Ziyaret sırasında yapılan röportajın ardından Hamit Özpolat, köşe yazısında bu önemli görüşmeye dair izlenimlerini paylaştı.
Özpolat, Büyükelçilik ziyaretlerinde her zaman samimi ve sıcak bir atmosferle karşılandığını belirterek, büyükelçilik çalışanlarına ve Büyükelçi Dr. Faed Mustafa'ya teşekkürlerini iletti. Yazısında, bu ziyarette gerçekleşen keyifli sohbeti okurlarıyla paylaşarak, konuşulan konulara dair detayları aktardı.
Büyükelçi Dr. Faed Mustafa, 6 Şubat'ta Türkiye'nin yaşadığı deprem felaketi ile ilgili duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Deprem bölgesinde yaşayan halka başsağlığı dileyen Mustafa, Türkiye'nin güçlü devlet yapısı ve liderliği altında bu zor zamanları atlatacağına inancını vurguladı.
Filistinli Büyükelçi, Filistin'in de Arama ve Kurtarma ekiplerini bölgeye göndererek Türk kardeşlerinin yanında olduğunu belirtti. Bu dayanışmanın, Filistin davasındaki desteklerin bir yansıması olduğunu ifade etti.
Röportajın devamında Hamit Özpolat, Büyükelçi Dr. Faed Mustafa'ya çeşitli sorular yöneltti. Mustafa, Türkiye'nin Filistin davasına sağladığı güçlü destekleri ve liderliği övgüyle karşıladı. Ayrıca, İsrail'in Filistin'e yönelik zulmü ve bölgedeki genel durum hakkında çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Görüşmede Filistin'in, İsrail'in saldırılarına karşı direnişi ve Türkiye'nin desteği ön plana çıktı. Büyükelçi, Müslüman ve Arap coğrafyalarındaki devletlerden daha fazla destek beklediklerini ifade ederken, Hamit Özpolat da dünya genelinde Filistin davasına artan desteklerin umut verici olduğunu belirtti.
Filistin'in uluslararası hukuk çerçevesinde İsrail aleyhine açtığı dava ve Güney Afrika'nın İsrailli yetkililere karşı soykırım suçlamasıyla ilgili gelişmeleri değerlendiren Büyükelçi Dr. Faed Mustafa, Türkiye'nin açık desteğiyle bu çabaların önemli bir aşamaya taşındığını ifade etti. 
Gazeteci yazar Hamit Özpolat ile Filistin’in Ankara Büyükelçisi Dr. Faed Mustafa arasındaki sohbet ve köşe yazısına konu olan sohbeti şu şekilde:
“Büyükelçi Dr.Faed Mustafa: Kıymetli dostum Öncelikle sizi tekrar burada kendi evinizde görmekten büyük bir mutluluk duyuyorum. 6 Şubat'ta meydana gelen 11 ilimizi derinden yaralayan depremle ilgili de Malatya ve tüm bölge halkı adına bir kez daha devletim milletim ve şahsım adına taziyede bulunuyorum.
Depremde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet yaralılara, acil şifalar ve tüm bölge halkına geçmiş olsun dileklerimi bir kez daha iletiyorum. Malatya'ya sizin elçiliğimizi ziyaretiniz ile birlikte, bizleri davetinize icabet ederek birkaç kez ziyaret etme imkânı buldum. Şehrinizden ayrılırken belleğimde unutulmaz izler ve güzel anılar biriktirerek döndüm.
Malatya'nın maruz kaldığı asrın felaketini yaşayan bölge insanı olarak bölgeden net bilgileri sizden duymak, beni daha derinden üzülmeme neden oldu. Maalesef doğanın kanunu yaşamın içerisinde böylesi olumsuzluklar da var. Deprem bölgesinde yer alan Türkiye’nin bundan sonra daha tedbirli olacağına inancım sonsuzdur.
