Mehmet BOZKUŞ'tan gündem analizi: "YENİ GÜCE DAYALI DÜNYA DENGESİ İTTİFAKLAR ÇAĞINDA STRATEJİK YENİDEN KONUMLANMA 14"

21.Yüzyılın üçüncü on yılına girilirken uluslararası sistem güce dayalı güç ertkinliğine dayalı yeni şekillenme sürecinde kendisine yeni jeopolitik denge arayışları içinde olan dünya için yeni kutuplaşmaları beraberinde getirmektedir.

Bu süreç iki temel eksen üzerinden yeniden şekillenme rotasına doğru yol aldığı görülmektedir.

Güç projeksiyonu (askeri, ekonomik, teknolojik),

İttifak mimarisi.

Soğuk Savaş sonrası dönem “ABD merkezli liberal düzen” şeklinde tarif edilirken, güncel görünüm “çok katmanlı rekabetçi bloklaşma” ve güce dayalı kontrollü kaos ve kriz oluşturma ve etkinlik sahasında yaptırımcı güç olarak bulunmaktır.

Bu süreçte dört ana ittifak modelini ortaya çıkarma yolunda şekillenmektedir. Bu durum güce dayalı olması nedeniyle devamlı değişkenlikler gösterecek yapı içinde olması ülkelerin güven endeksli ilişkilerinde farklı yapılar üzerinden çekişmeleride beraberinde getirmektedir.

ABD arka bahçesi ve İttifaklık anlayışında reel politik üzerinden tehdit,işgal,istila ve ekonomi modeline dayalı ittifaklık modeli,

Avrupa 1945 sonrası ABD ile oluşturduğu menfaat ve çıkar odaklı dünya sömürge sisteminden Trump döneminde ayrışmaya doğru yol alması ABD’nin tehditleriyle karşılaşması enerji ve üretim odaklı yapısının ihtiyaç duyduğu güvenlik modeli ile beraber yeni arayışlar içinde olması Fransa’nın Çin yaklaşımı ile ortaya çıkan ABD alternatif arayışları ile yeni dönemde güç merkezi olabilecek bir yapıya kavuşması için kendine çıkış yolları aramasıdır.

Yaklaşık iki milyar nüfus ile şimdiye kadar farklı yapılara ve ülkelere güvenliklerini teslim eden İslam dünyası daha çok kriz ve kaosların merkezi konumunda olmuş ve sömürgeci ve emperyal yapılar üzerinden devamlı olarak kullanılma ve istediklerini güce dayalı olarak yaparak varlıklarını sürdürmüşlerdir. Türkiye’nin hem bölgesel hem de Küresel ölçekli Balans üreten güç merkezi konumuna gelmesi İslam dünyası için yeni bir çıkış ve politik süreçleri beraberinde getirmektedir.

Dünya arka bahçe stratejileriyle beraber Alaska sonrası yeniden şekillenme sürecine girmesiyle ABD Venezuella ile Rusya Ukrayna ile Çin ise Tayvan ile yol alırken Türkiye terör üzerinden hem içeride hem de dışarıda oluşturulan karşısında güçlü ve istikrarlı modeli ile ortaya koyduğu güç merkezli politikalarıyla beraber güç dengelerinin değişmesine neden olmuştur

Bu durum İslam Dünyası içinde yeniden bilinçlenme ve ittifaklık süreçlerini beraberinde getirmeye başlamıştır. Suriye’de gelişmelerde bunu bölge ülkeleri yakından görmektedir. İslam İttifakı (Gevşek ve çok merkezli)

Çin–Rusya–İran–Hindistan İttifakı (Asyatik güç bloklaşması) üretim,ekonomi,enerji ve hammadde merkezli güç merkezi konumlarında olan bu yapılanma aynı zamanda yükselen güçler olarak var olan güçler için bir tehdit konumuna gelmeleri hegemon güçlerin kendilerine çıkış modeli aramalarına neden olmaktadır.

Üretim ve Ekonomik güç yapılarını savunma sanayisinde ulaştıkları yüksek teknolojik ürünlerinde beraberinde getirmiş gelişmeler wen çok ABD’nin giderek hakimiyet alanlarında güç kayıp etmesine neden olmaktadır.ABD kendisine karşı oluşan bu yapının ön bahçe alanları olarak ilişkilerinde stratejik konumda olan kendi hinterlantındaki ülkeleri tehdit ederek bu ülkeler ile olan ilişkilerini sonlandırma ve süreçleri sekteye uğratma politikalarıyla beraber kriz ve kaoslar yaratmaktadır.

Bu yapıların eş zamanlı yükselişi “Güce Dayalı Bir Dünya”oluştuğunu göstermektedir.

