ADIYAMAN (PERRE) - Adalet Peşinde Aileleri Platformu, Adıyaman Adliyesi önünde düzenlediği basın açıklamasıyla, depremde hayatını kaybeden yakınları için adalet talebinde bulundu.
Platform adına açıklama yapan Adalet Peşinde Aileleri Platformu Adıyaman İl temsilcisi Celal Gezer ve Adalet Peşinde Aileleri Platformu Sözcüsü Döne Kaya, sorumluların olası kast kapsamında yargılanmasını istediklerini vurguladı. Kaya ve Gezer, 'Depreme dayanıklı yapılar inşa etmek kanunen zorunludur. Bunu bile bile yapmayanlar, sadece hata yapmış kişiler değildir; bilinçli bir şekilde insan hayatını hiçe sayanlardır' dedi.

'Sessiz Kalırsak Aynı Acıları Yeniden Yaşayacağız'
Platform temsilcileri, deprem, yangın, maden göçüğü gibi olaylarda yaşanan can kayıplarının önlenebilir olduğunu belirterek, adaletin sağlanmasının hem geçmişin hesabı hem de gelecekteki can güvenliği için kritik olduğunu kaydetti. 'Deprem davaları hepimizin yaşam hakkı davalarıdır. Sessiz kalırsak, aynı acıları yeniden yaşayacağız' denildi.

Platform sözcüleri açıklamasının tamamında şu ifadelere yer verdi:
'Adalet Peşinde Aileleri Platformu olarak,
Çok değerli Türkiye halkları, yargı mensupları ve mahkeme heyetleri, siyasi parti temsilcileri ve milletvekilleri, Adıyaman'ın onurlu insanları;
Bugün burada sadece bir açıklama yapmak için bulunmuyoruz; adaletin sesi olmak, susanların, susturulanların ve artık aramızda olmayanların hakkını savunmak için bulunuyoruz.
Bizler, sevdiklerini depremde yitirmiş aileler olarak, yalnızca acıyı taşımıyoruz; sorumluluk istiyoruz, hesap sorulmasını istiyoruz.
Adıyaman...
Acının şehri, direnişin ve onurun şehri...
Yıkılan binaların altında sadece beton ve demir kalmadı;
Biz orada annemizi, babamızı, kardeşlerimizi, eşimizi, sevdiklerimizi, umudumuzu, yaşam enerjimizi, geleceğimizi, çocuklarımızın gülüşlerini kaybettik.
Bugün burada, Adıyaman halkı adına, bu ülkenin vicdanına sesleniyoruz.
'Olası kast' gerçektir, yapılmıştır, bu bir tartışma konusu değildir.
Depreme dayanıklı yapılar inşa etmek kanunen zorunludur. Bunu bile bile yapmayanlar; bilimin, tekniğin, kanunun ve defalarca yapılan uyarıların gereğini yerine getirmediler.
'Olursa olsun' diyerek insan hayatını hiçe sayanlar; sadece hata yapmış kişiler değildir.
Bunlar; ortaya çıkabilecek sonuçları bilerek, görerek ve göze alarak hareket etmiş kişilerdir. Bir fen işleri müdürünün, bir belediye başkanının ruhsat verdiği binanın sağlam olmadığını bilmeme ihtimali var mıdır? Bir müteahhidin malzemeden çalarak inşa ettiği binanın depremde yıkılacağını bilmemesi mümkün müdür? Bir mimarın çizdiği projenin dayanımını bilmemesi, mühendisin inşaa ettiği binanın yıkılacağını bilmemesi mümkün değildir.
Bu konuda uzman olmayan biz sıradan vatandaşların bilmemesi normaldir ama bunlar bile bile bu binaları inşa ettiler.
Bu nedenle deprem suçlularının olası kast kapsamında yargılanması kaçınılmazdır.
Çünkü olası kast sadece hukuki bir tanım değil; yaşadığımız gerçeğin ta kendisidir.
Bugün görülen davalar basit davalar değildir.
Bu davalar, 'kader' denilerek kapatılacak davalar asla değildir.
Bu suçlar açıkça rant, göz yumma, görevi kötüye kullanmadır ve bu suçlar esasen bir cinayettir. Bu cinayetler sadece bir şahsa karşı da işlenmemiştir. Koca bir topluma, tüm Türkiye halkına karşı yapılmış suçlardır. Milyonlarca insanın yüreğine ateş düşürmüştür.
Bu gözü dönmüş rantçıların ne zaman kimin canına kastedeceği hiç belli değildir.
Bolu'da yaşanan Kartal Otel yangınını hatırlayalım örneğin. Bu olayı içi parçalanarak öğrendik izledik hepimiz. Bu olayda hayatını kaybeden herkesin acılarını içten paylaşıyoruz.
Bunu çok üzülerek ifade ediyorum 36'sı çocuk 78 kişinin hayatını kaybettiği bu yangında bir Danıştay Daire Başkanının çok kıymetli oğlunu kaybettiğini öğrenmiştik örneğin,
Demem o ki bu görevini yapmayanlar, rant peşinde koşanlar, denetimden kaçanlar, gözleri paraya doymayan bu yaşam formaları, her an herkese acı verebilirler, herkesin ciğerine ateş düşürebilirler. Bu ateş, kimliğinize, rütbenize, makamınıza maddi varlığınıza veya yokluğunuza bakmayacaktır. Kapınızı çalacak. Bunların bu acıları yaşatmak için kapınızı çalmasını beklemeyin.
