Eyüp Sultan Cami̇ (3)

İstanbul’un en güçlü manevi merkezlerinden biri olan Eyüp Sultan Camii, Osmanlı padişahlarının tahta çıktıktan sonra kılıç kuşanma törenlerini gerçekleştirdiği kutsal mekân olarak asırlardır önemini koruyor.

Anadolu Ajansı’nın “İstanbul’un Selatin Camileri” dosyasında ele alınan cami, İstanbul’un fethinin ardından 1458-1459 yıllarında inşa edildi. 1766 depreminde ağır hasar gören yapı, III. Selim döneminde temeline kadar yıkılarak yeniden yapıldı ve 1800 yılında yeniden ibadete açıldı.

Yeniden inşa sürecinde klasik Osmanlı mimarisine bağlı kalınırken, dönemin barok etkileri de detaylarda kendini gösterdi. Sekiz destek üzerine oturan yaklaşık 16–17,5 metre çapındaki ana kubbe, mihrap önü yarım kubbesi ve eksedralarıyla cami, klasik plan anlayışının geç dönemdeki güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Gümüşhane'de Yağış Sonrası Heyelan: Araçlar Hasar Gördü
Gümüşhane'de Yağış Sonrası Heyelan: Araçlar Hasar Gördü
İçeriği Görüntüle

Caminin yer aldığı külliyede medrese, imaret, aşhane, hamam ve türbe bulunuyor. Avludaki sebil ise I. Ahmed tarafından 1613’te yaptırıldı. Caminin hemen yanında yer alan Ebu Eyyub el-Ensari Türbesi ise halk nezdinde büyük saygı görüyor; Osmanlı padişahları kılıç kuşanma merasimlerini burada gerçekleştirdi.

Eyüp Sultan Cami̇ (2)

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Sanat Tarihi Bölüm Başkanı Kadir Pektaş, caminin 1798’deki ikinci inşasının 1800’de tamamlandığını belirterek, bugünkü yapının III. Selim dönemine ait olduğunu söyledi.

Pektaş, her ne kadar batılılaşma döneminde yeniden yapılmış olsa da caminin plan düzeninde 16. yüzyıl Mimar Sinan geleneğinin tekrar edildiğini vurgulayarak, iç mekânda barok etkilerin daha çok sütun başlıkları ve süslemelerde görüldüğünü ifade etti.

Eyüp Sultan Camii’nin yalnızca bir ibadet mekânı değil, aynı zamanda Eyüpsultan semtindeki yapılaşmanın çekirdeğini oluşturan büyük bir külliyenin merkezi olduğunu belirten Pektaş, çevrede çok sayıda Osmanlı paşası, sultan yakını ve devlet adamının türbe ve hazirelerinin bulunduğunu aktardı.

Osmanlı döneminde kandil geceleri, mevlitler ve vakıf faaliyetleriyle desteklenen cami ve türbe, bugün de hem ziyaretgâh hem ibadet mekânı olarak İstanbul’un en yoğun manevi merkezleri arasında yer alıyor.

Muhabir: Haber Merkezi