Çalışan Gazeteciler Günü arifesindeyiz, mesaj yağıyor, çünkü aktif bir gazetede, aktif bir görevde ve yazıları okunan bir Gazeteciyim…

Timsahlar yemek yerken ya da ağızlarını uzun süre açık tuttuklarında, gözlerinin arkasındaki tuz bezleri devreye girer. Böylece gözlerinden yaş geliyormuş gibi olur. Bu fizyolojik durum sosyal bazı olaylarda örneklenen “timsah gözyaşı” deyimi olarak kullanılır. Yani aslında ağlamayan, ağlıyormuş gibi görünen, üzgün rolü yapan kişileri tarif etmekte kullanılan bu deyimi ben de “Gazeteciler Günü” ve benzeri özel günlerde basın mensuplarını ziyaret eden veya artık buna da gerek görmeyerek yakışıklı ve karizmatik bir resmini de ekleyerek telefon mesajı gönderen kişilerin yapmacık övgüsü için kullanıyorum.

Dünden beri başta politikacılar, sivil toplum örgütü temsilcileri ve elbette makamlara aday adayı olmak isteyenler tarafından kutlama açıklamaları yağıyor. Kuru kuruya bir kutlama gönderen bu zatlar medya yayınlarını da didik didik edip haberinin yayınlanıp yayınlanmadığını, yayınlanmışsa manşet mi yoksa basit bir köşe de mi yayınlandığını takip etmeyi de ihmal etmiyorlar.

"Ne var ki, eklerim bir fotoğrafımı ve beleşinden whatsapp’tan da mesaj atma imkânı bulmuşum, basın mensuplarını tek tek gezmeye ne gerek var” anlayışındaki bu zatların umurunda olduğumuzu sanmıyorum. Meslek hayatımın 45’inci yılındayım, bunca sene içinde bazen Gazete Sahibi, bazen Muhabiri oldum, bu unvan değişikliğim olduğu zamanlarda bana ne kadar değer verdiklerini defalarca gördüm. Gazete Sahibi olduğumda yani etkili bir unvan taşıdığımda her fırsatta halimi soranların Muhabirlik gibi kendilerince (basit sanılan) düşük unvan taşıdığımda yakınımdan bile geçmediğini belirtsem yeter mi bilmem.

Resmi anlamda emekli olduğum için kısa süreliğine (dinlenmek üzere) gazeteciliğe ara verdiğim günlerdi, bu verdiğim üç aylık arayı tabi kimseye bildirmemiş, kenara çekilmiştim. Ramazan Bayramı arifesiydi, o güne kadar (milletvekili aday adayıyken ve milletvekili olduktan sonra da) beni neredeyse her hafta veya her önemli konuda arayan bir Milletvekilinin danışmanı aramıştı; “Orucun ilk gününde Sayın Vekilimiz iftar yemeği verecek, seni de aramızda görmekten onur duyarız” diyen danışmana “emekli oldum, şimdilik dineleniyorum” dedikten sonra aradan geçen 13 yıl boyunca bir daha aranmadım, sorulmadım, numaramın da rehberlerinden silindiğinden adım gibi eminim. O sayın Danışman ve Milletvekilinin ve Onlar gibilerin canı sağ olsun.)

Bugün de 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü arifesindeyiz, mesaj yağıyor, çünkü aktif bir gazetede, aktif bir görevde ve yazıları okunan bir Gazeteciyim… Sizin samimiyetinize nasıl inanayım? Siz kendiniz söyleyin, size nasıl güveneyim, dostum-arkadaşım deyimini size nasıl içten ve samimiyetle kullanayım. Samimiyeti Adıyaman Eski Valisi Sayın Halil Işık’tan, Adıyaman Üniversitesi’nin Eski Rektörü Prof. Dr. Mustafa Gündüz’den, İl Genel Meclisi Eski Başkanı Fevzi Doğan’dan öğrenmenizi tavsiye ederim. Kendileriyle tanıştığım ilk günden beri her fırsatta arayıp soran bu insanları tanıdığım için onur duyuyorum.

Mehmet Emin Danış