BESNİ’NİN YAŞAYAN EFSANELERİ

Besni’nin İlk Torna Ustası Hasan Özşen: Bir Örsün Gölgesinde Altmış Yıllık Meslek Hafızası…

Besni’nin geçmişine ışık tutan, ilçenin üretim kültürünü, esnaflık geleneğini ve kaybolmaya yüz tutan mesleklerini yaşatmış ustaları tanımaya devam ediyoruz.

“Besni’nin Yaşayan Efsaneleri” başlıklı bibliyografik çalışmamızın bu bölümünde, Besni’de tornacılık mesleğinin öncülerinden ve ilçenin ilk torna ustası olarak tanınan Hasan Özşen’in hayatına, meslek serüvenine ve hafızasında taşıdığı eski Besni’ye yer veriyoruz.

Besni Güncel Gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Halil Tüy’le beraber ziyaret ettiğim Hasan Özşen’in hikâyesi, yalnızca bir ustanın yaklaşık altmış yıllık meslek hayatını anlatmıyor. Onun hafızasında; Besni’nin sanayileşme süreci, eski esnaflık anlayışı, çıraklık kültürü, toplumsal gelenekleri, Eğitim Bayramı’nın ilk yılları ve giderek değişen ekonomik hayatı da yer alıyor.

ÇOCUK YAŞTA BAŞLAYAN MESLEK HAYATI

Besni’nin İlk Torna Ustası Hasan Özşen31952 doğumlu Hasan Özşen, birçok eski Besni ustası gibi meslek hayatına daha çocuk yaşlarda, babasının yanında başladı.

1960’lı yılların başında Besni’ye elektrik şebekesinin ulaşması, ilçenin sosyal ve ekonomik hayatında olduğu kadar sanayi alanında da yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Elektriğin gelişiyle birlikte yeni tekniklerin ve üretim yöntemlerinin ilçede kullanılmaya başlanması, geleneksel çalışma biçimlerinde de değişim meydana getirdi.

Hasan Özşen’in babası, Besni’de sıcak demir işi yapan ve “Demirci Ökkeş” olarak tanınan bir ustaydı. O da yaşanan teknolojik değişime ayak uydurmak amacıyla iş yerinde yeni çalışma yöntemlerine yöneldi.

Bu dönemde kaynakçılık ve tornacılık gibi yeni teknikler ilçenin sanayi hayatına girmeye başladı.

14 YAŞINDA GAZİANTEP’E GİTTİ

Hasan Özşen, 1966 yılında henüz 14 yaşındayken babası tarafından Gaziantep’e tornacılık eğitimi almak üzere gönderildi.

Yaklaşık bir ay süren kursun ardından Besni’ye dönen Özşen, burada ilk torna atölyesini kurdu.

Bu girişim, Besni açısından önemli bir adım oldu. İlçede ihtiyaç duyulan çok sayıda metal parçanın imalatı ve onarımı için başka il ve ilçelere gitme zorunluluğu büyük ölçüde ortadan kalkmaya başladı.

Hasan Usta’nın attığı bu adımla birlikte tornacılık, Besni sanayisinin önemli mesleklerinden biri haline geldi.

BİR USTANIN YETİŞTİRDİĞİ NESİLLER

Besni’nin İlk Torna Ustası Hasan Özşen4Hasan Özşen, yaklaşık altmış yıllık meslek hayatında yalnızca kendi işini yapmakla kalmadı; kendisinden sonra gelen birçok ustanın ve çalışanın yetişmesine de katkı sundu.

Geçmiş yıllarda Endüstri Meslek Lisesi öğrencilerinin iş yerlerine gelerek yanında staj yaptığını anlatıyor.

Meslek eğitiminin önemine özellikle vurgu yapan Hasan Usta, bugün çıraklık eğitiminin de desteklenmesi gerektiğini düşünüyor:

“Bu okullar çok önemli. Şimdilerde bir de çıraklık okulları var. Onların desteklenmesi ve varsa sorunlarının giderilerek geliştirilmesi şart.”

