çok büyük pozisyonlara ulaştığı ve yatırımcıların fondan çıkmak istemesiyle likidite sorunlarının büyüdüğü yönünde haberler yayımlandı.

İşte burada Maliye ve Hazine Bakanlığı’na, SPK’ya, Borsa İstanbul’a, Takasbank’a ve ilgili bütün kurumlara büyük bir sorumluluk düşüyor.

Vatandaşın parasını korumak sadece piyasaya “yatırım yapın” demekle olmaz.

Güvenilir piyasa oluşturmak gerekir.

Şeffaflık gerekir.

Denetim gerekir.

Fonların hangi hisselerde ne kadar yoğunlaştığı, bağlantılı şirketlerle ilişkileri, likidite riskleri ve olası çıkar çatışmaları çok daha yakından takip edilmelidir.

Çünkü borsa, birkaç büyük oyuncunun oyun alanı haline gelirse küçük yatırımcı orada yatırımcı değil, seyirci olur.

Bizim derdimiz borsanın yükselmesi veya düşmesi değil.

Bizim derdimiz adil bir piyasa.

Devlet vatandaşın yerine yatırım yapamaz.

Ama vatandaşın parasının manipülasyon, piyasa bozucu eylem veya denetim zaafları nedeniyle haksız biçimde zarar görmesini önlemek için gereken denetimi yapmak zorundadır.

Bugün SPK’nın attığı adımlar önemli.

Ama vatandaşın beklediği sadece olay olduktan sonra işlem yapmak değil.

Sorun ortaya çıkmadan önce görmek.

Çünkü borsada kaybedilen para sadece para değildir.

Güvendir.

Bir vatandaşın yıllarca biriktirdiği üç kuruşun birileri tarafından piyasadaki güç dengeleriyle eridiği düşüncesi oluşursa, o vatandaş bir daha sermaye piyasasına güvenmez.

Bu da sadece yatırımcıyı değil, Türkiye ekonomisini de zarar görür.

O yüzden soruyorum:

Dün neden düştü?

Bugün neden yükseldi?

Ve en önemlisi:

Küçük yatırımcının hakkını kim koruyor?

Vatandaş artık bu sorulara “Fonlar böyle yaptı” cevabını değil, açık, şeffaf ve ikna edici bir açıklama istiyor.

Çünkü mesele artık sadece borsa değil.

Mesele, vatandaşın parasına ve piyasaya olan güvenidir.

Mehmet Hakan KARAASLAN