CUMA DEDE: BEŞ ASIRLIK BİR MİRASIN SON TEMSİLCİLERİNDEN

BESNİ GÜNCEL (Bibliyografya - Mehmet Emin Danış) - Tarih, bazen kitapların satır aralarında, bazen de ömrünü inandığı değerlere adamış insanların hafızasında yaşamaya devam eder. İşte "Besni'nin Yaşayan Efsaneleri" başlıklı biyografi serimizin bu bölümünde; yalnızca bir insanı değil, asırlardır kuşaktan kuşağa aktarılan köklü bir kültürü, inancı ve yaşam anlayışını da kayıt altına alıyoruz.

Bu kez rotamızı Besni'ye bağlı Beşkoz Köyü'ne çeviriyor; bölgenin saygı duyulan kanaat önderlerinden, Cuma Pektaş, nam-ı diğer Cuma Dede'nin kapısını çalıyoruz.

Bugün 76 yaşında olan Cuma Dede, yalnızca Beşkoz Köyü'nün değil, Besni'nin yaşayan kültürel hafızalarından biri olarak kabul ediliyor.

HORASAN'DAN BEŞKOZ'A UZANAN YOLCULUK

Cuma (Pektaş) Dede Besni Beşkoz Köyü4Cuma Dede'nin temsil ettiği İbişler Aşireti'nin kökleri, tarihî Horasan coğrafyasına kadar uzanıyor.

Seyit Cemal Ocağı olarak da bilinen ailenin ataları, Horasan'ın İbişler Köyü'nden Osmanlı döneminde önce Diyarbakır'ın Bismil ilçesine göç ediyor. Burada belirli bir süre yaşayan aile, daha sonra Şanlıurfa'nın merkezine bağlı Kıses Köyü'ne, bugünkü adıyla Haliliye ilçesinin Kısas Mahallesi'ne yerleşiyor.

Yıllar sonra ise yol onları Adıyaman'ın Besni ilçesine bağlı Beşkoz Köyü'ne getiriyor.

Bugün Cuma Dede, yüzlerce yıllık bu göç yolculuğunun yaşayan en önemli temsilcilerinden biri olarak aynı topraklarda hayatını sürdürüyor.

YAKLAŞIK 500 YILLIK BİR GEÇMİŞ

Temsil ettiği İbişler Aşireti, Adıyaman ve özellikle Besni kırsalında köklü geçmişiyle tanınan, Alevi-Türkmen inancını ve kültürünü yaşatan önemli ailelerden biri olarak biliniyor.

Sözlü tarih anlatımları ve akademik araştırmalar, ailenin yaklaşık beş asırdır bu bölgede yaşadığını ortaya koyuyor.

Büyük dedeleri İbiş Kahya'ya, Besni'ye geldikleri dönemde bölgenin etkili beyleri tarafından Burunçayır Köyü'nde arazi tahsis edildiği anlatılıyor. Aradan geçen yıllarda aile fertleri Burunçayır başta olmak üzere bölgedeki çok sayıda köye yayılarak sosyal ve kültürel hayatın önemli parçalarından biri hâline geliyor.

Araştırmalar, İbişler Aşireti'nin diğer birçok Anadolu Türkmen topluluğu gibi kökenini Orta Asya'nın tarihî Horasan bölgesinden alan Oğuz boylarına dayandırıyor.

11. yüzyılda Malazgirt Zaferi'nin ardından başlayan Anadolu'ya yerleşim süreci ve 13. yüzyıldaki Moğol istilaları sırasında batıya yönelen Türkmen toplulukları arasında İbişler Aşireti'nin de bulunduğu değerlendiriliyor.

DEDELİK GÖREVİ BİR EMANET

Cuma (Pektaş) Dede Besni Beşkoz Köyü11949 yılında dünyaya gelen Cuma Dede, adını 12 yıl askerlik yapan dedesi Cuma Çavuş'tan alıyor.

Atalarından miras kalan Dedelik görevini ise babası Ahmet Cemal'den sonra uzun yıllar sürdüren ağabeyi Ballı Pektaş'ın vefatının ardından devralıyor.

Bugün hâlâ Seyit Cemal Ocağı'nın temsilcilerinden biri olarak Ocak kültürünü yaşatmaya ve gelecek nesillere aktarmaya devam ediyor.

YAŞAYAN BİR KÜLTÜR ELÇİSİ

Cuma Dede, yalnızca bir ocak dedesi değil…

Aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescillenen "Yaşayan İnsan Hazineleri" arasında yer alan Kültür Elçilerinden biri.