Bu sözleri, onun için ustalığın yalnızca bir mesleği icra etmek değil, o mesleği gelecek kuşaklara aktarabilmek anlamına geldiğini de gösteriyor.

DUYGU ASENA’NIN BESNİ HATIRASI

Hasan Özşen’in hafızasında özel bir yer tutan anılardan biri de Duygu Asena’nın Besni ziyaretine ilişkin.

Besni Eğitim Vakfı tarafından geleneksel olarak düzenlenen Eğitim Bayramı’nın ilk yıllarında, Milliyet Gazetesi’nin tanınmış yazarlarından Duygu Asena’nın Besni’ye gelerek bir araştırma ve gezi haberi hazırladığını anlatıyor.

Hasan Usta, o geceyi şöyle hatırlıyor:

“Duygu Hanım’la gece 12’de bir araya gelmiştik. Bana mesleğim ve eski Besni’deki yaşamla ilgili sorular sormuştu. Yanında foto muhabiri Ayşe Hanım vardı. O röportajda Muhammed Baba ve o dönem Besnililer Derneği Başkanlığı yapan Mehmet Kılyar da yanımızdaydı.”

Hasan Özşen, Asena’ya yalnızca kendi mesleğini değil, eski Besni’nin sosyal hayatını ve geleneklerini de anlattığını söylüyor.

“BESNİ EĞİTİM BAYRAMI’NDA KADINLAR NEDEN YOK?”

Besni’nin İlk Torna Ustası Hasan Özşen5Hasan Usta’nın aktardığına göre Duygu Asena’nın dikkatini çeken konulardan biri, Eğitim Bayramı etkinliklerinde erkeklerin yoğunlukta olması ve kadınların görünürlüğünün azlığıydı.

Asena’nın, “Besni Eğitim Bayramı’nda hep erkekler vardı, kadınlar neden yok?” şeklindeki sorusu üzerine Hasan Özşen, geçmişten gelen bir toplumsal geleneği anlattığını ifade ediyor.

Özşen’in hafızasında yer alan bu anlatıya göre, geçmiş yıllarda savaşa gidip dönmeyen erkeklerin geride bıraktığı kadın ve çocukların üzülmemesi amacıyla kadın ve erkeklerin toplum içerisinde daha mesafeli hareket ettiği bir anlayış vardı.

Hasan Usta bunu şöyle anlatıyor:

“Kadınlarımız dışarıda, caddede, sokakta eşleriyle yan yana yürümezdi. O eşini kaybetmiş kadınlar ‘Benim eşim neden yok?’ veya babasız olan çocuklar ‘Benim babam neden yok?’ diye üzülmesinler diye kadınlarımız ve erkeklerimiz hep mesafeli ve dikkatli davranırdı.”

Bu anlatı, bugün büyük ölçüde unutulmuş bir toplumsal davranış biçiminin, bir Besni ustasının hafızasından günümüze taşınması bakımından dikkat çekici.

“BESNİ BİR SANAYİ ŞEHRİYDİ”

Hasan Özşen’in anlattıkları, kendi mesleğinin sınırlarını aşarak eski Besni’nin ekonomik yapısına ilişkin önemli ipuçları da veriyor.

Geçmişi hatırlarken bir anda şu cümleyi kuruyor:

“Besni’de 400 kilim ve savan tezgâhı vardı. Bunların 400 sahibi, 400 ustası ve yüzlerce çalışanı vardı. Besni bir sanayi şehriydi…”

Bu cümle, onun hafızasında yer eden eski Besni’nin üretim gücünü anlatan en çarpıcı ifadelerden biri.

Hasan Usta’ya göre zaman içerisinde işletme sahiplerinin önemli bir bölümünün ilçeden göç etmesiyle birlikte Besni’nin ekonomik ve sosyal yapısında da gerileme yaşandı.

Onun anlatısında eski Besni; yalnızca tarımla geçinen bir ilçe değil, farklı alanlarda üretim yapan, ustaları ve çalışanlarıyla canlı bir sanayi kültürüne sahip bir yerleşim olarak karşımıza çıkıyor.

