Gelinen son noktada, Tutdere’nin siyasi pozisyonundaki değişim, bakanların Adıyaman ziyaretlerinde VIP minibüsünde yer almasına kadar uzanmış durumda.

Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere’nin AK Parti’ye katılıp katılmayacağı, uzun süredir kent siyasetinin en çok konuşulan başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Doğal olarak vatandaşlar da bu süreci yakından takip ediyor.

Abdurrahman Tutdere, 5 Temmuz 2025 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Aziz İhsan Aktaş suç örgütü”ne yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alındı. Daha sonra hakkında ev hapsi kararı verilerek görevinden uzaklaştırıldı. İlerleyen süreçte tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı ve davası halen devam ediyor.

25 Temmuz 2025 tarihinde adli kontrol kararının kaldırılmasıyla birlikte görevine iade edilen tek CHP’li Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere oldu.

Siyasi kulislerde uzun zamandır konuşulan bir başka konu ise Tutdere’nin, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve ekibiyle ilişkisinin beklenen düzeyde güçlü olmadığı yönündeki değerlendirmeler var.

Nitekim CHP Adıyaman İl Başkanlığı seçimlerinde mevcut il başkanına karşı aday çıkarılması yönünde girişimlerde bulunulduğu, ancak seçimin kazanılma ihtimalinin düşük görülmesi üzerine bu girişimden vazgeçildiği de kamuoyuna yansıdı.

Bu gelişmeler, Tutdere’nin parti yönetimiyle her konuda tam bir uyum içerisinde olmadığı yönündeki yorumları güçlendirdi.

Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında yaşanan ve kamuoyunda “mutlak butlan” tartışmalarıyla birlikte değerlendirilen süreçte de Tutdere’nin açık bir taraf olmak yerine gelişmeleri izlemeyi tercih ettiği görüldü.

Tutdere’nin, ne Özgür Özel’in liderliğindeki CHP ile ne de Kemal Kılıçdaroğlu’nun temsil ettiği CHP anlayışıyla sağlam bir bağı var. Her iki kesimle olan ilişkisi de pamuk ipliğine bağlı.

Kanaatimce, 5 Temmuz 2025’te yaşanan adli süreç hiç yaşanmamış olsaydı, bugün Abdurrahman Tutdere’nin siyasi geleceği çok farklı bir noktada olabilirdi. Hatta AK Parti’ye katılarak rozetini takmış olabileceğini düşünüyorum.

Göreve seçildiği ilk dönemde il protokolünde zaman zaman geri planda bırakıldığı, koordinasyon toplantılarında yeterince söz hakkı bulamadığı ve görüşlerinin dikkate alınmadığı yönünde çeşitli değerlendirmeler yapılıyordu.

Ancak soruşturma sürecinin ardından farklı bir tablo ortaya çıktı.

Tutdere’nin geçmişteki sert muhalif söylemini büyük ölçüde geriye çektiği dikkat çekti. Önceki dönemlerde yüksek sesle eleştirdiği birçok konuda daha temkinli bir dil kullanmayı tercih etti.

Özellikle Adıyaman Belediyesine ait bazı alanların geleceğine ilişkin süreçlerde kamuoyunun beklediği ölçüde güçlü itirazlar görülmedi. Eski Hükümet Meydanı’ndaki tamamlanmış alanın yıkılması ve Demokrasi Parkı’nda ağaçların kesilerek yapılaşmaya açılması gibi tartışmalı konularda da beklenen sert açıklamalar yapılmadı.

Elbette “Yetki bende değildi.” denilebilir. Ancak siyaset bazen sonuç almaktan çok, tarihe not düşmektir. Karar değişmeyebilir; fakat ortaya konulan itiraz, kamuoyu hafızasında yerini alır.

Zaman içerisinde dikkat çeken başka gelişmeler de yaşandı.

Bir dönem il protokolünde geri planda kaldığı konuşulan belediye başkanı, valiliğin düzenlediği programlarda daha görünür hale geldi. Koordinasyon toplantılarında sunum yapan, bakanların Adıyaman programlarında ziyaretlerin sonuna kadar eşlik eden bir profil ortaya çıktı.

Gelinen son noktada, Tutdere’nin siyasi pozisyonundaki değişim, bakanların Adıyaman ziyaretlerinde VIP minibüsünde yer almasına kadar uzanmış durumda.

Aynı süreçte Tutdere’den AK Parti’nin uygulamalarına yönelik dikkat çeken sert bir eleştiri de duyulmadı.

AK Parti Adıyaman Milletvekilleri ve İl Başkanı ile uyumu gözlerden kaçmıyor.

Öte yandan benzer bir yumuşamanın AK Parti cephesinde de yaşandığı görüldü. Adıyaman susuzluk, toz, çamur ve bozuk yollar gibi ciddi sorunlarla mücadele ederken, belediyeye yönelik sert siyasi eleştiriler maalesef yapılmadı. Yapmayı düşünenlere izin verilmedi.

Belediyede kamuoyunda tartışma oluşturan birçok gelişme yaşanmasına rağmen, AK Parti Belediye Meclis Grubu’nun da aldığı telkinler sonrasında dikkat çekici ölçüde sessiz kalması siyasi kulislerde farklı yorumlara neden oldu.

Bütün bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, kamuoyunda Abdurrahman Tutdere ile AK Parti arasında siyasi ilişkilerin geçmişe göre daha farklı bir zemine oturduğu yönünde güçlü bir algının oluştuğu görülüyor.

Bununla birlikte, ilerleyen dönemde böyle bir karar alınması halinde bunun özellikle devam eden yargı sürecinin tamamlanmasının ardından gerçekleşmesi birçok kişi açısından sürpriz olmayacaktır.

Şimdilik ortada kesinleşmiş bir siyasi tercih değil, çeşitli gelişmelerden hareketle yapılan değerlendirmeler ve kulis yorumları var.

“Son sözü ise her zaman olduğu gibi zaman söyleyecek. Ancak görünen o ki, Abdurrahman Tutdere’nin AK Parti’ye fiilen bir geçişi olmuş gibi.”

Muzaffer Akif BEYAZ