Gazetecinin bayramı veya mesaisi yoktur; haberin olduğu her an çalışır, olmadığı zamanlarda da toplum için faydalı olacağına inandığı işlerle meşgul olur.
Bugün 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı…
Aslında yıl içerisinde gazetecilere ithaf edilen yalnızca bu gün yok. 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü, 8 Eylül Uluslararası Gazeteciler Dayanışma Günü ve 2 Kasım Gazetecilere Karşı İşlenen Suçlarda Cezasızlığın Sona Erdirilmesi Uluslararası Günü de mesleğimiz adına takvimde yer alan önemli tarihler.
Gerçek anlamda bu günleri kim kutluyor, doğrusu bilmiyorum.
Ben ise kutlamıyorum.
Çünkü tam 45 yıldır, milli ve dini bayramlar da dâhil olmak üzere, bu günlerin (neredeyse) tamamında sahada olan bir gazeteciyim. Gazeteciliğin mesaisi olmadığı gibi bayramı da olmaz. Haber varsa gazeteci görev başındadır. Haber yoksa da toplum yararına olacağına inandığı başka çalışmaların içindedir. Ancak işini bitirip nefes alabildiği kısa anlarda kendisine küçük bir bayram yaşayabilir.
Gazetecilik; doktorluk, avukatlık ve benzeri meslekler gibi hayatın kesintisiz devam eden alanlarından biridir. Nasıl ki bir Doktor, "Bugün bayram, (tatildeyim, izinliyim gibi gerekçelerle) bugün hastaya bakmıyorum" diyemezse; gerçek bir gazeteci de "Bugün izinliyim, habere gitmiyorum" diyemez.
Kendi nikahıma, tüm davetliler salondayken haber nedeniyle geç kalmış biriyim ve bundan da asla gocunmadım, üzülmedim; çünkü işimi helaliyle yaptığım için gecikmiştim.
Çünkü gazetecilik meslekten öte bir sorumluluktur.
…………
Ne var ki yıllardır gazetecilik de yasal boşluklardan en fazla yararlanılan mesleklerden biri hâline geldi.
Mesleğin gerektirdiği bilgiye, birikime ve emeğe sahip olmadığı hâlde; yalnızca bu unvanın sağladığı maddi ve manevi imkânlardan yararlanmak için gazeteciliğe yamanan insanlar türedi.
Ben bu kişileri "KAZATACI" olarak adlandırıyorum.
Kimi meslek işgalcisi…
Kimi meslek korsanı…
Kimi meslek tüccarı…
Kimi ise meslek fırsatçısı…
Ortak özellikleri ise gazeteciliği kamu yararı için değil, kişisel çıkarları için kullanmalarıdır.
Bu kişiler çoğalmış olabilir.
Ama bu durum gazetecilik mesleğinin kutsallığını azaltmaz, değerini düşürmez.
Aksine, gerçek gazeteciler ile gazetecilik görüntüsü altında çıkar peşinde koşanları birbirinden ayırmayı daha da önemli hâle getirir.
…………
Her 24 Temmuz'da sosyal medyada dolaşıma sokulan "üç maymun" görsellerini görüyorum.
Sanki bütün gazeteciler görmeyen, duymayan ve konuşmayan insanlarmış gibi…
Bu yaklaşım, gerçekten mesleğini onuruyla yapan binlerce gazeteciye haksızlıktır.
Eğer eleştirilecek bir kesim varsa, o da gazeteciliği araç hâline getiren, mesleğin itibarını kişisel menfaatlerine alet edenlerdir.
Gerçek gazetecileri, bu kişilerle aynı kefeye koymak doğru değildir.
…………
Bir de şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor:
Bugün ücretsiz okuduğunuz haberleri size kim ulaştırıyor?
Gece yarısı, kar altında, depremde, selde, yangında, kazada, mahkeme koridorlarında, hastane önlerinde, seçim sandıklarında kimler görev yapıyor?
Peki, o gazetecilerin daha özgür, daha güvenli ve daha bağımsız çalışabilmesi için toplum olarak biz ne yapıyoruz?
Gazeteciliğe gerçekten sahip çıkıyor muyuz?
…………
24 Temmuz, yalnızca kutlama günü değil; gazeteciliğin değerini, sorumluluğunu ve karşı karşıya olduğu sorunları yeniden düşünme günüdür.
Bu vesileyle mesleğini ilkeli, dürüst ve kamu yararı anlayışıyla sürdüren bütün meslektaşlarımı saygıyla selamlıyor; görevleri başında hayatını kaybeden basın emekçilerini rahmet ve minnetle anıyorum.
Mehmet Emin DANIŞ
#MehmetEminDanış #KöşeYazısı #24Temmuz #GazetecilerVeBasınBayramı #Gazetecilik #BasınÖzgürlüğü #BasınEmekçileri #KAZATACI #YerelBasın #BesniGüncel
Next