İSTANBUL (AA) - Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç, enerji, finansman, teknoloji ve sanayinin yanı sıra iklimin de şirketlerin rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan biri haline geldiğini belirterek, 'Eskiden rekabet edebilmek için ürününüzü kaliteli, hızlı ve en iyi maliyetle üretmeniz yeterliydi. Artık yeterli değil. İklim de rekabetin temel unsurları arasında.' dedi.
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı (COP31) Küresel İş Ortağı Koç Holding'in ana sponsorluğunda düzenlenen 'İklimin Ötesinde: Antalya'ya Doğru' buluşması, Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol ve Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Koç'un katılımıyla gerçekleştirildi.
Etkinlikte düzenlenen panelde konuşan Koç, enerji arzı ve enerjiye erişimin ekonomik rekabet açısından kritik önem taşıdığına işaret ederek, jeopolitik riskler, enerji fiyatları ve arzındaki dalgalanmalar ile elektrifikasyondaki gelişimin ekonomiler, enflasyon ve rekabet gücü üzerinde doğrudan etkileri bulunduğunu anlattı.
Paris Anlaşması'nın ardından geçen 10 yıllık dönemde niyet beyanları, taahhütler ve hedeflerin ortaya konulduğunu ve bu hedeflerin hayata geçirilmesinin zamanı geldiğini vurgulayan Koç, 'Önümüzdeki 10 yıl artık eyleme geçme zamanı. Söylemek kolay, gerçekleştirmek daha zor. Ancak hiç olmadığı kadar bunların gerçekleştirilebileceği bir ortamdayız.' dedi.
Koç, COP31'in 2035'te enerji tüketiminde elektriğin payının yüzde 35 seviyesine ulaşacağı tahminine karşın IEA'nın yüzde 33 beklentisine işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:
'Bu hedefe ulaşılması halinde, özellikle bizim gibi enerjide ithalata bağımlı ülkelerin yakıt ve enerji maliyetlerinin yalnızca 2035'te 400 milyar dolar azalabileceği belirtiliyor. Bu da daha rekabetçi olabileceğimiz anlamına geliyor. Rekabet açısından baktığımızda, insanoğlu tarih boyunca bunun içinde oldu. Farklı dönemlerde farklı alanlarda rekabet etti, devrimler yaşandı. Her dönemde, teknolojinin önemli bir rolü vardı. Bugünün teknolojisi de yapay zeka. Ancak önümüzdeki 20-30 yılın ekonomilerini belirleyecek iki alanda daha rekabet olağanüstü seviyelere ulaştı. Bunlardan biri enerji, diğeri savunma sanayisi. Eskiden rekabet edebilmek için ürününüzü kaliteli, hızlı ve en iyi maliyetle üretmeniz yeterliydi. Artık yeterli değil. Enerji, finansman, teknoloji, sanayi ve bunların yanında iklim de rekabetin temel unsurları arasında.'
- 'Ülkeler şirketleriyle rekabet ediyor'
Koç, iklim politikaları ve düzenlemelerinin yanı sıra enerji maliyetleri konusunda da coğrafyalar arasında ciddi farklılıklar olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:
'Avrupa'daki enerji maliyeti Amerika'nın yaklaşık iki katı, Çin'den ise yüzde 50'nin üzerinde daha yüksek. Trump da Avrupa'nın iklim politikalarına fazla ağırlık verdiği için rekabet gücünü kaybettiğini sık sık söylüyor. Avrupa, örneğin iklim politikaları nedeniyle kaya gazına yönelmedi. Dolayısıyla rekabet koşulları coğrafyadan coğrafyaya değişiyor ve maliyetler büyük önem taşıyor. Güneş enerjisini ele alalım. Aynı panel, aynı santral bir ülkede sermaye maliyeti nedeniyle çok daha pahalıya mal olabilirken, başka bir ülkede ciddi bir fiyat ve rekabet avantajı sağlayabiliyor. Dolayısıyla sermaye maliyetinin yanı sıra kamu politikaları ve düzenlemeleri de rekabeti doğrudan etkiliyor.'
Türk şirketlerinin küresel pazarlarda yalnızca rakip şirketlerle değil, onların içinde bulunduğu ekonomik ve finansal ekosistemlerle de rekabet ettiğini dile getiren Koç, 'Artık ülkeler şirketleriyle rekabet ediyor. Bu nedenle bugün iklim de rekabetin önemli faktörlerinden biri haline gelmiş durumda. Şirketlerin faaliyet gösterdiği ekosistemlerin giderek daha korumacı hale gelmesi de ek bir yük getiriyor.' diye konuştu.
- 'Elektrifikasyon iş dünyası için büyük fırsatlar sunuyor'
Koç, Türkiye'nin 2035 hedeflerine ulaşabilmesi için 108 milyar dolarlık yatırıma ihtiyaç duyulduğunu, bunun yaklaşık 28 milyar dolarının şebeke ve depolama, 80 milyar dolarının ise üretim yatırımlarından oluştuğunu belirterek, şunları kaydetti:
'Elektrifikasyon dediğiniz zaman, depolama ve şebeke yatırımları çok çok önemli. Türkiye'nin şu anda 127 gigavat üretim kapasitesi var. Ağustos itibarıyla bu üretim kapasitesine sahibiz. Üretim kapasitesinde 4 tane yenilenebilir enerji kaynağı, HES, rüzgar, solar, jeotermal aslında ihtiyacımızın yüzde 60'ını karşılayabilecek oranda. Ama doğası gereği yenilenebilir enerji yüzde 100 üretim yapamıyor, yani 7/24 çalışamıyor. Bugün geldiğimiz noktada bu yüzde 61'lik üretim kapasitesi, tüketimin yüzde 40'ını karşılıyor. Bu arayı kapatabilmek için de ciddi anlamda şebeke yatırımlarına, şebeke yenilemeye ve depolamaya ihtiyacımız var. Bu da iş dünyasına büyük fırsatlar sunuyor.'
Küresel enerji dönüşümünde Çin'in güneş paneli, batarya depolama ve rüzgar türbini üretim kapasitesindeki yüksek payına dikkati çeken Koç, kritik mineraller ve rafinaj kapasitesinin de ülkelerin rekabet gücünü belirleyen unsurlar arasında yer alacağını ifade etti.
Enerji dönüşümünün büyük ölçekli yatırımlar gerektirdiğine vurgu yapan Koç, sözlerini şöyle tamamladı:
'IEA hedeflerine göre, 80 milyon kilometre yeni şebekeye veya şebeke yenilenmesine ihtiyaç var. Şu an dünyadaki depolama kapasitesinin katbekat üzerinde ihtiyaç var. Bunları devletler yapmayacak, iş dünyası yapacak. Dolayısıyla kamunun da iş dünyasının bu ağır yatırımları yapabilmesi için gerekli düzenleme ortamını, yatırım iklimini ve yatırımcıyı cezbedecek ortamı sağlaması gerekiyor. Dolayısıyla elektrifikasyon konusu, neresinden bakarsanız bakın, çok heyecan verici.'
#BesniGüncel #KoçHolding #İklimDeğişikliği
Next




