ADIYAMAN (PERRE) - Şeriban ÖZÇAKMAK-Sibel TURAN - KESK Adıyaman Şubeler Platformu, TÜİK'in 2025 yılı enflasyon verilerinin gerçeği yansıtmadığını belirterek maaş artışlarının yoksulluğu derinleştirdiğini savundu. KESK Adıyaman Şubeler Platformu, 14 Ocak'ta tüm yurtta iş bırakma eylemi yapılacağını açıkladı.
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Adıyaman Şubeler Platformu, 2025 yılı enflasyon verileri ve kamu emekçilerinin ekonomik durumu hakkında Adıyaman'da basın açıklaması yaptı. Mimar Sinan Kültür Parkı'nda düzenlenen açıklamada, 'Kaybeden sadece asgari ücretliler değil, bu düzende hepimizin kayıpları artıyor. Örneğin bugün açıklanan TÜİK verilerine göre: SGK ve BAĞ-KUR emeklilerinin aylıkları 6 aylık enflasyon oranında, yani sadece yüzde 12,2 artacaktır. Bu sahte verilere göre kamu emekçileri ve emeklileri olarak bizler için ise yüzde 6,85 enflasyon farkı doğmuştur' ifadeleri kullanıldı.

Platform adına basın açıklamasını yapan Eğitim-Sen Adıyaman Şube Başkanı Zeynel Polat, 2025 yılının emeğiyle geçinen milyonlar için adeta bir kâbus yılı olduğunu söyledi.
'2025, Zamlar ve Yoksullukla Hatirlanacak'
Polat, 'Gözümüzü iğneden ipliğe her şeye yapılan zam fırtınası ile açtığımız 2025 yılını geride bıraktık. Yıllardır devam eden yoksullaştırma politikalarından 4 milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon kamu emeklisi olarak bizler de payımıza düşeni aldık' dedi.
Polat, maaşların her ay eridiğini vurgulayarak, '2025 yılı; asgari ücretlisinden emeklisine, işçisinden kamu emekçisine emeğiyle geçinen milyonlar için bir kâbus yılı oldu. Maaşlarımız erirken yoksulluğumuz her geçen gün arttı' ifadelerini kullandı.
'TÜİK'in sahte verileriyle maaşlarımız sınırlandırıldı'
Ülkeyi yönetenlerin yıllardır gerçek hayat pahalılığını yansıtmayan verileri resmi enflasyon olarak açıkladığını belirten Polat, maaş artışlarının TÜİK'in 'sahte verileriyle' sınırlandığını söyledi. Polat, 'Bu ülkenin ezici çoğunluğunu oluşturan, emeğiyle geçinen milyonlar her geçen gün daha fazla yoksullaştırıldı, sefalete itildi' diye konuştu.

Polat, açıklamasının tamamında şu ifadelere yer verdi:
'Gözümüzü iğneden ipliğe her şeye yapılan zam fırtınası ile açtığımız, bir yılı, 2025 yılını geride bıraktık. Yıllardır devam eden yoksullaştırma politikalarından 4 Milyon kamu emekçisi ve 2,5 milyon kamu emeklisi olarak bizler de payımıza düşeni aldık.
2025 yılı asgari ücretlisinden emeklisine, işçisinden kamu emekçisine emeği ile geçinen milyonlar için, bizler için adeta bir kâbus yılı oldu. Maaşlarımız her ay gittikçe erirken yoksulluğumuz günden güne arttı.
Evet, 2025 yılını geride bıraktık. Ama sorunlarımız artarak devam ediyor. Ülkeyi yönetenler yıllardır çarşıda, pazarda, mutfakta yaşadığımız gerçek enflasyonun yarısına bile denk gelmeyen suni verileri resmi enflasyon olarak açıkladılar. Maaş artışlarımızı TÜİK''in bu sahte verileri ile sınırladılar.
Böylece bu ülkenin ezici çoğunluğunu oluşturan, bizleri, emeği ile geçim mücadelesi veren milyonları her geçen gün daha fazla yoksullaştırdılar, sefalete ittiler.
İktidar temsilcileri, yandaş konfederasyon yönetimi ve Hakem Kurulundan oluşan Bermuda Şeytan Üçgeni 'toplu sözleşme' adı altında her seferinde Merkez Bankası'nın hiçbir zaman tutmayan enflasyon tahminini esas aldı.
Altışar aylık bu artışlar daha ilk bir, iki ayda TÜİK'in sahte enflasyonunun bile altında kaldı. Aylarca enflasyon farkı almak için bekledik. Altışar aylık periyotlarla hep aynı şeyi yaşamaya devam ettik. Böylece sadece son 2 yılda maaşlarımız yüzde 20 eridi.
TÜİK bugün 2025 yılının son enflasyon verilerini açıkladı.
TÜİK'e göre Aralık ayı enflasyonu yüzde 0,89 yıllık enflasyon yüzde 30,89 son altı aylık enflasyon yüzde 12,2 kira artışlarında esas alınan 12 aylık ortalama enflasyon ise yüzde 34,88 olmuştur.
