Mazharı feyz olamaz düşmeyince, hake nebat

Mütevazi olanı rahmeti rahman büyütür.

Evet, saygıdeğer okurlarım. Yukarıda ki sözün açıklaması şöyledir; bir tohum toprağa düşmeyince filizlenip büyüyemez. İşte bu bakımdan Allah-u Teala’nın rahmeti, kibirlileri değil, ancak ve ancak mütevazı olanları büyütür ve yüceltir.

Evet, saygıdeğer okurlarım. Tevazu: alçakgönüllü olmak, hakka ve hakikate boyun eğmek ve hakkı kabul etmektir. Ancak tevazunun azlığı kibir alameti, aşırılığı ise zillettir. Çünkü ayrıca aşırı tevazu nefis de kibrin bir alameti olarak tezahür edebilir. Evet, bu hususta da dengeye dikkat etmek gerekir.

Peygamberimiz (sav) efendimizden bir sonra ki nesil olan tabiinin büyük âlimlerinden olan Hasanı Basri’ye göre tevazu: bir kimsenin evinden çıkıp giderken yolda rastladığı her Müslüman’ı kendisinden çok üstün kabul etmesidir.

Yine büyük sofilerden (fudayl  bin iyazın) kendisi gibi zahit ve muhaddis olan (şuayb bin habe) Kabeyi tavaf ettikleri bir esnada şu sözlerde aynı anlayışı yansıtmaktadır. Şuayb: eğer bu yıl ki hacca sen ve benden daha günahkâr bir kimse gelmiştir diye düşünüyorsan, bil ki bu çok fena bir zandır.

Evet, dünya hayatında insanları en güzel mühim olan zihnet hiç şüphesiz tevazuldur. İşte bu haslette kul olmanın bir gereğidir. Evet, hiçbir şeye malik olmayan bütün ihtiyaçlarını el gani olan rabbine arz eden bir insanın başka türlü düşünmesi veya davranması düşünülemez ve beklenemezde. İşte bu hakikate aykırı bir hareket olur çünkü guru, övünme ve bencillik eşya ile insan arasına çekilen bir perdedir. Evet, bu perdeyi kaldırmadan hiçbir şeyi olduğu gibi görmek mümkün değildir. Kendini beğenmiş kimselerin tasavvurlarında ki âlemin, gerçeğine nispetle büsbütün farklı bir manzarası vardır. İşte bu vehimlerden sıyrılarak hadisatı hakikat veçhi ile görmeyen kimseler, hatalara sürüklenmekte ne yazık ki başkalarından daha çok kendilerini aldatmakta, tabii daha kötüsü de Allah Zülcelâl hazretlerinin gazabına ve hoşnutsuzluğuna maruz kalma bahtsızlığına duçar olmaktadırlar.

Evet, peygamberimiz (sav) efendimiz şöyle buyurmuştur (kim ki Allah-u Teala’nın rızası için bir derece tevazul gösterirse, bu sebeple Allah onu bir derece yükseltir. Kim de Allahu tealaya karşı bir derece kibir gösterirse, Allah da onu bu sebeple bir derece alçaltır) netice de onu espeli, safiliğine (aşağıların aşağısı) atar. İbn-i Mace zuhd 16.

Evet, gurur ve kibirin, bencilliğin ne derecede çok kötü bir huy olduğunu gösteren başka bir hadisi şerifte peygamberimiz (sav) efendimiz şöyle buyurmaktadır. (üç sınıf insan vardır ki kıyamet günü Allah-u Teâlâ, onları muhattab almaz, yüzlerine bakmaz ve onları temize çıkarmaz, hem de onlar için can yakıcı bir azab vardır). Evet, bu hadisi peygamberimiz(sav) efendimiz üç kere tekrarlaması üzerine, ashabı kiramdan Ebu Zerr radiAllahu anh.(bu kimseler tam bir mahrumiyete ve hüsrana uğramışlar bunlar kimlerdir ey Allahın resulü diye sorduğunda peygamberimiz (sav) efendimiz şöyle cevapladı (elbiselerini kibirle yerlerde sürüyen, yaptığı iyiliği başa kalkan ve yalan yere yemin ederek malını iyi bir fiyatla satmaya çalışandır) cevabını vermiştir. Müslüm İman 171.

Evet, hadisi şerifte de anlaşıldığı üzere, büyüklenmek ve gurura kapılmak insanı ahrette, Allah Zülcelâl hazretlerinin kelamından, nazarından ve teskiyesinden mahrum ederek çok elim bir azaba müstahak kılacak kadar, çok kötü bir haslettir. Böyleleri saptıkları gibi, insanların gözünden de sevimsiz hale gelirler. Tevazu ise insanı hak ve hakikate alıştırır hem de onu derinleştirir ve yüceltir.

Allah-u Teâlâ sevgili kulu ve habibi olan efendimiz (sav) (sana tabi olan müminlere alçakgönüllü davran). Eşuara ayet 215.

Ve peygamberimizde ashabına hitaben Allah-u Teâlâ (bana o kadar mütevazı olun ki kimse kimseye böbürlenmesin. Kimse kimseye zulmetmesin diye emretti.) Müslüm Cennet 64.

Güzel bir şiir ile yazıma son veriyorum;

Her aciz’e şefkat et, şefi ol,

Mahlûk’a tevazu et refi ol.

Saygılarımla…