BESNİ'NİN YAŞAYAN ÇINARLARI

HATİCE DENİZ: BİR ÖMRE SIĞAN ŞİFA HİKÂYESİ

BESNİ GÜNCEL – Mehmet Emin Danış / Bibliyografya Araştırması

Bir ömür...

Yaklaşık 15 bin doğum...

Binlerce annenin duası...

Ve Besni'de ismi halen sevgi ve saygıyla "Ebe Hatice Abla", yeni neslin diliyle ise "Ebe Hatice Teyze" olarak anılan bir sağlık emekçisi...

Hatice Deniz, 1973 yılında başladığı meslek hayatında yalnızca doğum yaptıran bir ebe olmadı. Doğum sancısı çeken annelerin umut ortağı, yeni doğan bebeklerin ilk nefesine şahitlik eden, binlerce ailenin en unutulmaz anına tanıklık eden isimlerden biri oldu. Aradan yarım asırdan fazla zaman geçmesine rağmen, bugün bile doğumuna yardımcı olduğu insanların dilinde aynı sevgi ve saygıyla anılıyor.

BESNİ GÜNCEL olarak sürdürdüğümüz "Besni'nin Yaşayan Çınarları" bibliyografya araştırma dizisinin beşinci bölümünde, ömrünü insan hayatına adayan Hatice Deniz'in, kendi anlatımıyla gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğine inandığımız hatıralarını kayıt altına alıyoruz.

Bu araştırma dizisinin ilk dört bölümü "Besni Değişti, O Değişmedi: O Besni'nin Boyacı Hüseyin'i", "Besni Esnaflığının Yaşayan Çınarı: Bekir Dilsiz", "Besni'nin Yaşayan Efsanesi: Cuma Dede" ve "Mustafa Sucu: Besni'den Yetişen Kültür Çınarı" başlıklarıyla yayımlandı.

Bu çalışmaların ardından Besni Sosyal Hizmetler İlçe Müdürü Mustafa Orhan, kurum bünyesindeki uzman arkadaşlarıyla birlikte bu araştırmalara katkı sunabileceklerini ifade etti. Yapılan istişareler sonucunda ziyaret etmeye karar verdiğimiz isimlerden biri de Hatice Deniz oldu.

Besni Sosyal Hizmetler Müdürlüğü Psikolojik Danışmanı Gökhan Türkmen ile Uzman Hacer Uçar eşliğinde gerçekleştirdiğimiz ziyarette, oğlu Coşkun Deniz ile birlikte yaşayan Hatice Teyze'nin apartmanında bizi ilk karşılayan torunu Kıraç oldu.

Hati̇ce Deni̇z Bi̇r Ömre Siğan Şi̇fa Hi̇kâyesi̇-1Henüz sohbetimizin ilk dakikalarında, yıllardır resmî kayıtlarda yer alan doğum tarihiyle ilgili önemli bir ayrıntıyı düzelterek söze başladı.

"Aslında ben 10 Mart 1954 doğumluyum. Nüfusta 10 Mart 1952 görünüyorum. O yıllarda çocuklar çoğu zaman gerçek doğum tarihleriyle kaydedilmezdi. Benim yaşımı da iki yıl büyük yazmışlar."

Bu cümleyle başlayan sohbetimiz, yalnızca Hatice Deniz'in hayatını değil; Besni'nin sağlık tarihine, bir dönemin aile yapısına ve unutulmaya yüz tutmuş hatıralara uzanan uzun bir yolculuğa dönüştü.

ÇOCUKLUĞU ADANA OVASINDA GEÇTİ

Ali ve Fatma Deniz çiftinin dördü kız olmak üzere yedi çocuğundan biri olan Hatice Deniz'in çocukluk yılları, babası Ali Bey'in bir dönem çiftçilik yaptığı Adana'da geçti.

