Son günlerde peş peşe yaşanan boğulma vakalarında 4 çocuk hayatını kaybetti. Uzmanlar, güvenli alan eksikliği ve yetersiz tedbirlerin acıları artırdığına dikkat çekiyor.
Önceki gün Gaziantep'in İslahiye ilçesinde serinlemek için dereye giren 16 yaşındaki Eren Yıldırım maalesef boğuldu. Dün Adıyaman'ın Gölbaşı ilçesinde taşkın koruma göletine giren 13 yaşındaki Talal Al-Sinjar ve arkadaşı Abdullah Al-Sajer, serinlemek isterken hayatını kaybetti. Bugün de Gaziantep'in Yavuzeli ilçesinde serinlemek için arkadaşlarıyla dereye giden 16 yaşındaki Vakkas Sakar’dan acı haber geldi.
Hava sıcaklıklarının aylardır düşük seyrettiği ülkemizde topu topu 3-5 günlük sıcak havada 4 çocuğumuzu suya kurban verdik. Her yıl aynı acıları yaşıyor, aynı haberleri yazıyor, aynı gözyaşlarına tanıklık ediyoruz. Ne yazık ki her yaz mevsimiyle birlikte serinlemek isteyen çocuklarımızın ve gençlerimizin ihmaller zinciri içinde hayatını kaybettiği haberleriyle sarsılıyoruz.
Havalar ısınınca aileleriyle ya da arkadaşlarıyla pikniğe çıkan insanlar, serinlemek için gördükleri ilk suya giriyor. Oysa göletler, dereler, sulama kanalları ve taşkın koruma havzaları dışarıdan sakin görünse de altında çamur, ani derinleşme, akıntı ve bataklık riski taşıyan ölüm tuzakları barındırıyor.
Yıllardır bu boğulma olaylarıyla ilgili haberler ve köşe yazıları yazmanın verdiği üzüntüyle bir kez daha aynı çağrıyı yineliyorum: Artık sadece olay olduktan sonra üzülmek yetmez. Önlem almak zorundayız.
Şehirlerin en merkezi noktalarında bile güvenlik tedbirleri yeterli değilken, kırsaldaki gölet ve dere kenarlarının kaderine terk edilmesi kabul edilemez. Bu alanların çevresi tel örgülerle çevrilmeli, uyarı levhaları artırılmalı, riskli bölgelerde denetimler sıklaştırılmalıdır.
Daha da önemlisi çocuklarımız için güvenli serinleme alanları oluşturulmalıdır. Belediyeler ve ilgili kurumlar; havuzlar, kontrollü yüzme alanları ve sosyal yaşam alanları inşa ederek insanları ölümle burun buruna getiren bu alanlara mahkum bırakmamalıdır.
Çünkü her kaybettiğimiz çocukla birlikte sadece bir can yitirmiyoruz; bir ailenin geleceği, hayalleri ve umutları da sulara gömülüyor.
Aynı acıları yaşamamak için bugün harekete geçmezsek, yarın yine benzer satırları yazmak zorunda kalacağız.
Mehmet Emin Danış
Next