Türkiye Cumhuriyeti çok büyük ve güçlü bir devlet. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan beyin kararlı duruşu yerinde girişimleri ve sağlam devlet yapısı sayesinde, inanıyorum ki Malatya ve bölge halkı yaralarını kısa zamanda sararak hayata kaldığı yerden devam edecektir. Devletin ileriye dönük daha güzel ve daha modern şehirleri inşa edeceğine eminim. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti devleti bu güce, bu imkana sahip güçlü bir devlettir. Öyle ki hükümet, felaketin hemen ardında deprem bölgelerinde gerekli müdahalelerle şehirler yeniden inşa edilmeye başlandı…    
Tabii bizlerde deprem bölgesine anında intikal ederek bazı şehirlerimizi ziyaret ederek, yerinde tespit imkânı bulduk. Biz İlk etapta Filistin'den Arama ve Kurtarma ekiplerimizi Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay'a deprem bölgelerine derhal sevk ederek kurtarma çalışmalarına katılıp, kardeşlerimizin enkaz altında çıkarılmasına yardımcı olarak bölge halkının acılarına ortak olmaya çalıştık. Ekiplerimiz birçok canın kurtarılmasına ve enkaz altından yaralı çıkarmasına katkıda bulunup, görevlerini iyi bir şekilde ifa edip Filistin davasında her zaman desteklerini yanında gördükleri kardeşlerinin bu zor zamanında yanlarında olmanın onlara dost ve kardeş elini uzatmalarının burukta olsa mutluluğunu yaşadılar. Rabbim böylesi bir felaketi hiçbir topluma yaşatmasın inşallah.
Hamit Özpolat: Sayın büyükelçim bizleri kabulünüzden dolayı sizlere çok ama çok teşekkür ediyorum. Evet 6 Şubat’tan itibaren büyük acılar yaşıyoruz!.. Ülkemiz, milletimiz ve Müslüman toplumları olarak. 6 Şubat depremi bizlerde telafisi zor çok derin izler bırakarak birçok dostlarımızı ve vatandaşımızı aramızdan aldı maalesef.
Ölen canlarımıza Allah’tan rahmet yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Tabi hüzünler paylaşıldıkça acılar azalırmış. Bu süreçte bunu bir kez daha görmüş olduk. Dost ve kardeş ülkelerden gelen kurtarma ekipleri ve yardımlar acılarımızı bir nebze de olsa azaltmaya vesile oldu. Allah hiçbir millete böylesi felaketti bir daha yaşatmasın. Sayın büyükelçim İlgi alaka ve desteklerinizden dolayı şehrim adına tüm Filistin halkına ve sizlere teşekkür ediyorum.
Sayın büyükelçim tabii bizim ızdırabımız sadece depremle ilgili değildir. Dünyanın dört bir yanında zulüm gören İslam yurtları bizim yüreğimizde izi kapanmayan yaralar açmaktadır. Filistin meselesi bunların başındadır. 
İslam'ın ilk kıblesi, peygamber efendimizin Miraç’a çıktığı ve Kudüs feth olana kadar kendisine gülmeyi reva görmeyen Selahattin Eyyubi'nin emaneti özgür olana kadar da içimizdeki bu acı ve ateş hiçbir zaman için dinmeyecektir. 
Gazze’de 7 Ekim de başlayan saldırılarda 2.3 Milyon nüfusun 1.9 milyonu zorla göç ettirilerek yerlerinden yurtlarından edildi. 116 gündür 11 bini çocuk, 7 bin 500 kadın olmak üzere 27 bine yakın Filistinli kardeşimiz şehit dildi,66 bine yakında yaralı kardeşimizin olduğu bilinmekte, ayrıca binlerce Filistinlide cezaevlerinde tutuklu olup akıbetleri belli değil.
Siyonist İsrail’in, Gazze'nin işgal edilip soykırım yapılarak insanlık suçunun işlenildiği, orantısız güç kullanıldığı Filistin topraklarında Müslüman Filistinli kardeşlerimize yapılan bu pervasızca zulmü şiddetle kınıyorum.
Gazze Dünyanın gözü önünde adeta açık hava hapishanesine dönüştürülerek periyodik bir şekilde Filistinlilerin yok edilişine göz yuman, Birleşmiş Milletleri ve bu zulme ses çıkarmayan devletleri şiddetle kınıyorum. Özellikle ve özellikle İslam coğrafyasında kınayarak sizlere taziyelerimi sunuyorum. 
Sayın Büyükelçim hazır sizinle bir aradayken uzun zamandır aklıma takılan bazı soruları sizlere iletmek istiyorum.
Büyükelçi Dr.Faed Mustafa : Tabi ki memnuniyetle. Öncelikle tekrardan hoş geldiniz. Ziyaretinizden dolayı çok teşekkür ederim sevgili dostum. Kendi evinize tekrar hoş geldiniz diyorum.
Hamit Özpolat: Sayın büyükelçim yıllardır İsrail'in Filistin halkına yapmış olduğu züllüme karşı en onurlu duruşu sergileyen Türkiye Cumhuriyeti devleti ve sayın Cumhurbaşkanımızın olduğu bilinmektedir. Sizce bu destek yeterli midir
Büyükelçi Dr.Faed Mustafa :Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan ve onun nezdindeki kabinesinin haklı Filistin davasına her zaman çok güçlü bir şekilde destekleri olmuştur. Adeta Avrupa Parlamentosunda ve Birleşmiş Milletlerde Mazlumların ve Filistinlilerin güçlü sesi olmuşlardır. Bundan dolayı sayın Cumhurbaşkanına ve aziz Türk milletine sonsuz şükranlarımı sunarım.