İlkokulu, o yıllarda Adana'nın Ceyhan ilçesine bağlı köy statüsünde bulunan, bugün ise mahalle olan Nazımbey Yeniköy'de okudu.

Çocukluk yıllarını anlatırken hafızasında en canlı kalan isim ise ilkokul öğretmeniydi.

Yıllar sonra Türkiye'nin yakından tanıyacağı arabesk ve Türk halk müziğinin usta ismi Hakkı Bulut, o yıllarda küçük Hatice'nin öğretmeniydi.

Bu anısını gülümseyerek şöyle anlattı:

"Beni üç yıl okutan öğretmenim Hakkı Bulut'tu."

Aradan onlarca yıl geçmesine rağmen çocukluk yıllarını anlatırken yüzünde beliren tebessüm, hafızasının ne kadar güçlü olduğunu ilk dakikalardan hissettiriyordu.

İLK SINAVLA KAZANAN ÖĞRENCİLERDEN BİRİ OLDU

İlkokulu bitirdikten yaklaşık iki yıl sonra girdiği sınavla Niğde Sağlık Okulu'nu kazanan Hatice Deniz, o dönemde ebe ve hemşire açığı nedeniyle yıllarca sınavsız öğrenci alan sağlık okullarının ilk kez sınavla öğrenci kabul ettiği dönemin öğrencilerinden biri olduğunu anlattı.

216 puanla okulu kazandığını söyleyen Hatice Teyze, yüksek puan aldığı için doğu illerine değil Niğde'ye gönderildiğini belirtti.

O yılların sağlık okulu öğrenciliğini anlatırken ayrıntıları bile dün gibi hatırlıyordu.

"Kepimizin üzerinde yeşil şerit vardı. Hemşirelerin kepinde mavi şerit bulunurdu. Sonraları kırmızı şeritli kepler de çıktı ama bugün artık kep takılmıyor."

1972 yılının Aralık ayında okuldan mezun olan Hatice Deniz'in ilk tayini ise çok beklemeden çıktı.

İLK GÖREV YERİ ÇELİKHAN OLDU

Ocak 1973'te Adıyaman'ın Çelikhan ilçesindeki Pınarbaşı Mahallesi Sağlık Evi'nde göreve başlayan genç ebe, meslek hayatının en yoğun dönemlerinden birini burada yaşadı.

Yaklaşık bir buçuk yıl görev yaptığı Çelikhan'ı anlatırken sesi yine heyecanlanıyordu.

"Çelikhan'da binden fazla doğuma girdim. Beni çok seviyorlardı. Doğum olacağı zaman çoğunlukla beni çağırırlardı."

Henüz mesleğinin ilk yıllarında kazandığı bu güven, ilerleyen yıllarda Besni'de yaşayacağı büyük sevginin de adeta habercisiydi.

TIP BAYRAMINDA KEYSUN'A ATANDI

Hati̇ce Deni̇z Bi̇r Ömre Siğan Şi̇fa Hi̇kâyesi̇1Hatice Deniz'in ikinci görev yeri ise Besni'nin tarihi beldelerinden Keysun oldu.

Tarihi hiç tereddüt etmeden söyledi.

"14 Mart 1974'te, yani Tıp Bayramı'nda Keysun'a atandım."

Yaklaşık dört yıl sonra, Temmuz 1978'de ise Besni Merkez Sağlık Ocağı'na tayin edildi.

Yıllar sonra Hatay'a tayini çıkan Hatice Deniz, Suriye sınırındaki Görentaş Köyü'nde yaklaşık bir yıl görev yaptı. Ardından Dörtyol ilçesine bağlı Kuzuculu Nahiyesi kadrosuna atandı. Kadrosu Kuzuculu'da olmasına rağmen görevini Dörtyol ilçe merkezindeki Sağlık Ocağı'nda sürdürdü.

Hayatının büyük bölümünü insanlara şifa dağıtmaya adayan Hatice Teyze için görev yaptığı yerlerin ortak bir yönü vardı.

