ADIYAMAN (PERRE) - Grand İsias Otel davası kapsamında kamu görevlilerinin yargılandığı 4'üncü duruşma, 19 Ocak 2026 tarihinde Adıyaman 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülürken, duruşma öncesinde aileler tarafından basın açıklaması gerçekleştirildi.

6 Şubat depremlerinde Adıyaman'da bulunan Grand İsias Otel'in yıkılması sonucu, aralarında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden gelen öğrenciler ve tur rehberlerinin de bulunduğu 72 kişi hayatını kaybetmiş, 10 kişi yaralanmıştı.

Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği Başkanı Ruşen Yücesoylu Karakaya, duruşma öncesi yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

Değerli basın emekçileri, sevgili dava arkadaşlarımız, adalet için burada bulunan tüm vicdan sahibi insanlar, evlatlarımızın odalarının boş kaldığı, çocuklarımızın yokluğunda yaşamaya mahkûm edildiğimiz o günden beri dinmeyen acımızla bugün bir kez daha buradayız. Adalet arayışımız, gelinen aşamada savcılık makamının kamu görevlileri yönünden sunduğu mütalaa nedeniyle bugün yeni ve kritik bir eşikten geçmektedir. Söz konusu mütalaa, dosyada mevcut olan bilimsel raporlar, teknik tespitler ve açık mevzuat ihlalleriyle bağdaşmamaktadır. Kamu görevlilerinin eylem ve ihmallerinin 'bilinçli taksir' kapsamında değerlendirilmesi, yaşananların hukuki ve fiili gerçekliğini karşılamaktan uzaktır.

'ORTADA BASİT BİR İHMAL DEĞİL, BİLİNÇLİ GÖZ YUMMA VARDIR'

Bu dosyada tartışılan mesele, sıradan bir kontrol eksikliği, denetim ihmali ya da basit bir idari hata değildir. Ortada; açıkça tespit edilmiş aykırılıkların farkında olunmasına rağmen görmezden gelinmesi, hukuka aykırı yapılaşmaya izin verilmesi ve insan hayatını doğrudan tehdit eden bir yapının kullanımının sürdürülmesine göz yumulması vardır.

'GRAND İSİAS OTEL YIKILMASI GEREKEN BİR YAPIYDI'

Bilimsel raporlar nettir: Grand İsias Otel, yıkılması gereken, iskân verilmemesi gereken ve bariz biçimde can güvenliği riski taşıyan bir yapıydı. Bu gerçekler bilinmesine rağmen gerekli işlemler yapılmamış, kamu yetkisi halkın yaşam hakkını korumak yerine etkisiz ve göstermelik yaptırımlarla sınırlandırılmıştır.

'YAŞANANLAR KAÇINILMAZ DEĞİLDİ'

Deprem gerçeği inkâr edilemez. Ancak bir binanın saniyeler içinde çökerken içindekilere hiçbir yaşam şansı tanımaması, doğanın değil; insan eliyle alınan ya da alınmayan kararların sonucudur. Yaşananlar kaçınılmaz değil, öngörülebilir ve önlenebilir niteliktedir.

'HUKUKİ NİTELENDİRME BİLİNÇLİ TAKSİR DEĞİL, OLASI KASTTIR'

Bu nedenle kamu görevlilerinin sorumluluğu yalnızca 'denetim yapılmaması' ile açıklanamaz. Asıl sorumluluk; açık tehlikeyi bilerek görmezden gelmek, mevzuata aykırı yapıyı bilerek sistem içinde tutmak ve doğacak sonucu öngörmesine rağmen bu sonucun gerçekleşmesini kabullenmektir. Ceza hukuku açısından bu durum, 'sonucu istememek' ile açıklanamaz. Burada söz konusu olan, sonucu öngörüp kabul etmektir. Bu nedenle dosyanın hukuki vasfı bilinçli taksir değil, olası kasttır.

'YARGI ÖNÜNE ÇIKARILMAYAN SORUMLULAR VAR'

Öte yandan, bu sürecin ayrılmaz parçası olan ve hâlen yargı önüne çıkarılmamış encümen kararları da bu dosyanın dışında tutulamaz. Sorumluluğu bulunan hiçbir kişi yargı önüne çıkmadan, adaletin eksiksiz şekilde tecelli ettiğinden söz edilemez.

'BU DAVA TOPLUMUN GELECEĞİ İÇİN VERİLİYOR'

Şampiyon Meleklerimizin ve rehberlerimizin aileleri olarak açıkça ifade ediyoruz: Bu dava yalnızca kaybettiklerimizin ardından verilen bir mücadele değildir. Bu dava, yapı güvenliğinin gerçekten ciddiye alınması, kamu gücünün taşıdığı sorumluluğun hatırlatılması ve benzer acıların tekrar yaşanmaması için yürütülmektedir. Adalet, gerçeği doğru tanımlamakla mümkündür. Suçun hukuki adı gerçeğe uygun konulmadığı sürece, verilen kararlar toplum vicdanında karşılık bulmaz.