Hamit Özpolat: Sayın Büyükelçim İsrail gibi batının şımarttığı bir devletle aynı coğrafyada yaşamanın ne gibi zorlukları var?
Büyükelçi Dr.Faed Mustafa :Bizim dinimiz hoş görü dinidir. İslam dini ve Hristiyan dininde birçok farklılık vardır ki bu farklılık Tevrat’ta vardır. İslam dininde ve incilin birçok yerinde barış, sevgi ve huzur içinde yaşamak öğretileri verilmekte. İşte biz Müslümanlar ve Filistin halkı bu öğretilere inandık ve bu inançla büyüdük.
Eğer siz Tevrat’ı okursanız Yahudiliğin anlaşılması çok zor bir din olduğunu göreceksiniz. Bazı kelimeler var ki Tevrat’ta ayrımcılık içermektedir. Tevrat’ta Yahudileri tüm insanlardan üstün görme tarzı ve anlatımı vardır. Oysa Allah tüm kullarını eşit yaratmıştır. 
Siyahın beyazdan, beyazın siyahtan bir üstünlüğü yoktur der İslam dininde. Yahudilerin kutsal kitabında hiçbir şekilde Yahudilere taarruz edilmeyecektir ifadesi mevcuttur. Şayet öyle bir şey olduğu taktirde onların katletmeye ve öldürmeye hakkı vardır. 
Uzun zamandır İsrailli yönetenler bu öğretilerle eğitilip bugün ki İsrailli yönetmektedir. Anlayacağınız Yahudilerde öldürmemeyi, yok etmeyi ibadet gören bir zihniyet vardır. Ve İsrail’i yönetenler Filistin ve Gazze halkına karşı insanlık dışı bir yok etme planı uygulamaktadırlar. Onlar sadece ve sadece radikalcilerdir. Gazze’de yaptıkları vahşice, kalleşçe, katilce eylemleri ancak bu zihniyetin artıkları yapabilir. 
Düşünebiliyormuşsunuz İsrail askerleri çektikleri videoda bir çocuğu, bir kadını bir yaşlıyı öldürdüklerinde ne kadar mutlu oluyorlar. Açıkça görülüyor ki bu durumdan çok memnunlar yani insanların daha doğrusu Gazzeli Müslümanların acı çekmesi ve ölmeleri onların mutluluk sebebi olmuş adeta. 
Bu vahşetin yaşanmasına sebep olanlar o okuldan mezunlar ve sadece kendilerinin Ortadoğu’da yaşamaya hak görüyorlar bunlar acımasız radikalcilerdir. En acısı İsrail savunma bakanı açıkça Filistinlileri insan olarak görmediklerini bunlar hayvanlar diye hitap etti. Bu söylem ne bir devlet adamına ne siyasetçiye ne de toplumda bir yeri olan bir insanın ağzına yakışacak bir söylemdir. Ama beyinleri tamamen Filistinlileri öldürmeye kurgulu olan İsrail’in savunma bakanı, tüm dünyanın gözü önünde TV’lere çıkarak maalesef bu cümleleri sarf etmekten çekinmedi. 
Kısacası İsrail’i yönetenlerin hepsi öyle bir zihniyete sahip.  Bazı yetkililerde çıkıp ağır bomba atalım Gazze üzerine diye açıklamalarda bulundular. Yahudilerin hepsi aynı okuldan mezunlar bu düşüncede ve fikirde olmayan Yahudiler ise hizmetçidir. Maalesef bakış acıları bu, kültürleri Filistinlilere bakış acısı bu. Nesillerden nesille aynı kültüre sahip ve böyle yetiştiriliyorlar. 
Geçmiş zaman içerisinde İsrail’de solcular ve ortacılar vardı. Şimdi ise sağcılar ve aşırı sağcılar var. Böyle bir coğrafyada, bu zihnin uzantıları olan insanlarla bir araya gelip meseleleri çözmek ortak noktalarda buluşmak kolay bir iş değildir. 
İsrailler var olan savaşı din savaşları üzerinde yapmaktadır. Şayet dünya devletleri dün olduğu gibi, bugün de buna seyirci kalır da müdahale etmezlerse bölgeyi büyük bir felakete sürüklemeye seyirci kalacaktır maalesef. 