Nerede olursa olsun, kapısını çalan her aile onu yalnızca bir sağlık çalışanı olarak değil; evlerinin bir ferdi gibi karşılıyordu.

AİLESİNE VE MESAİSİNE AYNI ÖZVERİYLE BAĞLANDI

Meslek hayatı boyunca gece-gündüz demeden görev yapan Hatice Deniz'in en büyük dayanağı ise ailesi oldu.

10 Ağustos 1975 tarihinde İmam Deniz ile hayatını birleştiren Hatice Teyze, evliliğini anlatırken geleneksel Türk kadınının nezaketini yansıtan bir üslupla konuşuyor; sevgisini mahcup bir tebessümün arkasına saklıyor, saygıyı ise her cümlesinde hissettiriyordu.

Evlilik yıllarını anlatırken o dönemin aile yapısını da tek cümleyle özetledi.

"Maaşımı eşime verirdim. O zaman çalışan kadınların çoğu böyle yapardı. Doğumlarda müjdelik olarak verilen bahşişleri ise kendime saklar, gerektiğinde harcardım."

Biraz durdu...

Sonra yüzünde hafif bir gülümsemeyle devam etti.

"O bahşişlerle ev bile yaptık."

Belki de bu tek cümle, bir dönemin ekonomik şartlarını, ebelerin toplumdaki yerini ve alın teriyle kurulan yuvaları anlatmaya yetiyordu.

Hatice Deniz beş çocuk annesi oldu. Ancak çocuklarından ikisini küçük yaşlarda kaybetti. Üç çocuğunu büyüten Hatice Teyze, bugün altı torun sahibi olmanın mutluluğunu yaşıyor.

BİR ANISI HEP CANINI YAKTI

Hati̇ce Deni̇z Bi̇r Ömre Siğan Şi̇fa Hi̇kâyesi̇3Yarım asrı aşan meslek hayatı boyunca binlerce doğuma tanıklık eden Hatice Teyze'ye, geriye dönüp baktığında hafızasında en çok yer eden olayları sorduk.

Sohbet boyunca gözlerinden eksik olmayan gülümseme, ilk kez bu sorunun ardından yerini hüzne bıraktı.

Unutamadığı isimlerden biri Şambayatlı Hanife Hanım'dı.

Riskli gebelik nedeniyle önce Adıyaman'a, ardından Gaziantep'e sevk edilen Hanife Hanım'a yardımcı olmak için kendisi de birlikte gitmişti.

O günü anlatırken sesi yavaşladı.

"Gittiğimiz hastanede nöbetçi doktor uyuyordu. Hepimiz uğraştık ama bir türlü uyandıramadık. Doktor gelmeyince Hanife de, karnındaki bebeği de kurtarılamadı."

Bu cümleyi kurduktan sonra sustu.

Sohbetimizin başından beri gülen gözleri ilk kez bu anıda hüzünle dolmuştu.

Meslek hayatı boyunca nice sevince ortak olan bir ebenin hafızasında, yıllar geçmesine rağmen silinmeyen acılardan biri buydu.

"YAKLAŞIK 15 BİN BEBEĞİN DOĞUMUNA YARDIMCI OLDUM"

Sohbetin ağırlığını biraz olsun dağıtmak için bu kez hafızasında en güzel yer eden anıları sorduk.

Yüzüne yeniden tebessüm yerleşti.

"Aslında güzel anı çok. Sonuçta bebeklerin dünyaya gelişinin her biri ayrı güzel. Düşünsenize... Yaklaşık 15 bin bebeğin doğumuna yardımcı oldum. Belki daha fazladır."

Bu cümleyi kurarken yüzündeki ifade, yıllarca yaptığı mesleğin kendisi için sadece bir görev değil, hayatının en büyük mutluluğu olduğunu anlatıyordu.

