BESNİ TARİHİ


Besni’nin Yeri ve Konumu
Besni, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin Orta Fırat sınırları içerisinde Adıyaman iline bağlı bir ilçedir. İlçe merkezi, Adıyaman’ın 46 km güneybatısında 37° 41' 34" kuzey enlemi; 37° 51' 40" doğu boylamı koordinatlarında, deniz seviyesinden ortalama 1050 m yükseklikte yer almaktadır. İlçe idare sınırları içerisinde kalan alanın yüzölçümü ise 1330 kilometrekaredir.

İlçe merkezinin kuzeyinde Tut; batısında Gölbaşı; güneyinde Suvarlı, Çakırhöyük ve Beşyol; doğusunda Şambayat bulunmaktadır. Adıyaman (Merkez) doğuda, Gölbaşı (İlçe, Adıyaman) batıda, Araban (İlçe, Gaziantep) güneyde ve Tut (İlçe, Adıyaman) kuzeyde ilçe idare sınırlarını belirlemektedir. Çakırhöyük, Eskiköy, Kesmetepe, Köseceli, Sarıyaprak, Suvarlı, Şambayat   ve Üçgöz merkez ilçeye bağlı beldelerdir.

Orta Çağ ve Osmanlı dönemlerine ait kalıntıların kısmen korunduğu Eski Besni ören yerinde 20. yüzyıl ortalarına kadar kesintisiz yerleşilmiştir. Kent, 1954 yılından itibaren kuzeyde yüksek, ancak engebeli bir topografyaya sahip yeni yerleşim bölgesine taşınmıştır. Günümüzde ise gelişme bölgesi modern yerleşmenin güneybatısına kaydırılmıştır.

Eski Besni ören yerini kuzeyde Gaziantep – Adıyaman devlet karayolu sınırlamaktadır. Bu yol aynı zamanda modern yerleşme ile ören yerini birbirinden ayırmaktadır. Ören yerinin kuzeybatısında modern kent merkezine ayrılan bir kavşak bulunmaktadır. Buradan itibaren birinci kilometrede güneye yönelen, mevcut haliyle toprak zeminli bir yoldan Eski Besni’ye ulaşılmaktadır.

KAYNAKÇA: Zeyrek, T. H., Ali Nadir Zeyrek ve Ayşegül Zeyrek, Besni. Paralā – Octacuscum – Bahasna. Anadolu’nun Güneydoğusunda Antik Bir Kent ve Yakın Çevresinin Arkeolojik Açıdan Genel Değerlendirmesi, Besni Belediyesi Yayınları, İstanbul 2006: 19 ve kaynakça listesi.


Besni’ye Ulaşım
Besni, Adıyaman il idare sınırları içerisindeki karayolu ulaşım ağının merkezinde bulunmaktadır. Bu bağlamda ilçe için karayolu ulaşımı büyük önem taşımaktadır. Besni’nin batısında yer alan Gölbaşı üzerinden Malatya, Kahramanmaraş ve Gaziantep’e karayolundan ulaşım mümkündür. Kuzeydoğuda Şambayat güzergahından Adıyaman’a ve buradan Urfa’ya, güneybatıda ise Araban’dan (Gaziantep) geçerek Gaziantep’e ulaşılmaktadır. Değinilen yol güzergahlarında çok sayıda ören yeri, görkemli kaya mezarları, höyükler ve tümülüsler yer almaktadır. Çoğu zaman farkında olmadan yanından geçtiğimiz bu eşsiz kültür değerlerimiz görünür kılınmış olup, ziyaretçilerini beklemektedir.

Besni’nin demiryolu ulaşımı, ilçe merkezinin 25 km kuzeybatısında yer alan ve Malatya-Fevzipaşa demiryolunun geçtiği Gölbaşı istasyonundan sağlanmaktadır.

