En kısa zamanda dünyayı kaosa sürükleyen anlayışların karşısında, insanlık onurunu savunan tüm insanlar bir araya gelerek “Biz de varız” diyecek!

Dünden bugüne dünyayı tek kutuplu bir düzen içerisinde kendi çıkarları doğrultusunda yönetmek ve yönlendirmek isteyen güçler; küresel ekonomi, siyaset, medya ve enerji kaynakları üzerinde büyük bir etki sahibi olmuştur. Bu güçler, sahip oldukları ekonomik ve siyasi nüfuzu kullanarak dünya düzenini şekillendirmeye çalışırken, kendi hâkimiyetlerini korumak adına birçok bölgede çatışmaların, savaşların ve insani trajedilerin yaşanmasına zemin hazırlamaktadır.

Bugün dünyanın dört bir yanında yaşanan katliamlar, savaşlar, zorunlu göçler ve insan hakları ihlalleri her geçen gün artarak devam etmektedir. Bu durum yalnızca bugünün değil, aynı zamanda insanlığın geleceğinin de ciddi bir tehdit altında olduğunu göstermektedir. Gelecek adına endişe duyulan bir dönemden geçmekteyiz.

Dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda yönetmek isteyen küresel güçler, çıkarlarına engel olarak gördükleri kişi, toplum ve devletleri baskı altına almaktan çekinmemektedir. Güç ve sermayeyi ellerinde tutmak isteyen bu çevreler, adalet, eşitlik ve insan hakları gibi evrensel değerleri çoğu zaman ikinci plana itmektedir.

Ancak unutulmamalıdır ki dünya beşten büyüktür. Dünyanın kaderi, yalnızca birkaç güçlü ülkenin ya da küresel sermaye çevresinin iradesine teslim edilemez. İnsanlığın ortak geleceği; adaletin, hakkaniyetin ve milletlerin eşit söz hakkına sahip olduğu bir düzenle mümkün olabilir. Tarih boyunca hiçbir zulüm sonsuza kadar sürmemiş, hiçbir güç mutlak hâkimiyetini kalıcı kılamamıştır.

Bugün küresel sermayeyi ve siyasi gücü elinde bulunduranlar, yarın adaletin ve vicdanın terazisinde hesap vermek zorunda kalabilirler. Mazlumların ahı, dökülen gözyaşları ve yaşanan acılar insanlık vicdanında derin izler bırakmaktadır. Bu sessiz çığlıklar, bir gün zalimlerin karşısına beklemedikleri bir güç olarak çıkacaktır.

Çünkü adalet gecikebilir; ancak asla yok olmaz. İnsanlığın ortak vicdanı er ya da geç zulmün karşısında duracak ve hakkın yanında yer alacaktır. Dünyanın neresinde olursa olsun haksızlığa, sömürüye ve zulme karşı duran insanların birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesi büyük önem taşımaktadır.

En kısa zamanda dünyayı kaosa sürükleyen anlayışların karşısında, insanlık onurunu savunan tüm insanlar bir araya gelerek “Biz de varız” diyecek; barışın, adaletin ve kardeşliğin sesi daha gür yükselecektir. Umut, dayanışma ve vicdan var olduğu sürece insanlık geleceğe dair inancını korumaya devam edecektir.

Haluk Erdoğan