Tabi, onun bu açıklamasıyla ben de bir beyin fırtınası yaşadım, çarptım, böldüm, hadi ya o kadar olamaz dedim ve mantığa, o günün yaşam şartlarına göre empati yaptım: Evet, günde 3-4 doğum yaptırmışsa ki bu o günün şartlarında en az hesap, yaklaşık 15 bin ile 30 bin arası doğuma vesile olmuş. Yani bir başka deyişle şu an onun doğumuna vesile olduğu insanların arasında 52 yaşın olanları, yani belki de torun sahibi bile binleri buluyor.

Bir süre düşündü.

Sonra hafızasında ayrı bir yeri olan günü anlatmaya başladı.

"1974 yılı ikiz doğumlar yılı gibiydi. O sene neredeyse her doğum ikizdi."

Ardından tarihi hiç duraksamadan söyledi.

"17 Mayıs 1974'tü. Bir kız bebeğin doğumunu yaptırmıştım. Tam işimiz bitti derken ikinci bebeğin kolu geldi. Hemen Sağlık Memuru Hasan Abiyi çağırttım. Çok iyi bir sağlıkçıydı. Onun yardımıyla ikinci kız bebeği de sağ salim dünyaya getirdik."

Bir an sustu.

Sonra aynı sakinlikle ekledi.

"Sonradan o bebeklerden biri vefat etti."

Aradan yarım asır geçmesine rağmen günü gününe tarih vermesi dikkat çekiciydi.

"Tarihleri çok iyi hatırlıyorsunuz." dediğimizde hiç düşünmeden cevap verdi.

"Evet... Tarih konusunda hafızam iyidir. Kolay kolay unutmam."

Bu cevap, sohbetimizin ilk dakikalarında çocukluğunu anlatırken hissettiğimiz güçlü hafızanın da en somut göstergesiydi.

"O YILLARDA BÜTÜN EBELERİN KISMETİ AÇILDI"

Hatıralar arasında dolaşırken bu kez yüzünde daha farklı bir tebessüm belirdi.

1970'li yıllarda merhum Başbakan Bülent Ecevit döneminde çıkarılan Tam Gün Yasası'nı unutmadığını söyledi.

O yılları esprili bir dille şöyle anlattı:

"Rahmetlik Ecevit Tam Gün Yasası'nı çıkardı. Ebelerin ve hemşirelerin maaşı yükseldi. Maaşım bin lira olmuştu. Maaşlarımız yüksek olunca o yıllarda bütün ebelerin, hemşirelerin kısmeti açıldı; hepsi gelin oldu."

Bu sözleri söylerken yalnızca kendi hayatından değil, dönemin sosyal hayatından da tebessüm ettiren bir kesit paylaşıyordu.

ÖZEL KLİNİKTE DE HİZMET VERDİ

Hati̇ce Deni̇z Bi̇r Ömre Siğan Şi̇fa Hi̇kâyesi̇2Resmî görevlerinin yanı sıra Besni'nin tanınmış hekimlerinden Dr. Mithat Gür'ün özel kliniğinde de görev yapan Hatice Deniz, meslek hayatının her döneminde insanlara ulaşmayı görev bildi.

İster devlet sağlık ocağında, ister köylerde, ister özel klinikte olsun...

Kapısını çalan her anne adayı için aynı heyecanı, aynı sorumluluğu taşıdı.

Belki de bu yüzden bugün aradan onlarca yıl geçmiş olmasına rağmen, doğumuna yardımcı olduğu insanlar onu gördüklerinde ilk günkü sevgiyle sarılıyor, hâlâ "Ebe Hatice Abla" ya da "Ebe Hatice Teyze" diye sesleniyor.

HATIRALAR YALNIZCA DOĞUMDAN İBARET DEĞİLDİ

Hatice Teyze'nin anlattıkları yalnızca doğum hikâyeleri değildi.

Bir dönemin sağlık sistemi...