Biz her zaman diyoruz ki Filistin halkı bu toprakların gerçek sahipleridir bu bölgenin bir parçasıdır. Bu savaşın çözümünü her platformlarda, her uluslararası toplantılarda dile getirdik. Özgür ve bağımsız Filistin Devleti ve Başkenti Kudüs olan. Ama bu çözümü onlar kabul etmiyorlar. Ve iddia ediyorlar ki buralar ve bu bölge bizimdir. Hatta derler ki Allah bize emanet etti bu yerleri.                    Sanki yüce Allah Filistin ve bölgenin tapularının hepsini bunlara verdi. Düşünceleri budur ki Allah’ın seçilmiş halkı görüyorlar. Oysa Allah bütün dinlerde insanları eşit yaratmıştır bunu kabul etmiyorlar. Eğer dünya devletleri bunlara baskı yapmazsa, ceza vermezse bu zalimler katliamlarına devam edecekler. Ama tüm İsrailliler şunu bilsinler özgür ve bağımsız Filistin devleti kurulmazsa savaş sonsuza kadar devam edecektir.
Hamit Özpolat: Sayın Büyükelçim; Müslüman ve Arap coğrafyasındaki devletlerin tavrını nasıl buluyorsunuz? Filistin devleti olarak beklentileriniz nelerdir?
Büyükelçi Dr.Faed Mustafa: Biz kesinlikle Müslüman ve Arap devletlerinin büyük desteklerini bekliyoruz. Çünkü biz bu savaşta sadece siyasi ve dini haklarımızı savunmuyoruz. Tüm ümmetin haklarını savunuyoruz. Yahudilerin projesini bilen sadece Filistin’in kapsamadığını bilirler. Konuştukları zaman Fırat’tan Nil’e kadar olan Arz-ı Mevut (Büyük İsrail) kendilerine vaat edilmiş kutsal topraklar olduğunun hayalini kurmaktadırlar ve bunda inanmaktadırlar.
İşte İsrail’in bu hedeflerine giden en büyük engel Filistinlilerin onurlu direnişidir. Bizim 75 yıllık direnişimizin sonucunda İsrail büyük Ortadoğu projesini gerçekleştirememiştir. Arap ve Müslüman devletlerin güçlü bir şekilde Filistin davasını desteklemeleri kendi sınırları ve güvenlikleri açısın dan da önem arz etmektedir. 
Ama şu an ki tablo öylemi maalesef öyle değil. Arap devletlerinde Filistin’i güçlü bir şekilde desteklemek yerine çok zayıf ve cılız ses çıkarmaktalar. Ve bununla kalmayıp Abraham anlaşmalarına göre normalleşmeye başladılar. İsraillin ABD destekçileri ile birçok Arap ülkesi ile iletişime iş tutmaktadırlar geçmişler. (Abraham anlaşması İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn arasında 15 Eylül 2020’de imzalanan Arap – İsrail normalleşmesine ilişkin anlaşmadır.) 
Arap ülkelerin İsrail ve ABD ye karşı destekleri en üst limite ulaşmamış bile. İslam alemindeki durumda çok farlı değildir. Sizde biliyorsunuz ki İslam dünyasındaki bölüşmeler başı boşluklar İslam aleminin bir araya gelmesine engel olmakta. 
Türkiye devleti bu manada çok gayret gösterdi ve göstermekte İslam devletlerini bir arada tutmaya buna da maalesef karşı çıkanlar engel olanlarda oluyor. Tabi bu durum yani Arap ve İslam dünyasının birlik olmamasından İsrail büyük bir şekilde istifade etmekte. 
Türkiye Cumhuriyeti’ne ve sayın Erdoğan’ı her zaman taktir ediyoruz, bizi güçlü ve yiğit bir şekilde her zaman destekliyor.
Hamit Özpolat: Sayın Büyükelçim Filistin davasına dünyada büyük bir destek oluşmaya başladı. Hatta Güney Afrika öyle bir çıkış yaptı ki Müslüman Arap devletlerinin cesaret edemediği bir tavır göstererek Gazze’deki katliamı savaş suçu kapsamında değerlendirerek BM’nin en yüksek yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı SOYKIRIM yapmakla suç duyurusunda bulundu. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Büyükelçi Dr.Faed Mustafa :Güney Afrika’nın Uluslararası Adalet Divanının İsraillin Gazze’de savaş suçu işleyip, Milletime ve Filistinlilere karşı soykırım yaptığı gerçeklerini ortaya koyarak açtığı davada Türkiye’nin açık desteği bizim taktir ettiğimiz bir durumdur. Ümit ederiz ki mahkeme kısa zamanda bu vahşete, bu zalimliğe ve soykırımı bir savaş suçu sayıp İsraillin Uluslararası Adalet önünde hesap verip suçluların en kısa zamanda cezalarını çekmelerini sabırsızlıkla beklemekteyiz. Bu ancak bir nebzede olsa vicdanları rahatlatacak bir girişim olarak değerlendirmekteyiz.