'SON NEFESE KADAR ADALET MÜCADELESİ'

Şampiyon Meleklerimize ve rehberlerimize verilmiş bir sözümüz vardır. Bu söz; hukuki nitelendirme gerçeğe uygun yapılana, olası kast kabul edilene ve tüm sorumlular hak ettikleri cezayı alana kadar sürecek bir mücadele sözüdür. Vicdanın, bilimin ve hukukun aynı noktada buluştuğu bir karar beklentisiyle, adalet talebimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz. Şampiyon Meleklerimiz ve rehberlerimiz adına; adalet için buradayız, son nefesimize kadar da burada olacağız.

KKTC BAŞBAKANI ÜSTEL: 'ŞAMPİYON MELEKLERİ UNUTMADIK'

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Ünal Üstel de duruşma öncesi açıklamalarda bulunarak şu ifadelere yer verdi:

Adıyaman halkı, bizleri televizyonları başında izleyen Türkiye Cumhuriyeti halkı, gözü kulağı bizde olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kıymetli halkı; 6 Şubat'ta Türkiye Cumhuriyeti'nde yaşanan depremde hayatını kaybeden insanlarımızı bir kez daha saygıyla anıyoruz. 6 Şubat depreminde biz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak da birçok insanımızı yitirdik. Bu depremde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin evlatları olan çocuklarımız, bir müsabaka ve yarışmaya katılmak üzere buraya gelmişti. Maalesef o depremde onları da kaybetmenin acısını yaşıyoruz.

'BU DAVA BİR KAMU DAVASIDIR'

Biz şampiyon meleklerimizi unutmadık, unutturmayacağız. Onlara verdiğimiz bir söz var ve o sözün arkasındayız. Bugün burada halkımızla birlikteyiz. Her kesimi temsilen buradayız. Hukuk davamızda istediğimiz cezalara henüz ulaşılamamış olmasına rağmen, iyi bir sürecin alındığını ifade ediyorum. Ancak bu cezanın daha ileriye gitmesi için hukuk mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz.

Bugün de yine halkımızla birlikte, hükümetimizle, muhalefet partilerimizle, milletvekillerimizle ve toplumumuzun tüm kesimlerini temsil eden insanlarımızla Adıyaman'dayız. Hep birlikte adaletli bir hukuk davasına şahitlik edeceğiz.

Bugünkü davamız bir kamu davasıdır. Yani bu felaketin yaşanmasına neden olan esas isimlerle ilgilidir. Kamuda çalışan 6 kişi, bu dosyaların usulsüz olduğunu bilmelerine rağmen imzalarını atmışlardır.

'BUGÜN BURADA BİR BABA OLARAK VARIM'

Bu imzalar sonucunda 6 Şubat depremi yaşandı. Bu depremde hem Türkiye Cumhuriyeti'nin çok değerli insanlarını yitirdik hem de biz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak öğretmenlerimizi, halkımızı ve en değerli varlıklarımız olan çocuklarımızı, evlatlarımızı, geleceğimizi temsil eden evlatlarımızı kaybettik.

“Young and Wise” Dergisinin İlk Sayısı Yayımlandı
“Young and Wise” Dergisinin İlk Sayısı Yayımlandı
İçeriği Görüntüle

O yüzden sevgili arkadaşlar, değerli basın mensupları; biz Kıbrıs Türkleri olarak hükümetiyle, muhalefetiyle, milletvekilleriyle, insanıyla, iş insanlarıyla buradayız ve burada olmaya devam edeceğiz.

Ben bugün burada bir başbakan olarak değil, bir baba olarak bulunuyorum. Bir annenin, bir babanın acısını hissederek buradayım. Yüreği kan ağlayan annelerimizle, babalarımızla ve halkımızla birlikteyim.

'ADALET TECELLİ EDENE KADAR TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ'

Bir kez daha Türkiye Cumhuriyeti adaletine güvendiğimizi ve adaletin bugün en iyi şekilde tecelli edeceğine olan inancımızı ifade ediyorum. Hukuk davalarında istediğimiz sonuç bugün alınmasa bile, o sonuca ulaşana kadar bu mücadeleyi sürdüreceğiz. Bugün istediğimiz neticeyi alamazsak da bunun sonuna kadar takipçisi olacağız.

Burada gördüğünüz gibi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni temsil eden tüm kesimler bir yürek, tek vücut olmuş durumdadır. Adıyaman'da yargıçların vereceği kararı dört gözle bekliyoruz.

Kaynak: PERRE AJANS