Köy yaşamı...

Aile yapısı...

İnsan ilişkileri...

Meslek ahlakı...

Fedakârlık...

Hepsi satır aralarında kendiliğinden ortaya çıkıyordu.

Bazen bir annenin duasında...

Bazen dünyaya yeni gelen bir bebeğin ilk ağlayışında...

Bazen de yıllar sonra sokakta karşılaştığı insanların içten bir "Allah razı olsun." sözünde...

Mesleğinin gerçek karşılığını bulduğunu hissettiğini anlatıyordu.

Çelik: “CHP Adasında Ne Oluyor Bizi İlgilendirmez”
Çelik: “CHP Adasında Ne Oluyor Bizi İlgilendirmez”
İçeriği Görüntüle

"MESLEĞİMİ ÇOK SEVDİM"

Sohbetimizin sonuna yaklaşırken kendisine bugün gençlere ne söylemek istediğini sorduk.

Hiç düşünmeden cevap verdi.

"Mesleğimi çok sevdim. Çok kutsal bir meslek. Ama şimdiki gençler pek tercih etmiyor. Ben kızlarımıza tavsiye ederim; ebe ya da hemşire olsunlar."

Bu cümle, yaklaşık yarım asırlık meslek hayatının belki de en kısa özeti oldu.

Görev yaptığı yıllarda binlerce bebeğin ilk nefesine şahitlik eden Hatice Deniz, bugün bile mesleğini aynı sevgiyle anlatıyor.

BİR ŞEHRİN HAFIZASINDA YAŞAYAN İSİMLER

Bazı insanlar yalnızca kendi ailelerinin değil, yaşadıkları şehrin de hafızasına dönüşür.

Hatice Deniz de onlardan biri...

Doğumuna yardımcı olduğu çocuklar bugün anne-baba, hatta dede ve babaanne olmaya başladı.

Belki onların birçoğu, dünyaya gözlerini açtıkları ilk anda kendilerini kucağına alan ebenin adını bilmiyor.

Ama aile büyükleri anlatıyor.

"Senin doğumunu Hatice Ebe yaptırdı..."

İşte bir ömrün en büyük zenginliği de belki budur.

Geride para değil...

Makam değil...

İnsanların gönlünde yer eden dualar bırakabilmek...

SON SÖZ YERİNE

Bu çalışma, Hatice Deniz'in hayatını bütünüyle anlatma iddiası taşımıyor.

Çünkü yaklaşık yarım asra yayılan bir meslek hayatını birkaç sayfaya sığdırmak mümkün değil.

Burada aktarmaya çalıştığımız; Besni'nin sağlık tarihinde sessiz ama derin izler bırakan bir ebenin, kendi dilinden dökülen hatıralarını geleceğe not düşebilmekti.

Belki yıllar sonra bu satırları okuyan bir araştırmacı...

Belki doğumuna Hatice Teyze'nin yardımcı olduğu bir çocuk...

Belki de henüz onu tanıma fırsatı bulamayan yeni nesiller...

Bu satırlarda yalnızca bir ebe değil; görevini sevgiyle yapan, insan hayatına dokunmayı ömrünün en büyük kazancı sayan bir sağlık emekçisini tanıyacak.

Biz ise Besni'nin yaşayan çınarlarını kayıt altına almaya devam edeceğiz.

Çünkü şehirleri ayakta tutan yalnızca taş binalar değildir.

Onlara ruh veren, hayatını insanlara adayan ve geride silinmeyecek izler bırakan insanlardır.

Hatice Deniz...

Besni'nin ismi halen sevgi ve saygıyla anılan "Ebe Hatice Abla"sı...

Yeni neslin diliyle "Ebe Hatice Teyze"...

Ve hiç şüphesiz...

Besni'nin yaşayan çınarlarından biri..

Saygılarımla.

Mehmet Emin Danış

Muhabir: Mehmet Emin Danış