FIKRALAR


BEŞ AVCI
Beş avcı ava çıkmış. Yolda küçük bir deliğe raslamışlar.
İçlerinden en deneyimli olanı yatın yere buradan tavşan çıkacak demiş.
Herkes yatmış yere az sonra gerçekten tavşan çıkmış ve vurmuşlar torbaya koymuşlar.
Ava devam ederlerken biraz daha büyükçe bir delik görmüşler, yine tecrübeli avcı yatın yere buradan tilki çıkacak demiş ve herkes yatmış tilki çıkmış ve vurmuşlar.
Ava devam ediyorlar yine karşılarına daha büyükçe bir delik çıkmış karşılarına yine tecrübeli olan yatın yere buradan ayı çıkacak demiş ve yatmışlar, ayı çıkmış ve vurmuşlar.
Herkes tecrübelinin herşeyi bildiğine karar vermişler ne derse yapıyorlarmış, devam ederlerken karşılarına oldukça büyük bir delik çıkmış ve Tecrübeli avcı yatın yere demiş herkes yatmış içlerinden biri buradan ne çıkacak usta demiş. Tecrübeli düşünmüş valla çocuklar buradan ne çıkacağını bende bilmiyorum demiş. Ertesi sabah bütün gazeteler:
"Tünel çıkışında beş avcı tren altında kalarak can verdi" diye yazıyormuş.

BİRA
Temel Londra`da otelin birinin odasında kara kara düşünüyor."ulan" diyor Ben aşağıdan içki isterken laz olduğum anlaşılır mı acaba? Geçiyor aynanın karşısına ve prova yapıyor....
- Bana bir fisku.. yok böyle anlarlar
- Bana bir raki.. "yok" diyor "böyle de anlarlar..."
- Bana bir bira....Tamam diyor böyle iyi anlamazlar......Ve aşağıya iniyor,Masaya dirseklerini dayıyor ve sesleniyor. "Barmen bana bir bira. Barmen Temeli biraz süzdükten sonra soruyor:
- Birader sen laz mısın? Temel
- uuuy nasıl anladın diyor;
- Burası resepsiyon bar karşıda

İNTERNET KAFE SAHİBİNİ DELİRTEN SORULAR
- Word'lü bilgisayar var mı?
- Hayır çilekli ve vanilyalı var sadece.

-Çıktılar hep siyah beyaz mı oluyor?
-Hayır ara sıra yeşil üzerine eflatun ördek desenlide çıkıyor.

-Yer var mı?
-Var. Pencere kenarımı olsun koridor mu?
-Hı??..

-Bilgisayar alabilir miyim?
-Tabi 1 mi olsun 1,5 mu?

-Boş masa var mı?
-Masa değil bilgisayar var.

Bunun daha uzunu yok mu, çekiyorum gelmiyor... -- Mause dan bahsediyor, töbe yarabbii

-Word'un olduğu bir yere oturup yazı yazabilir miyim?
-Word'e sor kabule ederse oturursun.

-Internet kesik mi?
-Kesik.
-Hepsinde mi kesik?
-Hayır.. Sırayla gidiyor.. 1 kesik 1 bağlı....

-Sadece bilgisayar istiyorum.
-Ama biz yanında plastik tarak, 10 tane çengelli iğne, birde limon kolonyası veriyoruz. Onlarıda alın

-Internet yok mu?
-Yok
-Hiç mi yok?
-Azcık var ama onu da kendime ayırdım

-Internet ne zaman gelicek?
-Sabah kargoya verilmiş yarın sabah elimizde olur

-Internet bilinçli olarak mı kesik?
-Evet gıcıklık olsun diye kestik

-Çıktı veriyor musunuz?
-Veriyoruz.. ne kadar lazımdı?
-Yaaa çıktı almam lazım benim
-Tamam 3 numaralı bilgisayara geçebilirsin
-Ama tek başıma yapamam
-O zaman 2-3 arkadaşını daha çağır..

-Bilgisayar alabilir miyim?
-Tabii
-İnternete giricem.. ilk defa geliyorum
-Heyecanlı mısın?

-Hocam tuşların karışmış olma ihtimali var mı?
- Evet dibi tutmasın diye ara sıra karıştırıyorum

-Elektrikler mi kesik?
- Evet
- Ne zaman gelicek?
- Şimdi gitti... Biraz işi varmış hemen gelicek. Sizin isim neydi?
- Hicran..
- Hah tamam özellikle Hicran gelirse mutlaka beklesin dedi..
- İyi o zaman bekleyim

-Hocam siz bilgisayardan anlıyor musunuz?
- Hayır ben aslında terziyim. Laf olsun diye burda duruyorum.

-Hocam buradaki bilgisayarlarda yazı yazılabiliyor mu?
- Hayır biz bu makinaları dolma sarmak için kullanıyoruz.

-Bana güzel bir yer verirmisiniz?
- Tabi.. Bahçede çiçekli falan bir masa ayırttım senin için. Sen git ben bilgisayarı gönderiyorum.

YANLIŞ MAİL
Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır.
Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir.
Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir....
Tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür,arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır.
Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.
-Kime : Sevgili karıma
Konu : Yeni ulaştım.
Tarih : 16 Mayıs 2004 Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Her şey yarın senin buraya geleceğini düşünülerek hazırlanmış. Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.
Not : Burası çok sıcak.

