.. bazı insanlar vardır, tamircidir. Bunlar gönülleri tamir etmeye çalışır kendince sessizce üslubunca. İnsanlığın Tamircisi Olmak...
İnsanlığın Tamircisi Olmak: Evet, insan tamirci olmalı, yıkılan, yok olan, örselenen insanlığı onaran bir tamirci.
Önce kendinden başlamalı insan tamire, sonra başkalarını anlamalı işe başlarken.
Sabahları dışarıya çıktığında bir tebessüm etmeli bir selam vermeli insanlığa, doğaya, dünyaya ve tabiki en başta yüce yaratan Allah’a bu bir borçttur yaradılışa.
Bugün “yıkılmış, yok olmuş” dediğimiz şey; sadece binalar, şehirler ya da sokaklar değildir.
Asıl enkaz, insanlığın içinde duruyor.
Saygının, sevginin, merhametin unutulduğu, örf ve adetlerin alaya alındığı, dalga geçildiği, utanmanın zayıflık sayıldığı, merhametin büyük bir yük görüldüğü çağdayız.
Acımasızlık vicdansızlık almış başını gidiyor. Merhametsiz insanlar gücü elde tutanların başa oturtulduğu bir dönemden geçiyoruz.
İnsan, insanlıktan uzaklaştıkça modernleştiğini sanıyor; oysa ruhundan eksildikçe kalabalıklaşıyor, yalnızlaştıkça boş gürültü çıkarıyor. Samimiyetsiz, kendisine bile fayda vermeyen boş bir gürültü.
Eskiden insanlar birbirini bir bakışla anlar, bir susma hissederdi anlatmak istediklerini.
Şimdi kelimeler çoğaldı ama anlamı değeri kıymeti azaldı.
Kalpler konuşmaz oldu; diller bağırıyor, ruhlar susuyor.
İşte, tam da bu yüzden insan, önce kendinin tamircisi olmalı. Kırılan vicdanını onarmalı, paslanan merhametini, yüreğini temizlemeli, unuttuğu değerleri yeniden yerine koymalı.
İnsanlığın tamircisi olmak; birini yargılamak değil, anlamaya çalışmaktır.
Bir yanlışı yüzüne vurmak değil, doğrusu için el uzatmaktır.
Kırmak değil, onarmak; dışlamak değil, dahil etmektir.
Çünkü her insan, görünmeyen bir enkazın altında yaşıyor olabilir.
Herkesin derdi kendine ağı gelebilir, birinin kaldırabildiği yükü bir başkası kaldıramayabilir.
Bir sözle çökmüş, bir ihmal ile dağılmış, bir unutulmuşluk veya sevgisizlikle harap, bitap olmuş olabilir.
Tamirci olmak, işte o enkazın başında sabırla durabilmektir. Acele etmeden, bağırmadan, hor görmeden… Küçük bir vidayı sıkarken gösterilen özeni, bir kalbi onarırken de gösterebilmektir.
Ruh tamiri sessizce yapılır. Gösteriş istemez, alkış beklemez. Bazen bir selamla, bazen bir susuşla, bazen sadece “buradayım” demekle başlar.
Ama ne olursa olsun bazı insanlar vardır, Tamircidir. Bunlar gönülleri tamir etmeye çalışır kendince sessizce üslubunca.
Bu insanlar dünyayı bir anda değiştirmez belki; ama bir insanın dünyasını ayağa kaldırır. Ve bazen bir insan, koca bir çağın yeniden başlamasına, onarılmasına yetebilir.
Bugün ihtiyacımız olan şey daha fazla söz değil; daha fazla vicdan.
Daha fazla hırs, ihtiras değil; daha fazla durup düşünme.
Daha fazla güç veya para değil değil; daha fazla insanlık olmalıdır.
Evet, insan tamirci olmalı. Yıkılan yok olan vicdanın, kaybolan edebin, susan ruhun tamircisi…
Çünkü insanlık bozuldu ise onu bozan insanlardır. İnsanlık bozulduysa, onu yine insan Tamir edip onaracaktır.
Mehmet Hakan Karaaslan
Mali Müşavir