Rant uğruna, daha çok para kazanmak uğruna, maliyet düşürmek uğruna binaları sağlam yapmayanlar; depremde yıkılacağını bile bile o binaların altına insanları yerleştirenler; ihale uğruna, çıkar uğruna gözünü kapatan herkes; yarın yaşanacak ölümlerin sorumlularıdırlar.
Bu olaylar bazen deprem, bazen yangın, bazen maden göçüğü başka bir gün başka bir olay şeklinde ortaya çıkıyor. Bu olaylarda sorumluluğu bulunan müteahhitler, teknik sorumlular, fen işleri müdürleri, belediye başkanları, bakanlık görevlileri, saha sorumluları, görevini yapmayanlar, denetimi yapmayanlar, göz yumanlar; sonuçlarını bile bile doğuran bir zincirin parçasıdırlar.
Bu zincirin her halkası adalet önüne çıkarılmalıdır. Bu kişiler hukuk önünde yargılanmadıkça hiçbir dava kapanmayacaktır.
Artık kimse bu ülkede 'kaza olmuştur', 'oldu bir kere', 'kader' gibi sözlerinin arkasına saklanmasın.
Bu davalar yalnızca geçmişin muhasebesi değildir.
Bu davalar; gelecekte kimlerin yaşayacağına, kimlerin öleceğine karar veren bir davalardır.
Yargı mensuplarına çağrımızdır.
Sayın hakimler, sayın savcılar;
Sizin kararlarınız yalnızca dosyaları kapatmayacak, bu ülkede hayatları koruyacak ya da yeni acılara yol açacak.
Deprem davalarında vereceğiniz kararlar sadece kağıda yazılmış yazılar değil, ölümle yaşam arasındaki ince çizginin tarifidir.
Biz sizden duygusal kararlar değil; hukuka, vicdana ve insan hayatının üstünlüğüne uygun kararlar bekliyoruz.
Cezasızlık kültürü son bulsun istiyoruz. 'Nasıl olsa bir şey olmuyor' anlayışının tarihe karışmasını istiyoruz.
Bir haksızlık yaşandığında kaygılanmadan, Adıyaman'da, Kahramanmaraş'ta, Hatay'da, Türkiye'de Hakimler var demek istiyoruz.
Sayın milletvekilleri, siyasi parti temsilcileri;
Sizin göreviniz rantçı müteahhitlere ortak olmak değildir, onlara arka çıkmak değildir. Sizin göreviniz; bu halkı korumaktır, bu halkın can güvenliğini sağlamaktır. Bu ülkenin yasalarını çıkaran sizlersiniz.
Denetimi güçlendirmek, cezaları caydırıcı hale getirmek, görevini yapmayan kamu görevlilerini adalete teslim etmek sizin görevinizdir.
Bugün atmadığınız her adımın bedelini, yarın başka çocuklar canlarıyla ödeyecek.
Biz bu bedelin tekrar ödenmesini istemiyoruz.
Buradan bütün Türkiye'ye sesleniyoruz:
Sizin canınız japon halkının, Rus halkının canından daha değersiz değildir. Sizin anneniz, babanız kardeşleriniz biricik evlatlarınız; gelişmiş ülkelerin vatandaşlarının canından daha değersiz değildir. Bunu bir düşünün lütfen; japon halkı, Rus halkı depremi çok az hasarla atlatırken biz neden canımızdan oluyoruz. Biz bu olayların bedelini canımızla ödemek zorunda değiliz. Depremden korunma yolları mümkündür. Bilim ve teknoloji bu doğa olaylarından korunma imkanı vermektedir. Sadece ve sadece yapmamız gereken bu olaylarda kastı olanların hesap vermesini istemektir. Depreme dayanıklı yapılar talep etmektir.
Deprem davaları hepimizin yaşam hakkı davalarıdır.
Sessiz kalırsak, seyirci kalırsak; aynı sahneleri, aynı ağıtları, aynı acıları yeniden yaşayacağız.
Biz bunu kabul etmiyoruz. Siz de kabul etmeyin. Canlarınızı korumak gerçekten sizin elinizde.
Biz Adalet talep ediyoruz.
Gerçek sorumluların yargılanmasını istiyoruz. Hiç bir ayırım yapmadan müteahhit, belediye başkanı, diğer kamu görevlileri, mimar, mühendis, diğer teknik sorumlular... hepsi hukuk önünde hesap vermelidir.
Deprem suçlularının Olası kastla yargılama talebimiz hayatidir.
Kimse, görevini yapmayanların, rant peşinde koşanların, denetimden kaçanların arkasını kollamasın. Bu Türkiye'ye yapılacak en büyük kötülüktür.
Adıyaman'dan yükselen bu sesimizi, Tüm Türkiye duysun.
Sevdiklerimiz geri gelmeyecek evet maalesef bunun farkındayız, ancak başka sevdiklerimizi rant uğruna toprağa vermeyelim. Yeni enkazlar altında nefessiz kalmayalım.
Adaletin mutlaka yerini bulmasını, suçluların hakkettiği cezayı almasını bekliyoruz.
Buradan Türkiye'nin tüm iyi insanlarına sesleniyoruz, yüreği hukuktan, haktan, masumdan, mazlumdan, adaletten yana olan o güzel insanlara sesleniyoruz, gelin aramıza katılın. Katılın ki yaşayacağımız depremlerde, yangınlarda, göçüklerde, sellerde o kıymetli sevdiklerimiz sağ salim kurtulsunlar... Teşekkür ediyoruz.'