TEMEL'İN SANDIĞI
Temel çok başarılı bir kaptanmış. Başarısı tüm denizciler tarafından bilinir ve taktir edilirmiş. Ancak bir huyu varmış, her sabah kamarasındaki bir sandığın kilidini dikkatle açar, içinden aldığı kağıdı dikkatle okur ve hemen sandığı kilitlermiş. Kim sorarsa sorsun sandıkta ne olduğunu hiç kimseye söylemezmiş. Gel zaman git zaman bir gün Temel ölmüş. Tek mal varlığı sandığı olduğundan bütün akrabaları içinde çok büyük bir hazine olduğunu, yada Temel'in her sabah okuduğu kağıdın bir define haritası olduğunu düşünerek merakla sandığı açmışlar. Sandıkta yalnızca Temel'in her sabah dikkatle okuduğu kağıt varmış ve kağıtta şu yazıyormuş:
- Sağ: Sancak, Sol: İskele.

ELEKTRİK
Bir gün öğrenciler sınav oluyorlarmış.
Öğretmen bir öğrencisini kaldırarak ona şu soruyu sormuş:
-Oğlum söyle bakalım elektirik nelerden geçmez?
Çocuk şöyle cevap vermiş:
-Lastikten, camdan ve tahtadan.
-Başka?
Çocuk biraz düşündükten sonra:
-Birde yoksul mahallererden geçmez öğretmenim diye cevap vermiş.

FARE KAPANI
Temel bilim adamıdır,bulmuş olduğu yeni icadın (fare kapanı) telif
hakkını almak için Dursun'a gitmiş.
-"Ula Dursun, ha bunun telif hakkını bana ver bakayum" demiş.
dursun :
-"hele bi dur bakalım, icadı bana bi anlat."
demiş.
-"tamam"
demiş temel ve başlamış anlatmaya:
-"bak şimdi dursun, fare şu ufak köprünün üstünden geçecek, köprünün sonuna gelecek, jiletin arkasındaki peyniri almak için yerde duran jiletin üstüne gelecek,
jilet kafasını kesecek ve fare ölecek demiş.
dursun:
-"olmaz"
demiş,
-"bu jilet sağa sola hareket etmiyor ki kafasını kessin Farenin"
demiş . Temel de
-"o zaman bu kapanın üzerinde biraz daha çalışayım"
demiş kapanı almış gitmiş. Aradan bir gün geçmiş, temel yine Dursun'un
yanına gelmiş:
-"ula dursun, bu sefer yaptım fare kapanını, ver telif hakkını" demiş.
Dursun kapana bi bakmış kapan aynı kapan ..Sadece peynirin olmadığını görmüş ve temele:
-"anlat bakayım nasıl yaptun oni"
demiş, temel başlamış anlatmaya:
-"bak Dursun demiş fare köprüyü geçecek, jiletin üstüne gelince bakacak ki peynir yok , çok şaşıracak ve Allah Allah diyerek kafasını sağa sola sallayacak ve ölecek"
demiş.

RAMAZAN
Adamın biri yolda bir çocuk görmüş. Adını sormuş. Çocuk tam adını söylicekken Dur Dur demiş adam. Ben tahmin edeyim senin adını. Sen sadece baş harfini söyle. Çocuk "Y" demiş. Adam başlamış saymaya.
-Yunus
-Hayır
-Yakup
-Hayır
-Yusuf
-Hayır
...
Adam sinirlenmiş. Başlamış kız isimlerini saymaya.
-Yeliz
-Hayır
-Yeşim
-Hayır
...
En sonunda kızan adam.
-Ne ulan senin ismin! demiş.
Sonra çocuk.
-Yamazan

ATMA
Adamın birisi 4.kattaki evinin balkonunda hanımıyla boğuşmaktadır.Ve hanımına bir taraftan
-Artık bıktım senden . senden kurtulmak istiyorum demekte bir taraftan da hanımının direnmesine rağmen onu balkondan aşağıya atma hazırlıkları yapmaktadır.
Aşağıdan geçen Kızılörenli vatandaş bağırır.:
-Abi Abi bir dakika yav.Ne Yapıyorsun?
adam burnundan soluyarak
-Yeter bu kadının yaptıklarından usandım artık .Ondan temelli kurtulmak istiyorum.
Gariban ve fakir kahramanımız aşağıdan seslenier:
Ülen abi atma da bana ver.

OYUN BİTER
İş adamı tıraş olurken bir yandan da berberiyle sohbet etmektedir.
Derken, kapının önünden ağır ağır geçmekte olan paspal bir çocuk
görürler. Berber, iş adamının kulağına fısıldar;
-"Bu çocuk var ya,dünyanın en aptal çocuklarından biridir! Bak; dikkat et şimdi..."
Berber çocuğa seslenir:
-"Ali, buraya gel!". Bunun üzerine çocuk sakince dükkana girer ve yüzündeki aptalca sırıtmayla berberi selamlar. Berber işadamının kulağına sessizce, "bak şimdi" diye fısıldar ve bir elinde beş yüz bin, diğer elinde beş milyonluk bir
banknot olduğu halde çocuğa sorar:
-"Hangisini istiyorsan alabilirsin?"
Çocuk dalgın dalgın bir beş yüz bine bir de beş milyona bakar ve sonunda beş yüz binlik banknotu hızlıca çekerek berberin elinden alır.
Berber işadamına döner ve gülerek:
-"Gördün mü? Sana söylemiştim." der.Tıraş bitince işadamı sokağa çıkar ve az ileride kendi kendine oynayan Ali'yi görür. Yanına giderek, neden beş milyonluk değil de, beş yüz binlik banknotu aldığını sorar.Çocuk hiç de aptalca olmayan bir sırıtmayla yanıt verir :
-Eğer beş milyonluğu alırsam oyun biter!"