BESNİ GÜNCEL - Artan sıcaklıklar, kuraklık, seller ve çevresel yıkımlar yalnızca doğayı değil, insanların psikolojisini de etkiliyor. Uzmanlar, özellikle genç kuşaklarda giderek yaygınlaşan “eko-anksiyete”nin önemli bir ruh sağlığı sorunu haline geldiğine dikkat çekiyor.

İlk kez 1990 yılında kullanılan “eko-anksiyete” kavramı, gelecekte yaşanabilecek çevresel felaketlere ilişkin yoğun korku, kaygı ve belirsizlik hissi olarak tanımlanıyor. Uzmanlara göre bu durum uzun vadede depresyon, tükenmişlik ve kronik stres gibi sorunlara da yol açabiliyor.

Hollanda, kuraklık ve azalan nehir seviyesiyle su kıtlığı
Hollanda, kuraklık ve azalan nehir seviyesiyle su kıtlığı
İçeriği Görüntüle

Curtin Üniversitesinden Dr. Ans Vercammen, iklim kaygısının iklim değişikliğinin gerçeklerine karşı verilen doğal bir tepki olduğunu belirterek, gençlerin iklim krizinin tüm sonuçlarını yaşayacaklarının farkında olduğunu söyledi. Vercammen, gençlerin çözüm üretme konusunda sorumluluk hissettiğini ancak yeterli siyasi ve ekonomik güce sahip olmamalarının çaresizlik hissini artırdığını ifade etti.

Araştırmalar da iklim kaygısının gençler üzerindeki etkisini ortaya koyuyor. Yapılan bir çalışmada 10 bin gencin yaklaşık yarısının iklim değişikliği nedeniyle günlük yaşamlarının olumsuz etkilendiği tespit edildi.

Uzmanlar, sosyal medyanın da iklim krizine ilişkin olumsuz içerikleri sürekli gündemde tutarak kaygıyı artırabildiğini belirtiyor. Georgetown Üniversitesi Tarih Bölümü Profesörü John McNeill ise geçmişte çevresel kaygıların daha yerel olduğunu, günümüzde ise küresel boyuta ulaştığını vurguladı.

Uzmanlara göre iklim krizinin ruh sağlığı üzerindeki etkilerinin azaltılması için toplumsal dayanıklılığı artıracak çalışmalar ve bilinçlendirme faaliyetleri büyük önem taşıyor.

Muhabir: Hatice Çoban