Adıyaman havaalanının ulaşım hizmetleri, ilçeye Ankara ve İstanbul aktarmalı olarak yurt içi (İzmir, Antalya, Bodrum, Dalaman, Trabzon, Samsun, Konya, Denizli) ve yurt dışı ulaşım imkanı sunmaktadır.

Besni’nin Coğrafyası
Besni, günümüzde Adıyaman, Malatya, Gaziantep, Kahramanmaraş illerinin genişlediği bir coğrafyada yer almaktadır. Kuzeyde Güneydoğu Toroslar’ın bir parçası bölgeyi güneybatı – kuzeydoğu doğrultusunda sınırlamaktadır. Toroslar’ın yan kolları batı ve doğu yönlerinde uzantı yapmaktadır. Fırat Nehri bölgenin diğer doğal sınırını oluşturmaktadır. Besni, değinilen bu bölgede kuzeyden güneye doğru alçalan engebeli bir arazi yapısına sahiptir. Bölgenin kuzeyi dağlıktır. Toroslar’ın bir kolu olan Akdağ (1510 m) en yüksek arazi çıkıntısıdır. Güneyde Kızıldağ uzanmaktadır. Göksu Çayı Besni’yi kuzeybatı – güneydoğu yönünde sınırlamakta, güneyde yer alan Kızılin köyü civarında Anadolu’nun en önemli akarsularından biri olan Fırat Nehri ile birleşmektedir. Akdere, Keysun ve Sofraz Çayları, Besni’nin günümüzde başlıca akarsularını oluşturmaktadır. Akdere, Şambayat’ın güneyinde Göksu Çayı’na, Keysun Çayı ve Besni’nin güneyinde bulunan Toklu köyü yakınlarında akan Sofraz Çayı (Değirmen Çayı) yine Göksu Çayı’na bağlanmaktadır. Geyik, Guz, Koca, Kızıl ve Pohin Dağları, Besni bölgesinin önemli arazi yükseltilerini; Beşyol (Yazı), Kızılin ve Keysun ise verimli geniş ovalarını meydana getirmektedir.

KAYNAKÇA: Zeyrek, T. H., Ali Nadir Zeyrek ve Ayşegül Zeyrek, Besni. Paralā – Octacuscum – Bahasna. Anadolu’nun Güneydoğusunda Antik Bir Kent ve Yakın Çevresinin Arkeolojik Açıdan Genel Değerlendirmesi, Besni Belediyesi Yayınları, İstanbul 2006: 42-47 ve kaynakça listesi.

Besni’nin Tarihçesi
Besni, Güneydoğu Anadolu bölgesinde antik dönemde Kommagene  ismiyle bilinen bölgelerin sınırları içerisinde yer alan Adıyaman iline bağlı bir ilçedir.

Besni’nin kaderini ve tarihini Kommagene Bölgesi belirlemiştir. Anadolu haritasına bakılacak olursa Kommagene’nin Orta Fırat yöresinde Toros Dağları ve Fırat Nehri ile sınırlı askeri açıdan stratejik öneme sahip konumu görülecektir. Besni, değinilen bu bölgenin içerisinde, Kommagene’yi Suriye’ye ve İç Batı Anadolu’ya bağlayan yolların kavşağında önemli bir noktada kurulmuştur. Kommagene, Fırat Nehri’nin suladığı tarım için elverişli, verimli topraklarıyla, zengin yer altı kaynaklarıyla komşu ülkelerin ilgisini çekmiş, bu bakımdan tarihin her döneminde önemli bir rol oynamıştır. Bölgedeki bitmek bilmeyen çatışmaların merkezinde Besni de kalmıştır. İlk kuruluş tarihinden itibaren doğulu ve batılı büyük siyasi güçlerin hakimiyet bölgeleri arasında yer almış, kurulduğu yörede önemli bir askeri istasyon görevi üstlenmiştir. Bu arada farklı kültürlere ve dinsel etkilere açık kalmıştır.