Bu ülkede yaşayan herkes biliyor ki bu verilerin yaşadığımız gerçek enflasyonla hiçbir alakası yoktur. Nitekim İstanbul Ticaret Odası (İTO) 4 gün önce yıllık enflasyon %37,68 olduğunu açıklamıştır.
Bugün açıklanan Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) verilerine göre ise enflasyon aylık yüzde 2,11 yıllık ise yüzde 56,14 artmıştır.'
Şimdi buradan işçilere, emekçilere, emeklilere, tüm kamuoyuna soruyoruz: TÜİK'in enflasyonu mu yoksa sizin yaşadığınız hayat pahalılığı mı daha gerçekçi? Hükümet sözcüleri 'enflasyon düştü' diyor. Peki, sizin enflasyonunuz düştü mü?
Bugün açıklanan TÜİK verilerine göre:
*Asgari ücret artışı TÜİK enflasyonun bile altında kalmıştır. Bilindiği üzere 2024 yılında resmi enflasyon %44,38 olarak açıklanmıştı. Buna rağmen 2025 yılı asgari ücretini bunun yaklaşık 15 puan altında %30 arttırdılar. TÜİK bugün 2025 yılı enflasyonun yüzde 30,89 olduğunu açıkladı. Ama asgari ücreti 10 gün önce %27 artırarak, açlık sınırının altında tuttular.
TÜİK'in gerçekleşen enflasyon verileri dahi temel alınmış olsaydı bugün asgari ücretin 32 bin165 TL olması gerekiyordu. Dolayısıyla TÜİK'in sahte enflasyon verilerine göre bile her asgari ücretlinin aylık 4 bin 100 TL'sine yıllık ise 49 bin 200 TL'sine, yani yaklaşık 2 aylık ücretine el konulmuştur.
*Kaybeden sadece asgari ücretliler değil, bu düzende hepimizin kayıpları artıyor. Örneğin bugün açıklanan TÜİK verilerine göre: SGK ve BAĞ-KUR emeklilerinin aylıkları 6 aylık enflasyon oranında, yani sadece yüzde 12,2 artacaktır.
*Bu sahte verilere göre kamu emekçileri ve emeklileri olarak bizler için ise yüzde 6,85 enflasyon farkı doğmuştur. Bu farka Hakem Kurulu dayatması ile biten son 'toplu sözleşmeye' göre yapılacak artışı da (yüzde11 artış ve taban maaşlarda bin TL artış) eklediğimizde maaşlarımız Ocak'tan itibaren ortalama sadece yüzde 20 artacaktır.
Öte yandan 'enflasyon farkı' adı üzerinde geçtiğimiz altı ay yaşanan enflasyondan doğan farktır. Dolayısıyla kamu emekçileri ve emeklileri olarak 2026 yılına aslında ortalama yüzde 12,5 maaş zammı ile başlıyoruz.
Buna karşın kira, ulaşım, gıda başta olmak üzere temel giderlerimizdeki artışlar maaş artışımızı katlamakta, dolayısıyla reel gelirimiz hızla buharlaşmaktadır.
Bizler 2026 yılına maaşlarımızda ortalama yüzde %12,5 artış ile başlarken:
*1 Ocak'tan itibaren toplu taşıma ücretlerine %35, sağlıkta katılım paylarına, muayene ücretlerine %30, köprü ve otoyol geçiş ücretlerine ortalama %22, MTV ve damga vergisine %19 zam yapılmıştır.
*Kontrat süresi dolanların kirası Ocak'tan itibaren yüzde 34,88 artacaktır. Bugün 55 Bin TL maaş alıp bunun 25 bin TL'sini kiraya veren bir kamu emekçisinin maaşı Ocak ayında 65 bin TL olacak. Ama kirası 33 bin 720 TL'ye çıkacak. Yani cebine giren maaş zammının neredeyse tamamı kiraya gidecek.
*Bırakalım eti, süt ürünlerini, yumurtayı son bir yılda en düşük memur maaşı ile alınan ekmek sayısı bile azalmıştır.
Bundan bir yıl önce en düşük memur maaşı ile tanesi 10 TL'den 4 bin 370 adet ekmek alınıyordu. Ekmek fiyatı 1 Ağustos'tan itibaren 15 TL'ye çıktı. Bugün açıklanan TÜİK enflasyon verilerine göre en düşük memur maaşı ile 4 bin adet ekmek alınacak. Bu durumda en düşük maaş alan memurun sofrasından aylık 370 adet, günlük 12 adet ekmek eksilecek. Üstelik ekmeğe zam kapıdadır.
Ayrıca gelir vergisi adaletsizliği de derinleşmeye devam etmektedir. Maaşlarımızdan kaynakta kesilen Gelir Vergisi, Yeniden Değerleme Oranının 5 puan altında tutulmuştur. Dolayısıyla maaş artışımız yine cebimize girmeden buharlaşacaktır.
