Kültür ve Turizm Bakanlığınca, İçkale’de yer alan 14 tarihi binada 2005’te başlatılan ve 2014’te tamamlanan restorasyon çalışmasının ardından 2015’te İçkale Müze Kompleksi olarak ziyaretçilere kapılarını açan yerleşkeye her geçen yıl ilgi artıyor.

Geçmişi 12 bin 500 yıl öncesine kadar uzanan eserlerin de yer aldığı teşhir salonlarına gelen ziyaretçiler, müzedeki bin 500’e yakın eseri inceleme fırsatı buluyor.

AK Parti Diyarbakır il yönetiminin saha çalışmaları karşılık buluyor AK Parti Diyarbakır il yönetiminin saha çalışmaları karşılık buluyor

Bu yıl 90. yılını kutlamaya hazırlanan müze, 2023 yılında deprem felaketine rağmen 134 bin ziyaretçi ağırladı. Müzenin 2024’te 200 bin, 2028 yılında ise 1 milyon ziyaretçi ağırlaması için çalışmalar yürütülüyor.

Diyarbakır Müze Müdür Vekili Mehmet Çelebi, Diyarbakır Müzesi’nin ilk 1934 yılında Zincirye Medresesi’nde kurulduğunu, kendilerine bağlı Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya Gökalp Müzesi ve İçkale Kompleksinde yer alan Atatürk Evi Müzesi ile Silvan Atatürk Evi olmak üzere toplam dört bağlı birimden oluşmakta olduğunu söyledi.

Müzedeki eser sayısının toplam 35 bin adet olduğunu belirten Çelebi, bunların büyük bir kısmının depoda muhafaza altında olduğunu, müze teşhirinde ise bin 500’e yakın eseri sergilemekte olduklarını kaydetti.

“2028 yılında ise yaklaşık 1 milyon ziyaretçi hedefliyoruz”

Neolitik dönem diye tabir ettikleri eserlerin günümüzden 12 bin 500 sene öncesinden başlayıp etnoğrafik eser diye tabir ettikleri eserlere kadar teşhir edilmekte olduğunu aktaran Çelebi, şöyle konuştu:

“2015 yılında buraya taşındık. Müzemiz 2022 yılında ücretsizdi. Yaklaşık 64 bin ziyaretçimiz vardı. 2023 yılında ücretli olmasına ve depremlere rağmen yaklaşık 134 bin ziyaretçiye ulaştık. Bu yıl itibariyle 90’ıncı yılımızdayız. 2024’te 200 bin, 2028 yılında ise yaklaşık 1 milyon ziyaretçi hedefliyoruz. İçkale yerleşkesi, 2015 yılına kadar cezaevi kompleksi olarak işlev görüyordu. Bu tarihten itibaren ise alan, İçkale Müze Kompleksi olarak işlevlendirildi. Girişte Artuklu döneminde kalma kemerimiz mevcut. Sağ tarafta tarihi, neolitik döneme kadar giden Amida Höyük mevcut. Diğer yerlerde antik dönemden günümüze kadar sürekli yönetim merkezi olarak kullanılmış birimler.”

Ziyaretçilerden Yağmur Kilinç, müzeye geldiğini, insanların eski zamanlarda yaptıkları, onlardan kalan kalıntıları, kemikleri, o zaman ki eşyaları gördüğünü ifade etti.

9 yaşındaki Ahmed Arda Oğuzhan ise Gümüşhane’den Mardin’e, oradan da Diyarbakır’a geldiklerini belirtip, “Annem, babam ve kardeşimle buraya geldik. Müzede, eski çağlardaki eşyaları, insanları ve evlerini gördüm. Şöyle bir merak uyandırdı. Sanki o çağlara gitmiş gibi oldum. Fotoğrafladım, anneme gösterdim ve büyüyünce arkeolog olmak istiyorum” dedi.

Gümüşhane’den gelen edebiyat öğretmeni Ertuğrul Oğuzhan da, Mardin’i, Mardin Müzesini gezdiğini, fakat Diyarbakır Müzesi’nin Orta Doğu’nun bir numaralı müzesi olarak gördüğünü söyledi.

“Galatasaray-Fenerbahçe arasında oynanacak maçında burada oynamasını istiyorum”

“Bende yerli turistim, yoldan geçerken göreyim dedim” diyen Oğuzhan, sözlerine şöyle devam etti:

“Ama gördüğümün üstünde. İslami dönemlere ait paralara bakıyorum, o dönemki zenginlikleri görüyorum. Bereketli hilalin oluşturduğu zenginlik müzeye yansımış. Bu eserlerin Avrupa’ya, Amerika’ya kaçmaması da benim için önemli. Diyarbakır Müzesi beni olduğundan fazla etkiledi. İlk defa Diyarbakır’a geliyorum. Devletimizde buralara sahip çıkmış çok hoşuma gitti. Diyarbakır, bence Türkiye’nin çok farklı bir yüzü. Hatta Galatasaray-Fenerbahçe arasında oynanacak maçında burada oynamasını istiyorum. İnsanlar burayı görsünler. Harika bir yer. Burada Mezopotamya uygarlıklarında kendimi görebiliyorum.”