.. ayakkabısı çamur olacak diye sokağa çıkmaktan çekinmeyen, krizi raporlardan değil, vatandaşın gözünden okuyan yöneticiler…
Bu ülkede devlet yönetimi uzun zamandır ikiye ayrılmış durumda:
Makamında oturanlar ve sahada olanlar.
Bir tarafta; programdan programa koşup boy boy fotoğraf veren, kürsülerde süslü cümleler kurup halkın gerçek derdine dokunmayanlar var. Diğer tarafta ise ayakkabısı çamur olacak diye sokağa çıkmaktan çekinmeyen, krizi raporlardan değil, vatandaşın gözünden okuyan yöneticiler…
Adıyaman ve Malatya valileri, bu ikinci grubun nadir örnekleri.
Bu iki vali, devletin sadece tabeladan ibaret olmadığını sahada gösteriyor. Afette, yıkımda, yoklukta, çaresizlikte halkın yanında duruyorlar. Kamera için değil, çözüm için oradalar. O yüzden sevilmeleri tesadüf değil. O yüzden güven uyandırıyorlar.
Ama tam da bu yüzden rahatsızlık yaratıyorlar.
Çünkü sahaya inen bir vali, makamdan çıkmayanı ele verir.
Çünkü halkla konuşan bir yönetici, halktan kopanı sorgulatır.
Çünkü işini yapan, yapmayanı açık eder.
Açık söyleyelim: Bu ülkede bazen sorun, kötülük yapanlar değil; işini fazla iyi yapanlardır. Kendi konforunu bozmayanlar, başkasının bozmasından hoşlanmaz. Kendi yapmadığını yapan birini “fazla” bulur. “Acaba”lar işte böyle başlar.
Bu yüzden endişe etmekte haksız değiliz.
Halkla bu kadar iç içe olan, bu kadar görünür, bu kadar güven veren yöneticilerin birilerini tedirgin etmesi şaşırtıcı değil. Çünkü bazı koltuklar hizmetle değil, sessizlikle korunur.
Ama şunu herkes bilsin:
Biz bu ülkede ayakkabısı çamur olur diye sokağa çıkmayan valileri de gördük. Felaketi makam odasından izleyenleri de tanıdık. O yüzden bugün sahada olanlar “istisna” değil; olması gerekenin kendisi.
Kim ne derse desin, kim hangi kulisten rahatsız olursa olsun;
devlet, halktan kaçınca büyümez.
Devlet, halkın içine girince güçlenir.
Bugün Adıyaman ve Malatya valilerinin arkasında bir siyasi hesap yok. Arkalarında halk var. Ve halkın hafızası, sanıldığından çok daha güçlüdür.
Bunu da not düşelim bir kenara.
Celil KOCATAŞ