Whatsapp Image 2025 07 08 At 08.58.25

ADIYAMAN-İnsanların depremle birlikte yaşadıkları psikolojik sorunların zaman zaman şiddet olaylarına dönüşmesinden sonra boşanma oranlarında artış yaşandığını vurgulayan Av. Zeynep Saya, deprem öncesi aile mahkemesi sayısının deprem sonrasında arttığını da sözlerine ekledi.

“Kadınları en çok deprem sonrası yoksulluk, aile birliğinin dağılmasıyla birlikte boşanma süreçleri etkiledi”

Adıyaman’da deprem sonrası aile içi şiddet olayları hakkında açıklamada bulunan Av. Zeynep Saya, “Her şeyden önce depremin akabinde biz kadınları yoksulluk vurdu. Yoksulluğun rengi kadının rengiyle örtüşür hale geldi. Depremle canlarımızı, evlerimizi, malımızı kaybettik.

Farklı illerden bizlere yardıma geldiler, yapılan yardımlar az sayıda değildi. O insanlarımıza teşekkür ediyoruz. Yaşanan felaketten Adıyaman’da yaşayan insanlar olarak çok etkilendik, ama biz kadınlar bu durumdan daha çok etkilendik.

Depremden sonra aile içerisinde şiddet vakalarında artışlar var. Aslında Türkiye genelinde kadına yönelik şiddet eylemleri daha fazla artmış durumda. Kadınları en çok deprem sonrası yoksulluk, aile birliğinin dağılmasıyla birlikte boşanma süreçleri etkiledi. Deprem öncesinde aslında iki ayrı aile mahkememiz kurulmuştu. Tek aile mahkemesi ile hukuki işlemleri gerçekleştiriyorduk.

Ama şu anda iki aile mahkemesi olmasına rağmen tek aile mahkemesinin ulaştığı dosya sayısına iki aile mahkemesi ile iki kat arttığını görüyoruz. Şiddet sarmalığı aslında her yerde ama deprem ile birlikte bu konu en çok konuşulan konular arasında yer alıyor” dedi.

Whatsapp Image 2025 07 08 At 08.58.25 (2)

“Deprem bölgesinde çocuklarımıza, kadınlarımıza ve erkeklere psikolojik desteklerin verilmesi gerekiyor.”

Kadınların yaşadıkları sorunlara dikkat çeken Av. Zeynep Saya, “İzmir’de çöp toplamaya giden kadının arkada bıraktığı 5 yavru diri diri yandı. O yangın bir barakada elektrik sobasından çıkmıştı. Bu tür vakaların olmaması için öncelikle konut ihtiyacının karşılanması, çocukların eğitim ihtiyacı ile birlikte sağlıklı bir ortamda yaşamanın sağlanması gerekir. Her tarafta kadın olmak zor ancak doğuda ve güneydoğuda kadın olmak daha zor. Bir de bunun üstüne deprem bölgesinde kadın olmak daha da zor.

Çözüm üretme noktasında biz kadınların karar alma merkezlerinde olmamız gerekiyor. Deprem bölgesinde çocuklarımıza, kadınlarımıza ve erkeklere psikolojik desteklerin verilmesi gerekiyor. Bir Hatay kadar bize sahip çıkılmasını talep ediyoruz. Bunun olabilmesi için yerel ve merkezi yönetimle kadın hassasiyetinin, kadın duyarlılığının arttırması gerekir. Şiddet vakalarının önlenmesi noktasında da yaşanan handikaplarımızın aşılabilmesi için 6284 sayılı yasaya işlevsellik kazandırılmalıdır.

Anayasanın aile toplumun temelidir. Veyahut aileyi korurken bireyleri de ötelememesi gerekiyor. Kadının vatandaş olduğunu, birey olmaktan kaynaklı hakları olduğunun gözetilmesi noktasında kadın erkek eşitliğini fiili eşitliğini anayasanın 10. maddesinde yazan fili eşitliğin sağlanabilmesi için öncelikle fırsat eşitliğinin yaratılması gerekiyor” diye konuştu.

30 Ağustos Kutlamaları Devam Ediyor!
30 Ağustos Kutlamaları Devam Ediyor!
İçeriği Görüntüle

“Dolaysıyla deprem süreciyle birlikte özel sektörde çalışan kadınların işlerine kavuşması çok zor.”

Saya açıklamasının devamında kadınların günümüzde yaşadıkları zorluklara vurgu yaparak; “Biz kadınlar genelde işe son alımlarda varız. İşten ilk çıkartılan da biziz. Dolaysıyla deprem süreciyle birlikte özel sektörde çalışan kadınların işlerine kavuşması çok zor. Bizim gerek birey olma noktasında gerekse aile içerisinde söz hakkımız olabilmesi, haklarımızı koruyabilmemiz içinde ekonomik bağımsızlığımızın olabilmesi için iş sahalarının oluşturulması gerekiyor.

Deprem bölgesinde en büyük ihtiyaçlardan birisi de ekonomik bağımsızlığın sağlanıp, aile içerisindeki bağımsızlığı beraber gelişmesi gerekiyor. Bir Narin olayını yakın bir tarihte yaşadık, feodal, içe kapalı toplum bir şekilde biz kadınların sesini susturuyor. Bunun aşılabilmesi için feodal toplumun kırılması gerekiyor. Kadının salt ev içerisinde değil, toplumsal yaşama katılabilmesi için iş yaşamına öncelikle katılması, kendi ayakları üzerinde durması gerekiyor. Bunun için pozitif ayrımcılığın acil olduğunun altını çizmek isterim” şeklinde konuştu.

Muhabir: Mustafa Peşket