“KIRILAN PARÇALARI YENİDEN YAPARDIK”

Besni’nin İlk Torna Ustası Hasan ÖzşenTornacılığın geçmişteki önemini anlatırken Hasan Usta’nın verdiği örnekler, mesleğin günlük hayattaki karşılığını açıkça ortaya koyuyor:

“Dişli parçalar hariç silindirik tüm alet ve makine parçalarını tornacılar yapabilir. Otomobil, traktör ve ciplerin kırılan parçalarını yapardık.”

Yolda kalan araçların kırılan parçalarını yeniden yaptıklarını anlatan Özşen, ekonomik imkânı olmayan müşterilerden zaman zaman ücret almadıklarını da söylüyor.

Bugün yeni parça almak çoğu zaman daha kolay bir çözüm olarak görülürken, o yıllarda bir parçayı yeniden üretmek hem ustalık hem de büyük bir pratik tecrübe gerektiriyordu.

Hasan Usta’nın anlattığı tornacılık, bu yönüyle yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda üretme, onarma ve çözüm üretme kültürüydü.

“PARASI OLMAYANIN DA İŞİNİ YAPARDIK”

Hasan Özşen’in anlatılarında dikkat çeken bir başka konu ise eski Besni esnafının müşterilerine karşı taşıdığı sorumluluk anlayışı.

İşi düşen insanların parası olmasa bile işlerinin titizlikle yapılıp teslim edildiğini anlatıyor:

“Para konusunda müşterilerimizle tartışmaz ve onları mahcup etmezdik.”

Fiyat konusunda anlaşmazlık yaşandığında ise büyüklerin devreye girdiğini söylüyor:

“Büyüklerimiz devreye girer ve gerekli uyarıyı bize yapar, müşterinin razı olacağı rakamda anlaştırırdı.”

Bugünün ticari ilişkileri açısından bakıldığında oldukça farklı görünen bu anlayış, eski Besni’de esnaflığın yalnızca para kazanmak üzerinden değerlendirilmediğini gösteriyor.

Müşteriyi mahcup etmemek, işi hakkıyla yapmak ve ihtiyaç sahibini geri çevirmemek, Hasan Usta’nın hafızasında eski esnaflığın temel ilkeleri arasında yer alıyor.

“ŞİMDİ İNSANLAR YENİ PARÇAYA YÖNELİYOR”

Besni’nin İlk Torna Ustası Hasan Özşen7

Hasan Usta bugün mesleğini oğluna bırakmış durumda. Ancak meslekten tamamen kopmuş değil.

Sağlığı elverdiği sürece fırsat buldukça iş yerine geliyor ve ilk günkü heyecanıyla çalışmaya devam ediyor.

Fakat tornacılık mesleğinin geçmişteki kadar rağbet görmediğini de söylüyor:

“Şimdi insanlar tamirden çok yeni parçalara yöneliyor. Bu pratik bir çözüm olduğu için ustalar da kırılan parçayı onarmak yerine yeni parçayı tercih ediyor.”

Bu sözler, yalnızca tornacılığın değil, tamir kültürünün de zaman içerisinde değiştiğini ortaya koyuyor.

BABADAN KALAN ÖRS

Sohbetimizin sonunda, her zaman olduğu gibi fotoğraf çekme aşamasına geldik.

Hasan Usta önce merhum babası Demirci Ökkeş’i örsünün başında demir döverken resmeden yağlı boya tablonun önüne yürüdü. Ardından beni tablodaki örsün yanına götürdü.

“Bak, bu örs babamındı. 1947’de Adana’dan almış…” dedi.

Talebim üzerine beni kırmayarak bir demir parçası aldı ve yıllar önce babasının kullandığı o örsün başında yeniden demir dövdü.

Ben fotoğrafı çekerken o da örsün özelliklerini ve kendisi açısından taşıdığı manevi değeri anlatıyordu.

O an, bir meslek aletinin bir insanın hayatında ne kadar derin bir anlam taşıyabileceğini görmek mümkündü.

