Gölbaşı Harmanlı’dan yükselen iyilik, Türkiye’yi sardı. SMA Tip 1 hastası İkra Nur için yürütülen kampanyada %97’ye ulaşıldı.
Bazen hayat, bir yerde durur ve bizleri bir seçim yapmaya çağırır. Karşımızda, tanımadığınız, belki de hiç karşılaşmayacağımız birinin hayatı vardır. Ve o hayata dokunmak için geriye kalan tek şey, içimizdeki o sestir: “Ben ne yapabilirim?”
İşte bu soru, Gölbaşı Harmanlı’da küçücük bir kızın etrafında, Türkiye’nin en büyük iyilik zincirlerinden birini ördü. Türkiye'nin en büyük SMA Tip 1 hastası İkra Nur Alsat… Henüz 10 yaşında ve öğretmen olmak istiyor. Geçen gün ben de onu ziyaret ettim. Eli avucumdaydı, minicikti. Ama gözlerindeki umut ışığı, kocaman bir güneş gibiydi. O ışık, şimdi onlarca, yüzlerce insanın kalbini aydınlatıyor.
Bu zincirin her bir halkasında, Türkiye'nin dört bir yanından, hayatın yükünü omuzlarında taşıyan ama bir başkası için taşın altına ellerini koymaktan çekinmeyen yüreği güzel insanlar var. Buradan sadece bir kaçından bahsetmek istiyorum.
Mesela Yaşar Bey. Kampanyanın ön saflarında. Kampanyanın koordinatörü. Kendisi Cerebral Palsy’li Armağan’ın babası. Başkasının çocuğu için didinirken, aslında tüm evlatlara olan borcunu ödüyor.
Mustafa Bey, eşini kaybetmiş, çocuklarıyla hayata tutunuyor. Ama İkra için tuttuğu el, belki de kendi acısını da hafifletiyor.
Elif Abla, eşi yoğun bakımdayken bile hastane koridorlarında, “İkra için ne yapabilirim?” diye düşünüyor. Çünkü yardım etmek, iyileştiriyor.
Mehmet Amca, 60 yaşında. Gözleri yakını uzağı görmüyor. Telefonu gözlerine dayayarak, İkra için satır satır yazıyor. Pazarda, tanımadığı insanların yanına gidiyor, saatlerce anlatıyor.
Harun Bey, küçükken babasını kaybetmiş. “Paramız yetmedi, babamı kurtaramadık,” diyor. “Ama İkra kurtulsun. Bu bir hayat memat meselesi.” Kaybetmenin acısını bilen biri, bir başkasının kaybedilmemesi için mücadele ediyor.
Ayşe Teyze... İnançlarından dolayı hayatında bir kez bile fotoğraf çektirmemiş. Ama o da İkra için haftada bir gün canlı yayın açıyor. “Deseler inanmazdım,” diyor, “Ama İkra için yaparım. Bitene kadar bırakmam.”
Emrah Hoca… Kendi kızı kalp hastasıydı, şükür iyileşti. İkra’yı görünce kendi kızından ayırmadı. İkra için şiirler yazdı. “Kızım başardı, şimdi İkra başaracak,” diye tutundu bu umuda.
Ve Nuriye Teyze, 65 yaşında. Her yayında ilk o gelir, son ana kadar yorum yazar. Biriktirdiği altını gönderir. “Bana ne lazım? Torun yok. Seneye fındık yevmiyesine gider, yine kazanırım. O benim torunum.”
Saydıklarım sadece birkaçı. Benim de Besni de şahsen tanıdığım, bu iyilik hareketinin neferleri olan Songül Hoca, Sevgi Hanım, Coşkun Hoca, Abdurrahman Bey, Mehmet Hoca, Emine Hoca, Miraç ve daha onlarca "İkra Can" var. Hepsi, İkra'nın Dubai'deki tedavisi için seferber olmuş durumda. Ve şu an, kampanyanın %97'si tamamlandı. Dubai'ye doğru son hazırlıklar yapılıyor.
İşte böyle… Bu hikâye, sadece bir kız çocuğunun hikâyesi değil. Bir milletin vicdanının, merhametinin, dayanışma ruhunun yeniden kanatlandığı bir destan. Her biri kendi derdini, kendi yarasını sarmış ama İkra’nın nefesine nefes katmak için seferber olmuş insanların ortak çabası.
İyilik uçağı havalanmak üzere. Son biletler elden ele dolaşıyor. Bu uçağa binmek için zengin olmaya gerek yok. Sadece yüreği olmaya, “Az çok ben ne yapabilirim?” diye sormaya gerek var. İkra’nın gözlerindeki o umut ışığı, hepimizin ışığı. Söndürmeyelim…
Bir bardak çay parası, bir fincan kahve parası, bir sinema bileti…Bizim için küçük, ama İkra'nın hayatı için kocaman bir adım olan ne varsa, şimdi harekete geçme zamanı. Yapacağımız her bağış, bir nefes olacak. Attığımız her adım, onu Dubai'deki tedaviye, sağlığına, öğretmenlik hayaline bir adım daha yaklaştıracak.
Bu çağrı sadece bir yardım çağrısı değil; bu, hep birlikte yazdığımız bu destanı, zaferle taçlandırma davetiyesidir. İyilik uçağı kalkıyor. Bilet sizin elinizde. Haydi, hep birlikte son dokunuşu yapalım ve bu mucizeye hep birlikte şahit olalım.
İkra Nur'a nefes olalım. Can olalım…
Valilik Onaylı Hesap:
TR96 0001 0090 1080 6220 9050 01
İkra Nur Alsat