ABD’nin İttifakı sistem koruyucu güç olarak stratejik kimlikler yaratarak birlikteliklerini koruma ve devam ettirmek istemektedir.ABD ittifakı NATO, QUAD, AUKUS, Five Eyes gibi güvenlik çerçeveleriyle küresel güvenlik mimarisinin merkezinde durmaktadır.

ABD’nin temel hedefleri,

Küresel ticaret yollarını açık tutmak,

Tehdit ve işgal üzerinden hakimiyet alanlarını genişletmek,

Dolar merkezli finansal egemenliği korumak,

Teknolojik üstünlüğü muhafaza etmek,

Batı normlarını uluslararasılaştırmak.

Lider ülkeler oluşturarak ABD merkez çekirdek konumu ile ,Japonya, Güney Kore, Avustralya Pasifik kanadını kendi kontrolünde devamlı kalmasını sağlamak,Kanada, İngiltere Atlantik kanadı ile yol almak istemesidir. Kanada’nın istenmesi bu ilişkilerin çıkmaza girmesine neden olmuş ancak gelişmelere baktığımızda aynı yapı çok farklı politikalar üreterek kapalı kapılar arkasında hep birlikte3 oldukları gerçeğini bilmemiz gerekir.

Öncelikli Coğrafya alanları ile Pasifik içindeki yapılanmasıyla Çin’in çevrelenmesi

Orta Doğu’da İran ve Rusya’nın sınırlanması,

Avrasya’da Rusya’nın denetlenmesi ve Çin’e giden ticari, enerji koridorlarının kontrol altına alınması veya kriz kaos ortamı yaratarak sekteye uğraması,

Arktik bölgesinde güvenlik, enerji ve deniz yolları ile yeni yolların hakimiyetinde etkin rol almak,

Bu ittifak “kural bazlı düzen” söylemiyle meşruiyet üretmekte; askeri güç ile teknoloji birleşimini ana araç haline getirmektedir.

Avrupa İttifakı ”Normatif Güçten Stratejik Güce Geçiş” ile kendisine yeni bir stratejik kimlik arayışları içine girmiştir. AB uzun süre “normatif güç” olarak tanımlanmış, askeri angajman yerine,hukuki düzen,insan hakları,ekonomi ve ticaret enstrümanlarıyla etki kurmuştur. Ancak

2020 sonrası süreçte AB “stratejik özerklik” gündemine geçmiştir.

AB içindeki lokomotif lider ülkeler,Almanya ekonomi ve üretim odaklı yapısıyla,Fransa askeri,nükleer, BM daimi üye statüsü ,stratejik sömürgeci konumlanmasıyla,İngiltere, Brexit süreci ile Atlantik köprüsü arasında stratejik güç ve dünya üzerindeki sessiz derin politikalarıyla beraber varlık gösteren ABD ile bugün için çatışmalı işbirliği içinde olan bir ülke konumunda olmasıdır.

Bu gelişmeler ile yeni eğilimlerin ortaya çıkması AB’nin dönüşümünü tetikleyen 3 faktör, Rusya-Ukrayna savaşı,Çin’in yükselişi,ABD’nin küresel öncelik değiştirmesi AB içinde krizleri beraberinde getirmiştir. Bu nedenle AB artık NATO içi bir aktörden öte, bağımsız güvenlik,ekonomi bloğu haline dönüşme arayışındadır.

İslam İttifakı çok merkezli, finansal ekonomik temelli (enerji kaynaklı)ve üretim alanı enerji tabanlı bir blok olması değişen günümüz şartlarında yeni üretim modellerini aramalarına neden olmuş ve bu süreç yeni işbirliklerini güvenlik konsepti ile beraber getirmiştir.

İslam coğrafyasındaki ittifaklaşma homojen değildir; üç ana merkez görülmektedir.

Körfez Bloku (Suudi Arabistan,BAE,Katar),Türk Stratejik Ekseni (Türkiye,Azerbaycan,Orta Asya,Afrika),Pakistan ekseni (Nükleer kapasite ve Çin ara kesiti),Türkiye,Pakistan Azerbaycan ittifakı,Pakistan Suudi Arabistan yapılanmalarıyla yeni işbirliklerini de ortaya çıkarmaktadır.

