BESNİ GÜNCEL - Dünyada ve Türkiye'de yaşlanan nüfusla birlikte görülme sıklığı artan sarı nokta hastalığı, milyonlarca insanın görme sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. Tıp literatüründe "Yaşa Bağlı Makula Dejenerasyonu" olarak adlandırılan hastalık, gözün retina tabakasında bulunan ve merkezi görmeyi sağlayan makula bölgesinin zamanla hasar görmesi sonucu ortaya çıkıyor. Hastalık ilerledikçe okuma, araç kullanma, yüz tanıma ve ayrıntıları seçme gibi günlük yaşam aktivitelerinde ciddi sorunlara neden olabiliyor.
Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, son yıllarda geliştirilen tedavi yöntemleri sayesinde birçok hastada görme düzeyinin korunabildiğini, bazı durumlarda ise görme kalitesinde belirli ölçüde iyileşme sağlanabildiğini belirtti. Şahin, özellikle 50 yaş üzerindeki bireylerin ve ailesinde sarı nokta hastalığı bulunan kişilerin düzenli göz kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı.
GÜNLÜK YAŞAMI OLUMSUZ ETKİLİYOR
Sarı nokta hastalığı, gözün arka bölümünde yer alan retina tabakasının merkezindeki makula bölgesini etkiliyor. Makula; okuma, yazma, araç kullanma, yüzleri tanıma ve ince ayrıntıları seçme gibi merkezi görme işlevlerinden sorumlu bulunuyor. Bu bölgenin zarar görmesiyle birlikte merkezi görmede bulanıklık, şekil bozuklukları ve görme kaybı ortaya çıkabiliyor. Hastalık başlangıçta tek gözde görülse de zamanla her iki gözü etkileyerek yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebiliyor.
Prof. Dr. Özlem Şahin, ileri evrelerde hastaların okuma, yazma, araç kullanma ve yüz tanıma gibi temel faaliyetlerde zorlandığını belirterek, görme kaybının sosyal izolasyon, depresyon ve bağımsız yaşam becerilerinde azalmaya yol açabildiğini ifade etti.
KURU VE YAŞ TİP OLARAK İKİYE AYRILIYOR
Uzmanlara göre sarı nokta hastalığı temel olarak kuru tip ve yaş tip olmak üzere iki grupta değerlendiriliyor. Hastaların büyük bölümünde görülen kuru tipte, retina altında zamanla oluşan birikintiler ve hücre kaybı nedeniyle görme yetisi yavaş yavaş azalıyor. Yaş tip ise daha az görülmesine rağmen ciddi görme kayıplarının en önemli nedeni olarak kabul ediliyor. Bu tipte retina altında gelişen anormal damarlar sıvı veya kan sızdırarak görmenin haftalar hatta günler içerisinde hızla azalmasına neden olabiliyor.
SİGARA RİSKİ İKİ KAT ARTIRIYOR
İlerleyen yaşın hastalık için en önemli risk faktörü olduğuna dikkat çekilen açıklamada, sigara kullanımı, hipertansiyon, diyabet ve kalp-damar hastalıklarının da riski artırdığı belirtildi. Güncel araştırmaların sigara kullanımının sarı nokta hastalığı riskini yaklaşık iki kat yükselttiğini ortaya koyduğu ifade edildi. Ayrıca aile öyküsü ve genetik faktörlerin de hastalığın gelişiminde önemli rol oynadığı kaydedildi.
BU BELİRTİLERE DİKKAT
Uzmanlar, düz çizgilerin eğri veya dalgalı görünmesi, okuma sırasında harflerin bulanıklaşması, karşıya bakarken silik noktaların oluşması, renkleri ayırt etmede güçlük yaşanması, karanlıkta görmenin zorlaşması ve ışığa karşı hassasiyetin artması gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtiyor. Bu belirtilerden herhangi birinin görülmesi halinde vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurulması tavsiye ediliyor.
ERKEN TEŞHİS GÖRMEYİ KORUYABİLİYOR
Sarı nokta hastalığında tedavinin temel hedefi mevcut görmeyi korumak ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak olarak öne çıkıyor. Kuru tip hastalarda vitamin ve mineral takviyeleri ile sağlıklı yaşam alışkanlıkları hastalığın ilerleme riskini azaltabiliyor. Yaş tipte ise göz içine uygulanan enjeksiyon tedavileriyle anormal damar oluşumu kontrol altına alınarak görme düzeyleri korunabiliyor. Bazı hastalarda ise görme kalitesinde iyileşme sağlanabiliyor.
Uzmanlar, sigaradan uzak durulması, düzenli egzersiz yapılması, sağlıklı beslenilmesi, tansiyon ve kolesterol değerlerinin kontrol altında tutulması ile güneş gözlüğü kullanımının retina sağlığının korunmasına katkı sağladığını belirtiyor.
#BesniGuncel #SarıNoktaHastalığı #GörmeSağlığı
Next



