Evet, saygıdeğer okurlarım. Peygamber (S.A.V) Efendimizin sağlığındaki bir olayı sahabelerden Ata B. Ebi Rabiha (R.A.) şöyle dediği rivayet edilmiştir. Bir gün yine sahabelerden İbn-i Abbas (R.A.) bana, ister misin sana Cennetlik bir kadın göstereyim? dedi. Ben de evet göster dedim. Bunun üzerine işte şu siyah kadın Peygamber (S.A.V) Efendimize geldi ve şöyle bir beyanda bulundu; Efendi Hazretleri. Ben Sara hastalığına tutuluyorum. Bu arada farkında olmaksızın vücudumun bazı yerleri açılıveriyor. Benim için Allah'a dua et" dedi. Peygamber (S.A.V) Efendimiz de; "İstersen sabredersin, o zaman sana Cennet var. Fakat dilersen iyileşmen için Allah'a dua edeyim" dedi.
Kadın ise; "Ben hastalığıma sabrederim. Ancak o hastalık geldiğinde elimde olmayarak o esnada vücudumun bazı yerleri açılıyor. Öyle ise Allah'a o hastalık anında vücudumun açılmaması için dua et. Ben hastalığıma dayanır, sabrederim" dedi. Peygamber (S.A.V) Efendimiz de kadının bu isteğinin yerine gelmesi için Allah Zülcelal Hazretlerine dua etti. Buhari ve Müslim rivayet etmiştir. 35
Ata B. Ebi Rabiha, 80 sene yaşamış, Hicri 114'te vefat etmiştir. Allah Rahmet eylesin. Cennet ehlindendir diye gösterdiği kadın hanım efendi de Suayre El Esediyye, kümyesi de Ümmü Züfer'dir.
Hadis-i Şerif'te zikredilen kadın saraya tutulmasından şikayetçi ve isyankar değildir. Başına gelen hastalığa razıdır. Ancak sara esnasında farkında olmadan elbisesinin yırtılması veya vücudunun hareketinden dolayı açılmasından rahatsız olmaktadır. Allah Zülcelal Hazretlerinin kadınlarda örtünmesini istediği yerlerin açılmasından üzüntü duymaktadır. Saliha bir kadın olarak bu halinin giderilmesini istemektedir. İşte bu sebeple Peygamber (S.A.V) Efendimizin duasına başvurmaktadır. Resulullah (S.A.V.) Efendimiz de kadını sabrederek sabrının karşılığı olarak Cennet ile kendi duasına mazhar olarak iyileşmesi arasında muhayyer kılmıştır.
Burada Peygamber (S.A.V) Efendimizi görme şerefine nail olan mutlu sahabi kadın, sabrı dolayısıyla Resulullah'ın vaat ettiği Cennet'i tercih etmiştir. Evet, o bilmektedir ki, Peygamber (S.A.V) Efendimizin vaadi haktır. Ancak örtünmekle emrolunduğu için hastalığı anında açılması, farkında olmayarak da olsa onun hayası ve iffeti ile bağdaşmamaktadır. Kadın Resulullah'a hastalığına sabredeceğine, fakat açılmaması için dua etmesini söylemişti.
Evet, Peygamber (S.A.V) Efendimiz de Allah Zülcelal Hazretleri'nin hükümlerinin tebliğcisi ve rehberi olarak o kadının bu isteğini hemen dua ederek bizzat yerine getirmiştir.
İnsanların dünya musibetlerine karşı sabrın neticesi Cennet'tir. Hastalığa karşı tedavi olmakla beraber, dua ve sıtkile Allah-u Teala'ya yalvarıp yakarışta şifa bulmaya bir sebeptir. Ancak insanların da takati nispetinde azimeti tercih etmektedir. Şunu da iyi bilelim ki, azimetin mükafatı ruhsattan çok çok üstündür.
Evet, Peygamber olan Eyyüp A.S.'da çok çocuklu, çokta mal ve mülk sahibi zengin bir kimse idi. Bilahare çocukları ile bütün mal ve mülkü telef oldu. Kendisi de çok ağır bir hastalığa yakalandı ve hastalığı senelerce sürdü. Ancak o bu felaketlere çok büyük bir sabır gösterdi. Allah-u Teala'ya ibadet ve duaya devam etti. Bilahare başıma bu dert geldi ama sen merhametlilerin en üstünüsün diye niyaz etti. Allah-u Teala'da kaybettiklerinin fazlasını verdi. İnsanların da uğradıkları felakete sabır ve şükrederek karşılaması gerekmez mi? Elbette gerekir. Saygılarımla.