Kültür elçileri; toplumlar arasında geleneklerin, inançların, sanatın ve ortak değerlerin yaşatılmasına öncülük eden kişiler olarak kabul ediliyor.

İşte tam da bu nedenle, Besni'nin yaşayan kültürel mirasını gelecek nesillere aktarmak amacıyla sürdürdüğümüz "Besni'nin Yaşayan Efsaneleri" çalışmasında Cuma Dede'yi ilçe tarihine not düşmek istedik.

BİR ANADOLU MİSAFİRPERVERLİĞİ

Kendisine ulaşmamıza ve randevu almamıza vesile olan Besni Sosyal Hizmetler İlçe Müdürü Mustafa Orhan'ın telefonundan sonra Beşkoz Köyü'ndeki evine doğru yola çıktık.

Rahatsız olmasına ve dinlenmesi gerekmesine rağmen aile fertleriyle beraber bizi büyük bir içtenlikle karşıladı.

Anadolu misafirperverliğinin en güzel örneklerinden birini sergileyen Cuma Dede ve ailesi, evinin yanındaki bahçeye adeta koşturmuş.

Dalından kiraz toplamışlar…

Siyah dutları kendi elleriyle koparmışlar…

Ardından büyük bir telaşla kahvaltı sofrası hazırlamışlardı.

Misafir ağırlamanın bir gelenek değil, bir gönül meselesi olduğunu daha ilk dakikalarda hissettirdiler.

"BU KÜLTÜRÜ KAYBETMEKTEN KORKUYORUM"

Cuma (Pektaş) Dede Besni Beşkoz KöyüSohbet ilerledikçe konu yıllardır yaşatmaya çalıştığı Cem geleneğine geldi.

Bir anda sesi yavaşladı…

Bakışları uzaklara daldı…

Geçmişi anlatırken kelimelerinin arasına derin bir özlem yerleşmişti ama bu halini bize belli etmemeye de ayrıca özen göster; Her cümleye gülümseyerek başladı, abisi Ballı Pektaş’ın erken yaşta vefatından bahsederken bile…

"Babam zamanına kadar Birlik Kurbanı kesilir, Cem Cemaati kurulurdu. Ağabeyim Ballı Pektaş döneminde de, benim dönemimde de bu geleneği yaşatmaya çalıştık. Ancak önce pandemi, ardından 6 Şubat depremleri nedeniyle zorunlu olarak ara verdik."

Bir süre sustuktan sonra sözlerini hüzünle sürdürdü:

"Eskiden kilometrelerce uzaklardan minibüsler dolusu canlarımız gelirdi. Hasret giderirdik. Şimdi nüfusumuz dağıldı. Köyümüzde ve çevrede yaşayan genç sayısı çok azaldı. Cem Cemaati kurabilmek için en az on iki genç gerekiyor. Her birinin ayrı bir hizmeti var. O hizmetleri yerine getirecek genç kalmayınca töremizi de sürdüremiyoruz."

Konuşurken sadece geçmişi anlatmıyordu…

Aslında yüzlerce yıllık bir kültürün sessizce yok oluşuna tanıklık ediyordu…

"MİSAFİR GELMEZSE KENDİMİ SORGULARIM"

Sohbetimiz ilerledikçe Cuma Dede, zaman zaman yüzyıllardır dilden dile aktarılan deyişlerden örnekler veriyor, bazen de hafızasının derinliklerinden çıkardığı hatıralarla bizi yıllar öncesine götürüyordu.

Tam 37 yıl boyunca Beşkoz Köyü'nde muhtarlık yaptığını anlatan Cuma Dede, yüzündeki tebessümle yine geçmişe döndü.

"Çok şükür evimizde misafir hiç eksik olmazdı, şimdi de olmuyor. Hatta bir gün misafirimiz gelmezse merak ederim. 'Acaba bir hatamız mı oldu, misafirimiz neden eksildi?' diye üzülürüm. Atalarımızdan gördüğümüz gelenek gereği elimizden geldiği kadar insanlara yardımcı olmaya, imkânlarımız ölçüsünde destek vermeye gayret ediyoruz."

Bu sözler, sadece bir misafirperverlik anlayışını değil; Anadolu'nun kadim kültüründe insanı merkeze alan yaşam biçimini de özetliyordu.

"İNSAN KÜLTÜRÜNDEN KOPARSA KENDİNDEN DE KOPAR"

Konu günümüz insanına geldiğinde ise yüzündeki tebessüm yerini derin bir düşünceye bıraktı.

Cuma Dede'ye göre bugün en büyük kayıp, maddi imkânsızlık değil; kültürel değerlerden uzaklaşılması.

