Gerçek ortada: İki elin parmaklarını geçmeyecek kadar insan dışında, kimsenin Adıyaman’la ilgili kaygısı, derdi yok.
Uzun süredir yazmamaya çalışıyorum. Çünkü yazıyoruz, çiziyoruz kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz ama değişen bir şey olmuyor. “Demek ki herkes hâlinden memnun” diye düşünüyorum.
Öyle olunca da yazmanın, dert etmenin, dert anlatmanın bir kıymeti kalmıyor. Oysa gerçek ortada: İki elin parmaklarını geçmeyecek kadar insan dışında, kimsenin Adıyaman’la ilgili kaygısı, derdi yok. Adıyaman kimsenin umurunda değil, herkes kendi hesabının, kendi ikbal ve istikbalinin peşinde…
Her şeye ve şeyi göze alarak yazmaya devam edeceğim, çünkü çok şükür kimseden bir beklentim yok. Beni tanıyanlar iyi bilir, sıkça söylediğim bir söz vardır: ‘Rızkı da nefesi de Allah verir.’ O yüzden, ilkesiz ve omurgasız olmanın bir anlamı yok.
Geçtiğimiz günlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Adıyaman ziyaretinde şahit olduğum bir manzara, geleceğe dair diri tutmaya çalıştığım ümitlerimi maalesef yerle bir etti.
Adıyaman’da, herkesin yakından tanıdığı, geçmişi şaibelerle dolu isimlerin ve gazetelere usulsüzlükleriyle ilgili haberler çıkmış kişilerin, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının yanına bu kadar rahat bir şekilde girmeleri, bizlerin durumu hakkında düşündürücü bir tablo ortaya koyuyor.
Cumhurbaşkanının, kendisini karşılamaya gelenleri, hatta burnunun dibine kadar gelebilen bu kişileri tanıma imkânı elbette olmaz. Peki, geçmişi bu kadar sorunlu isimlerin oraya kadar gelmesine izin verenler kimler?
Bu isimlerin geçmişini çok iyi bilenler, yüz karası olaylarla anılan bu kişilerin bu şekilde ortalıkta rahatça dolaşmasına neden engel olmuyorlar? Bizim gibi sade vatandaşların bile bu kadar bilgiye sahip olduğu bir yerde, sizin bunları duymamış olmanız mümkün değil.
Emniyet bu isimleri çok iyi biliyor; ancak onların bu önlenemez yürüyüşüne sürekli referans olan 'abiler' ve 'ablalar' her zaman kol kanat germeye devam ediyor!
Buradan siyasilere seslenmek istiyorum; eğer şaibeli insanlarla aynı ortamda bulunmaktan bir rahatsızlığınız yoksa size söylenecek söz de yok. O zaman temiz bir toplum istemeyen sizsiniz ve bu konuda konuşmaya hakkınız da yok.