*10 yıl önce bugün bir adet çeyrek altın 175 TL'ydi. En düşük memur maaşı ile 17 adet çeyrek altın alınıyordu. Bugün çeyrek altının fiyatı 10 bin 500 TL. En düşük memur maaşı ile 6 adet çeyrek altın bile alınamıyor. Son 10 yılda en az 11 çeyrek altınımızı elimizden aldılar.
Yıllardır büyüme nutukları attılar. Ama büyüyen sermaye, patronlar, yandaşlar oldu. Bizlerin ise yoksulluğu, sefaleti büyüdü.
2024 yılını 'emekli yılı' ilan etmişlerdi. Ama emeklileri kuru ekmeğe muhtaç hale getirdiler. On binlerce emekliyi ucuz otel köşelerinde, otogarlarda yaşamaya sürüklediler.
2025 yılını 'aile yılı' ilan ettiler. Ama milyonlarca aileyi açlığa mahkûm ettiler.
Çağdaş dünya ülkelerinde asgari ücret hesabında, işçinin ailesinin giderleri de temel alınıyor. Ama 2025 yılını 'aile yılı' ilan edenler asgari ücreti belirlerken işçinin tek başına temel giderlerini dahi yok saymıştır. Her iki işçiden birinin aldığı asgari ücret tarihimizde ilk defa Kasım ayı açlık sınırının dahi altında kalmıştır.
2026 yılını ise emeği ile geçinen tüm kesimler için bir yıkım yılına çevirmek istiyorlar. 'Sefalete, köleliğe alışın' diyorlar.
Bizlerin ücretlerini, maaşlarını sefalet düzeyinde arttırırken hep aynı şeyi söylediler. 'Kaynak yok' dediler.
Oysa bu ülkenin işçisine, asgari ücretlisine, emeklisine, kamu emekçisine insanca yaşam koşulları sunmak için yeterince kaynağı vardır. Ama bu kaynaklar çalışanlara, yoksullaştırılan halka değil bir avuç asalağa faiz, teşvik, hazine garantisi olarak aktarılıyor.
Bunu 2026 bütçesinde bir kez daha gördük.
*2026'da her 1 dakikada tam 186 asgari ücret faiz olarak yabancı ve yerli sermayeye gidecek.
*Her 1 dakikada tam 145 asgari ücret 'savunma ve güvenlik' adı altında silahlanmaya aktarılacak.
*Her 1 dakikada tam 50 asgari ücret sermayeye, patronlara teşvik olarak akacak.
*Her 1 dakikada tam 19 asgari ücret, köprü, otoyol, şehir hastanesi müteahhitlerinin cebine Hazine garantisi olarak girecek.
*Saray dakikada 1,5 asgari ücret harcayacak.
Tüm bunlar yükü bizlere yıkılan vergilerden karşılanacak.
Bizler KESK'e bağlı sendikaların üyeleri olarak buradan haykırıyoruz.
Bu kölelik düzenine, sefalete alışmadık. Alışmayacağız.
Çünkü bizler biliyoruz ki alışmak kanıksamaktır, kabullenmektir.
- açıklanan TÜİK verileri ile de ortaya çıkmıştır ki Ağustos ayında Hakem Kurulu dayatması ile biten toplu sözleşme hükümsüz hale gelmiştir. Toplu sözleşmenin gerçek bir toplu sözleşme olacak şekilde yenilenmesi ve bu dönem içerisinde hak kayıplarımızın daha da büyümemesi için maaşlarımızda ek zam yapılmalıdır. Aksi durum kamu emekçilerini açlık sınırına yaklaşması anlamına gelir.
Bizlere her geçen gün daha fazla yoksulluk ve güvencesizlik dayatan bu düzeni kabul etmiyoruz. Bunun bir adımı olarak 14 Ocak Çarşamba günü tüm yurtta üretimden gelen gücümüzü kullanacak, iş bırakacağız.
Bunun için tüm konfederasyonları, sendikaları, kamu emekçilerini;
*En düşük kamu emekçisi maaşının yoksulluk sınırı üzerine çıkarıldığı;
*İnsanca yaşamaya yetecek bir ücret,
*Güvenceli istihdam- güvenli gelecek,
*Demokratik- adil bir çalışma yaşamı,
*Halktan yana bir kamu hizmeti,
*Grev hakkımızın önündeki engellerin kaldırıldığı Gerçek Bir Toplu Pazarlık Sistemi
İçin birlikte mücadele etmeye, omuz omuza vermeye, 14 Ocak'ta hizmet üretiminden gelen gücümüzü kullanmaya çağırıyoruz.
Çağrımız sadece kamu emekçilerine değil, bu sömürü düzenin çarkları altında ezilen herkesedir.
Hepimizi sefalette eşitlemeyi hedefleyenlere artık yeter demenin vakti çoktan gelmiştir.
Gelin yıllardır hepimize kaybettiren bu yoksulluk ve sefalet düzenine karşı insanca yaşayacak ücret, güvenceli iş, güvenli gelecek için omuz omuza verelim.'
Kaynak : PERRE