Çünkü o örs yalnızca demir dövülen bir araç değildi.

1947’den bugüne uzanan bir aile hatırası, bir ustalık mirası ve Hasan Özşen’in meslek hayatının başlangıcına kadar uzanan somut bir geçmişti.

Bir tarafta yağlı boya tabloda örsünün başında demir döven Demirci Ökkeş…

Diğer tarafta yıllar sonra aynı örsün başında demir döven oğlu Hasan Özşen…

Fotoğraf karesinde aslında iki ayrı insan değil, aynı emeğin iki kuşağı buluşuyordu.

GELECEK NESİLLERE TAVSİYESİ

Geçmişi konuşurken gözlerinin önünden yılların geçtiği belli olan Hasan Özşen’e, sohbetimizin sonunda gelecek nesillere ne söylemek istediğini sordum.

Cevabı, altmış yıllık meslek hayatından süzülen bir hayat dersi gibiydi:

“İşlerini sevmeleri, işin gelişmesi için çaba harcamaları, doğruluktan taviz vermemeleri.”

ATSO Başkanı Torunoğlu’ndan Ziraat Odası’na Ziyaret
ATSO Başkanı Torunoğlu’ndan Ziraat Odası’na Ziyaret
İçeriği Görüntüle

Ardından özellikle doğruluk üzerinde durdu:

“İnsanın doğasında doğruluk yatmaktadır, doğruluktan vazgeçmesinler.”

Son olarak bir tavsiyesini daha ekledi:

“Bir de tasarruflu olsunlar.”

Belki de Hasan Usta’nın gelecek kuşaklara bıraktığı en önemli miras, yaptığı torna parçalarından çok bu cümlelerde saklı.

BİR USTANIN HAFIZASINDAKİ BESNİ

Besni’nin İlk Torna Ustası Hasan Özşen6Hasan Özşen’in hikâyesi, 1966 yılında Besni’de açılan ilk torna atölyesinin hikâyesinden çok daha fazlasını anlatıyor.

Bu hikâyenin içerisinde elektriğin Besni’ye gelişi, sanayide yaşanan dönüşüm, ustaların yanında yetişen çıraklar, Endüstri Meslek Lisesi öğrencileri, eski esnaf ahlakı, dayanışma kültürü, tamir ve üretim anlayışı, geçmişin toplumsal gelenekleri, Eğitim Bayramı’nın ilk yılları ve Duygu Asena’nın Besni’ye yaptığı ziyaret var.

Daha da önemlisi, bir babadan oğula geçen ustalık kültürü var.

1947’de Adana’dan Besni’ye gelen bir örsün üzerinde başlayan aile hikâyesi, 1966’da Hasan Özşen’in tornacılığa başlamasıyla yeni bir boyut kazanıyor. Yıllar sonra ise aynı usta, o örsün başına geçerek geçmişi yeniden bugüne taşıyor.

Bugün Hasan Özşen mesleğini oğluna bırakmış olsa da iş yerine uğradığında hâlâ tornanın başına geçiyor.

Çünkü bazı meslekler emekli olunarak bırakılmıyor.

Bazı meslekler insanın eline, hafızasına ve karakterine işliyor.

Hasan Özşen’in hikâyesi de bunun en güzel örneklerinden biri.

Onun hayatına baktığımızda yalnızca Besni’nin ilk torna ustalarından birini değil, eski Besni’nin üretim kültürünü, esnaflık ahlakını, dayanışmasını ve ustalık geleneğini görüyoruz.

Belki de bu nedenle Hasan Özşen, “Besni’nin Yaşayan Efsaneleri” arasında yer almayı hak eden isimlerden biri.

Çünkü onun hikâyesinde bir torna ustasının hayatından çok daha fazlası var:

Eski Besni’nin emeği, ustalığı, dayanışması, hafızası ve ahlakı var.

Mehmet Emin Danış

#Besni #HasanÖzşen #YaşayanEfsaneler #Tornacılık #BesniTarihi #ÖzelBibliyografyaHaber

Muhabir: Mehmet Emin Danış