Adıyaman'ın Bazı Mahallelerinde Su Kesintisi Olacak
Adıyaman'ın Bazı Mahallelerinde Su Kesintisi Olacak
İçeriği Görüntüle

"Ne acıdır ki insanlar son zamanlarda giderek kültürümüzden kopmaya başladı. Bencil oldu, paracı oldu. Unutulmasın ki maddiyata aşırı önem vermek kişiyi insanlıktan çıkarır, insani özelliklerini yitirmesine sebep olur."

Bu cümleler, yılların tecrübesinden süzülmüş bir hayat dersiydi.

OKUYARAK KENDİNİ YETİŞTİRDİ

İlkokulu dışarıdan tamamladığını anlatan Cuma Dede, öğrenmenin okul sıralarıyla sınırlı olmadığını hayatıyla ispatlayan isimlerden biri.

Kitap okumayı çok sevdiğini, özellikle de halk deyişlerine ayrı bir önem verdiğini anlatırken gözleri yeniden parlıyor.

Askerlik görevini sıhhiye olarak yaptığını belirten Cuma Dede, o yıllarda edindiği bilgi ve tecrübelerin hayatına önemli katkılar sağladığını söylüyor.

Doktorun bulunmadığı dönemlerde ve ulaşımın son derece zor olduğu yıllarda, acil durumlarda cerrahi müdahaleler yapmak zorunda kaldığını, çevresindeki insanların kanser, çıban ve benzeri sağlık sorunlarıyla mücadelelerinde de elinden gelen desteği vermeye çalıştığını anlatıyor.

Hayatının her döneminde öğrendiklerini toplumun hizmetine sunmayı görev bilen Cuma Dede, bilgiyi hiçbir zaman yalnızca kendisi için saklamamış.

GELECEK NESİLLERE BIRAKTIĞI EN BÜYÜK MİRAS

Ne yazık ki kendisini ziyaret ettiğimiz gün sağlık sorunları yaşıyordu.

Ertesi gün hastaneye yatacağını söylemesine rağmen, bizi büyük bir içtenlikle ağırlamaktan geri durmadı.

Bahçesinden kendi elleriyle topladığı kirazları ve siyah dutları ikram etti, ardından bahçesini gezdirdi.

Rahatsızlığına rağmen misafirini en güzel şekilde ağırlamayı ihmal etmeyen Cuma Dede, belki de bize kitaplarda yazmayan en önemli kültür dersini verdi.

Kendisine bir kez daha geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, Allah'tan sağlıklı ve uzun ömürler diliyoruz.

CUMA DEDE'NİN GELECEK NESİLLERE VASİYETİ

Cuma (Pektaş) Dede Besni Beşkoz Köyü3Sohbetimizin sonunda, gelecek kuşaklara iletmek istediği mesajı sorduğumuzda hiç düşünmeden şu cümleleri kurdu:

"Azmin elinden hiçbir şey kurtulmaz. Azimli olmak gerek, sabırlı olmak gerek. Sesimin ulaştığı herkese diyorum ki; birlik olsunlar, beraber olsunlar, sevgi ve saygı içerisinde yaşasınlar. Geçmişimizi araştırsınlar. Geçmişimizden aldığımız bilgi ve birikimi geliştirerek ilerlesinler. Bol bol okusunlar. Geleneklerimize ve kültürümüze sahip çıksınlar."

Bu sözler, yalnızca Cuma Dede'nin değil; yüzlerce yıllık bir kültürün, Horasan'dan Besni'ye uzanan bir yolculuğun ve Anadolu irfanının da gelecek nesillere bıraktığı en kıymetli miras niteliğinde.

Biz Beşkoz Köyü'nden ayrılırken arkamızdan yalnızca dualar yükselmiyordu...

Asırlardır ayakta duran bir kültürün sessiz ama güçlü sesi de kulaklarımızda yankılanıyordu.

Aslında "Besni'nin Yaşayan Efsaneleri" çalışmasının en önemli amacı tam da buydu.

Henüz aramızdayken bu toprakların yaşayan hafızalarını dinlemek, kayıt altına almak ve gelecek kuşaklara aktarmak...

Çünkü insanlar bir gün aramızdan ayrılıyor.

Fakat geride bıraktıkları değerler, anlatılar ve hatıralar yaşatıldıkça ölümsüzleşiyor.

Allah razı olsun Cuma Dede…

İyi ki kapını bize açtın, iyi ki yaşadıklarını bizimle paylaştın.

Ve iyi ki bu topraklarda hâlâ senin gibi yaşayan hazineler var.

Muhabir: Mehmet Emin Danış