.. bazen rakamların ve resmi tabloların gösteremediği gerçekler, sahada insanların hayatlarında karşılık bulmaktadır.
Öncelikle, dün kaleme aldığımız “Konteynerler Boşalıyor, Peki Gidecek Yeri Olmayanlar?” başlıklı köşe yazıma yapılan değerli yorumlar için herkese teşekkür ediyorum.
Yapılan yorumlar arasında, sahada görev yapan bir sosyal hizmet uzmanı kardeşimizin değerlendirmesini özellikle dikkat çekici bulduğum için sizlerle paylaşmak istedim.
SAHADAN GELEN BİR SES
Kendisi mesajında özetle şu ifadeleri kullandı:
“Duyarlı düşünceleriniz ve bu önemli konuya dikkat çektiğiniz için teşekkür ederim. Bir sosyal hizmet uzmanı olarak bu durumun ortaya çıkardığı mağduriyetlere sahada birebir şahitlik ediyorum. Umarım dile getirdiğiniz hususlar yetkililer tarafından dikkate alınır ve gerekli adımlar atılır.
Bir konu hakkında fikir belirtirken yalnızca kişisel deneyim ve gözlemlerin yeterli olmayabileceğini de ifade etmek isterim. Ben bir kamu kurumunda sosyal hizmet uzmanı olarak görev yapıyorum. Akif Bey’in değindiği hususlarla ilgili çok sayıda mağdur ve çaresiz insanla birebir karşılaşıyoruz.
Deprem hepimizden bir şeyler aldı; kimi ailesini kaybetti, kimi işini, kimi de yıllarca emek vererek oluşturduğu tüm varlığını yitirdi. Bugün tek başına yaşayan, kimsesi olmayan, ağır hastalıklarla mücadele eden ve düzenli geliri bulunmayan birçok insan var.
Sahada çalışan bir meslek elemanı olarak şunu söyleyebilirim ki; mevcut sosyal hizmet ve sosyal yardım mevzuatı, böylesine büyük bir afetin ortaya çıkardığı tüm mağduriyetleri karşılamakta bazı alanlarda yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle insanların yaşamlarını kolaylaştıracak çözüm önerilerine peşin hükümle yaklaşmak yerine, bunların toplum yararına olup olmadığını değerlendirmek daha doğru olacaktır.”
MASA BAŞINDAKİ DEĞERLENDİRMELER HER ŞEYİ GÖSTERMİYOR
Bu değerlendirme, sahada yaşanan gerçeklerin masa başındaki değerlendirmelerden farklı olabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Konteyner kentlerin tahliye süreci yalnızca teknik veya idari bir konu değildir. Bu mesele, aynı zamanda sosyal yönleri olan ve doğrudan insan hayatını etkileyen bir süreçtir. Her konteynerde yaşayan vatandaşın şartları aynı değildir. Kimi yeni evine taşınabilecek durumdayken, kimi halen barınacak güvenli bir yer bulamamış olabilir.
EN KIRILGAN KESİMLER DAHA FAZLA ETKİLENİYOR
Özellikle tek başına yaşayan yaşlılar, engelliler, kronik hastalar, düzenli geliri olmayanlar ve yakın desteğinden yoksun vatandaşlar için süreç daha da hassas bir hale gelmektedir.
Elbette konteyner kentler kalıcı yaşam alanları değildir. Ancak bu alanların boşaltılması sürecinde gerçekten gidecek yeri olmayan insanların durumlarının ayrıca değerlendirilmesi gerektiği de bir gerçektir.
SOSYAL DEVLET ANLAYIŞI NE GEREKTİRİYOR?
Sosyal devlet anlayışının en önemli ölçütlerinden biri, en zor durumda olan vatandaşları gözetebilmesidir. Bu nedenle çözüm önerilerine peşin yargılarla yaklaşmak yerine, sahadan gelen sesleri dinlemek ve mağduriyetleri azaltacak alternatifleri değerlendirmek önem taşımaktadır.
TEMENNİMİZ MAĞDURİYET YAŞANMAMASI
Temennimiz; konteynerlerin tahliyesi sürecinde gerçekten barınacak yeri olmayan vatandaşların mağdur edilmemesi, ihtiyaç sahibi insanların göz ardı edilmemesi ve kalıcı çözümlerin sosyal gerçekler dikkate alınarak üretilmesidir.
Çünkü bazen rakamların ve resmi tabloların gösteremediği gerçekler, sahada insanların hayatlarında karşılık bulmaktadır.
Muzaffer Akif BEYAZ
Next