İnsanın gerçek zenginliği; makamı, serveti ya da alkışları değil, geride bıraktığı dürüstlük, vicdan ve hayır duasıdır. Çünkü zaman geldiğinde herkes, yaptıklarıyla yüzleşir.

İnsan, çoğu zaman bugünün gücünü ve şatafatlı kalabalıkları yarının garantisi zanneder...

Yanılır!

Hem de fenaaa yanılır.

Bugün fani menfaatleri için birilerini aldatarak, birilerini kandırarak kendisini "akıllı" sananlar olabilir...

Yarın aynı insanlar, kendilerine uzanacak dürüst bir el arayacaklar...

Bulabilecekler mi?

İşte orası meçhul...

Bugün başkasının hakkını gasp edenler...

"Bana bir şey olmaz" rahatlığıyla hareket edenler...

Yarın adalet kapısını en çok çalanlar olacak.

Hayatın ilginç tarafı da budur zaten.

İnsan çoğu zaman eksikliğini çekmeyeceğini sandığı şeyin hasretiyle imtihan edilir.

Bir başkasına şefkati çok gören...

Merhameti zayıflık sayan...

Gücünü yumruğunda arayan...

Bir gün küçücük bir tebessüme, samimi bir omuza, içten bir "Geçmiş olsun." cümlesine muhtaç kalabilir...

Çünkü hayat böyledir.

Ne kibri ödüllendirir...

Ne de haksızlığı alkışlar.

Sadece zamanı bekler.

Ve zamanı geldiğinde hesabını görür.

Satranç oynayanlar iyi bilir.

Tahtanın en mütevazi taşı piyondur.

Kimse dönüp ikinci kez bakmaz.

Ama sabırla yürüyen piyon, yolun sonuna ulaştığında oyunun kaderini değiştirir.

Şah olur.

O yüzden kimseyi küçümsemeyin.

Makamıyla övünenler...

Servetiyle böbürlenenler...

Çevresindeki kalabalığı kendi değeri ve gücü sananlar...

Unutmasınlar ki; satrançta da hayatta da en korunan taş şahtır.

Ama oyunu bitiren...

"Mat" sözcüğüdür...

Bir anda...

Tek hamlede...

Bütün hesaplar kapanır.

Onun için insanın en büyük sermayesi makamı mevkisi değil, ahlakıdır.

En büyük gücü serveti değil, vicdanı ve merhametidir.

En sağlam koruması ise etrafındaki dalkavuk alkışçılar değil, arkasında bıraktığı hayır duasıdır...

Çünkü öyle bir gün gelir ki...

Alkışlar susar.

Makamlar değişir.

Kapılar kapanır.

Kalabalıklar dağılır.

Geriye sadece insanın yaptıkları kalır.

Ve hayat, hiç kimseye borçlu kalmaz.

Er ya da geç...

Herkese kendi aynasını ve ayarını gösterir...

Vesselam...

Halil KARAKUŞ