Hamit Özpolat: İsrail, Filistin Ortadoğu ve İslam coğrafyası için mi tehlike, yoksa tüm dünya için mi bir tehlike?
Büyükelçi Dr.Faed Mustafa :İsrail Avrupa projelerini uygulamak için kurulan bir devlettir. İsrail sadece İslam ve Arap ve Filistin devletleri için değil tüm dünya için salgın bir hastalık ve tehlikedir ve öyle bir tehlikedir ki İsrail devleti kurulduğu günden bugüne, dünyada barış ve huzuru tehdit edip güvensizlik ortamı yaratmıştır. İsrail bir tetikçi gibidir. Dünyanın neresinde ihtiyaç duyulsa devreye sokulup, orada faaliyet gösterirler. Görüyorsunuz bizim coğrafyamıza geldiklerinden itibaren bölgede huzur kalmamıştır. Hep göz yaşı, kan, ızdırap, acı ve kaos ortamı oluşturmuştur. Çünkü anlayışları bu. Hiçbir zenginlik ve imkân bu devlet kurulduktan sonra, doğru bir şekilde uygulanmıyor. Bu bölge evrensel olarak çok önemli…
Ortadoğu’da İsrail’in bu pervasızlığı olmasaydı, huzur ve barış olsaydı bölge ekonomik olarak parla insanlık adına her zamankinden daha fazla katkı sunardı.
Geçmiş tarihi şöyle bir gözden geçirecek olursanız İsrail, Arap yarımadasına geldiğinden itibaren Mısır’ın bir bölgesinde Suriye Ürdün Lübnan Sudan’ın içinde elleri vardır ve her yerleri yaralayıp projelerini yaymaya uygulamaya çalışıyorlar. Düşünün ki bu ülkeleri dahi tehdit edip domine etmeye çalışan hastalıklı bir anlayışı olan bir korsan devlettir.
Türkiye’de de PKK kullanarak bu şekilde baskı yapıyorlar PKK ile ilişkileri tarih boyunca bellidir. Bu devletin bölgedeki en büyük amacı barış değil, daha fazla huzursuzluk çıkarmak ve barışı engellemek. Onun için barışa ve huzura engel bir devlettir. Ayrıca dünyanın birçok yerinde olayları manipüle ederek güçlü bir kamuoyu desteği sağlamayı başarmaktadır. 
Hamit Özpolat: Sayın Büyükelçim Allah’ın izniyle Filistinlilerin iman ve inançları sayesinde er ya da geç bağımsız, özgür ve başkenti Kudüs olan Filistin devleti kurulduktan sonra bölge huzur bulacaktır.
Ekselansları esasen sorulacak o kadar çok sorumuz var ama sizlerin yoğun bir gündeminiz var. Bu sebeple sizi daha fazla meşgul etmek istemiyorum. Öncelikle kendimi misafir olarak görmediğim sefirliğinizde, her zaman kendimi ev sahibi gibi görüp o rahatlıkla burada bulunmaktayım. 
Şu anda Mescidi Aksanın çatısı altında, İslam peygamberinin Miraç’a yükseldiği gök kubbenin altında esen o manevi havayı teneffüs edercesine içimde bir huzur, kalbimde Filistinli kardeşlerimin acısını en derinden hissetmekteyim.
 Sizlere bu sohbetten dolayı sonsuz teşekkürlerimi iletiyor en kalbi muhabbetlerimle sizin nezdinizde Filistin’de İslam sancağını dalgalandırmak için şehit düşen tüm kardeşlerimi rahmet ve şükranla anıyor, saygılar sunuyorum…
Büyükelçi Dr.Faed Mustafa :Sevgili kardeşim sizleri her zaman beklerim. Şeref verdiniz burası sizin eviniz elçiliğimizin kapıları size her zaman açıktır. İnşallah en kısa zamanda Kudüs’te Mescid-i Aksa’da namaz kılmayı rabbim nasip etsin. Benden okurlarınıza selam ve sevgilerimle. Hepinizi Allah’a emanet ediyorum kalın sağlıcakla."
 

Kaynak : PHA