Bugün, aziz milletimizin bağımsızlık ve hürriyet uğruna verdiği eşsiz mücadelenin, iman, inanç, azim ve kararlılıkla taçlandırıldığı; Anadolu’nun ebedî Türk yurdu olduğunun bütün dünyaya ilan edildiği 30 Ağustos Zaferi’nin 104. yıl dönümünü büyük bir gurur, coşku ve heyecanla kutluyoruz.
30 Ağustos; milletimizin varlığına, vatanına ve istiklaline kastedenlere karşı, “Ya istiklal ya ölüm!” diyerek ayağa kalktığı ve hiçbir güç karşısında boyun eğmeyeceğini tüm dünyaya haykırdığı kutlu bir zaferdir.
Bu büyük zafer; yokluklar içinde var olmanın, imkânsızlıklar karşısında yılmamanın, vatan söz konusu olduğunda canını ortaya koymanın ve “Vatan sağ olsun” diyerek şehadete yürüyen kahraman bir milletin destanıdır. 30 Ağustos, Türk milletinin esaret altında yaşamaktansa istiklal uğruna canını feda etmeyi tercih ettiğinin, bağımsızlığından ve vatanından asla vazgeçmeyeceğinin tarihe kazınmış en güçlü mührüdür.
Bu eşsiz mirasın sorumluluğunu taşıyan bizler; birlik ve beraberliğimizi her türlü ayrılığın üzerinde tutarak, ülkemizi daha güçlü, daha müreffeh ve daha aydınlık yarınlara taşımak için azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz. Ay-yıldızlı bayrağımız göklerde özgürce dalgalandıkça, ezanlarımız semalarımızda yankılandıkça ve milletimizin gönlünde vatan sevgisi yaşadıkça Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle; Büyük Taarruz’un Başkomutanı, Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, bu toprakları bizlere vatan kılan aziz ecdadımızı, vatanımızın bekası uğruna canlarını feda eden tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyor; kahraman gazilerimize saygılarımı sunuyorum.
Şanlı ordumuzun ve aziz milletimizin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı en kalbi duygularımla kutluyor, birlik ve beraberliğimizin daim, bayrağımızın göklerde ilelebet özgürce dalgalanmasını diliyorum.
Next