Dünyanın enerji ihtiyaçlarının karşılanmasında sahip oldukları zenginlikleriyle beraber Stratejik sürdürücü güçleri bu ittifakı daha çok enerji (petrol–gaz),lojistik,finansal sermaye,gıda güvenliği,üzerinden inşa edilmektedir.Türkiye istikrarlı savunma sanayisinde ulaştığı üretim kapasitesi ile yeni güç merkezi konumuna gelmesi İslam dünyası için yeni işbirliklerinin oluşması gerektiğini göstermektedir. Bu durum güvenlik sistemlerini Batı üzerinden sağlayan ülkelerin İsrail’in son Katar saldırısı ile yerli ve milli kendi dinamikleri olan ürünleri savunma ve güvenlik sistemlerinde kullanmaları gerektiği anlayışını ortaya çıkarmıştır.

Dünya güce dayalı yeni şekillenme sürecinde güç merkezi konumuna gelmekte olan lider ülkeleri,Suudi Arabistan, enerji,finans alanlarında hakimiyeti etkin şekilde devam ederken,Türkiye ,jeopolitik, askeri , diplomasi güvenlik sanayisi üretim kapasitesi,Pakistan, Nükleer caydırıcılık, Asya Pasifik coğrafyasında etkinlik, Katar, medya, finans, diplomasi ile etkin roller üstlenmektedirler. Yeni küresel yapılar içinde de yer alarak henüz kurumsal yapıda olmasalarda BRICS, ŞİÖ ve OPEC gibi platformlarda etkisini artırmaktadır.

Çin,Rusya,İran,Hindistan bloku Asyatik Güç Geometrisi içinde ABD için en riskli yapı olarak değerlendirilmektedir.Bu ittifak türü Soğuk Savaş dönemindeki klasik askeri bloklardan farklıdır: ideoloji yerine güç ve çıkar eksenine dayanır.

Dünyanın üretim ,enerji,tüketim finansal kaynak ve savunma sanayi ile beraber NTE sahip en zengin kaynakları ellerinde barındıran,aynı zamanda nihai ürüne çevirmek için teknolojik üretim yapısına sahip olmaları ABD için yeniden üretim merkezi olma stratejilerinin elinden alınmasıyla beraber önemli bir teknoloji ve üretim merkezi konumlarına gelmelerini sağlamıştır.

Çin,küresel üretim ,teknoloji , ticaret,bir kuşak ve bir yol ile küresel altyapı ağını genişletmesi ve etkin ekonomik alan yaratma kapasitesi oluşturması,

Rusya,askeri güç ,enerji,nükleer kapasitesi, yer altı ve yer üstü zenginliklerine sahip olması,Avrasya’nın güvenlik sağlayıcısı rolünü hala devam ettirmesidir.

İran, bölgesel vekil ağları (proxy capabilities),enerji,coğrafyasal alan ulaşması,Hürmüz Boğazı ile dünya enerji trafiğinde etkin rol alması,

Hindistan,teknoloji ,nüfus , Pasifik,Hint köprüsü,ABD ile işbirliği,Çin ile rekabette ikili dengesi ile birer etki alanları oluşturmalarıdır.

Bu bloğun çekim merkezi ABD karşısında stratejik dengelemedir.

Yeni düzen güce dayalı dünya sistemi Soğuk Savaş sonrası “Kurallara Dayalı Düzen” söyleminin yerine artık,“Güce Dayalı Düzen”geçmiştir.

Bu geçişi belirleyen parametreler,askeri güç,enerji ve maden kontrolü,tedarik zincirleri,deniz ve ticaret yolları,teknoloji egemenliği (yapay zeka,çip,uzay),finansal araçlar,medya ve bilgi alanı ile bu yapılar klasik bloklar yerine çoklu ittifaklar üretmektedir.

Güç Çağında,

Rekabet,

Uzlaşma,

Ayrışma,

Yeni dönemi özetleyen üç kavram olarak görülmektedir.

Rekabet, Pasifik ve Avrasya’da artan güç mücadelesidir. Uzlaşma,güvenlik,savunma,enerji ve ticaret alanında yeni işbirlikleridir.

Ayrışma, Normlar, teknoloji ve finans alanında bloklaşmadır.

Bu yüzden 21. yüzyıl denge yüzyılıdır.

Güç dengesi, bloklar ve gelecek üzerinden yeniden şekillenmektedir.

Yeni sistem üç maddede özetlenebilir:

Tek kutupluluk sona erdi.

İki kutupluluk geride kaldı.

Çok merkezli denge yükseliyor.

Bu sistemin stratejik tanımı,“Güce Dayalı Çok Kutuplu Rekabetçi Düzen” tanımıdır.

Bu süreçte sorulacak ana soru şudur:

“21. yüzyılın kurucu düzenini kim yazacak?”

Bu sorunun cevabı henüz netleşmemiştir; fakat güç dağılımı Batı tekelinden çıkarak çok merkezli dünyaya doğru evrilmiştir.

Mehmet BOZKUŞ

Stratejist-Siyaset Bilimci