Orta Çağ dönemine ait kalıntıların kısmen korunduğu Eski Besni ören yerindeki mevcut kalıntılar yüksek bir tepe üzerinde yer alan küçük bir kale ve çevresinde gelişmektedir. Bu alanda 20. yüzyıl ortalarına kadar kesintisiz yerleşilmiş, 1954 yılından itibaren kuzeyde yüksek, ancak engebeli bir topografyaya sahip yeni yerleşim bölgesine taşınmıştır. Günümüzde ise gelişme bölgesi modern yerleşmenin güneybatısına kaydırılmıştır.


Besni ve çevresinde bulunan yerleşmelerin antik isimleri henüz somut biçimde tespit edilememiştir. Bunun yanı sıra antik belgelerde Besni ve çevresinde yer aldığı bilinen bazı kent isimleri geçmektedir. Bunlar arasında Paralā ve Octacuscum’un Besni, Nisus’un ise Keysun ile bağlantılı olması muhtemeldir. Bugün kullanılan Besni ismi 12. yüzyıldan itibaren kullanılmış olmalıdır. 19. yüzyıla kadar geçen süreçte ilçenin günümüzde kullanılan isminin farklı yazılış formları Bahasna, Bet Hesna, Behesna, Behesni, Behesdin, Behisni, Behesne ve Besne şeklinde tespit edilmiştir.

Besni ve çevresinde açığa çıkarılmış arkeolojik kalıntılar ve yazılı kaynaklar, bölgede değişik kültür etkilerini belgelemekte, farklı etnik grupların yüzyıllarca bu bölgede kaynaştığını işaret etmektedir. Besni’nin kurulduğu bölge doğu ile batı arasında geçiş yollarının kavşağında yer almaktadır. Askeri ve ticari açıdan stratejik öneme sahip konumu, Kommagene bölgesinin diğer yerlerinde olduğu gibi Besni yöresinde de dışa açık, ancak özgün bir kültür gelişmesinde önemli rol oynamıştır.

Kentin ilk kuruluşundan Roma dönemine kadar uzanan tarihçesine ilişkin bilgilerimiz bugün için çok sınırlıdır. İlk yerleşimin geliştiği yer ve kuruluş tarihinin tespitine yardımcı olabilecek arkeolojik belge henüz ele geçmemiştir. Kale tepesi stratejik açıdan savunmaya elverişli doğal yapısıyla yerleşmeye uygun özelliklere sahiptir. Dolayısıyla bölgedeki yapılaşmanın bilinmeyen bir tarihte muhtemelen bu tepede başladığı fikrini vermektedir.

Beşyol, Çakırhöyük, Çomak, İnlice, İznik, Kargalı, Köseceli, Kutluca, Levzin, Üçgöz, Sarıkaya, Şambayat, Taşlıyazı, Tavaş, Tekağaç, Yayıklı, Yeniköy ve Yoldüzü’nde (Mırıhtıl) höyükler tespit edilmiştir.

Sarıl – Terbizek – Ardıl (Pazarcık/Maraş) güzergahında sürdürülen araştırmalarda perehistorik kültür tabakasına sahip olması muhtemel çok sayıda doğal mağara belirlenmiştir.

Paleolitik Dönem
Besni ve çevresi yağmur suları ve akarsuların oluşturduğu derin yarlar ile oldukça engebeli bir yüzey şekline sahiptir. Bu coğrafyada yer alan dağların kalkerli saylarının yüzeylerinde çok sayıda doğal mağara mevcuttur. Göksu Çayı, Akdere, Sofraz ve Keysun Çaylarının akarsu boylarında yükselen sarp kayalık yamaçlarda, barınmaya elverişli mağaralar da sayıca fazladır. Paleolitik dönemlere ait yüzey buluntuları söz konusu mağaralarda Paleolitik kültür tabakalarının oluşma ihtimalini işaret etmektedir.
   
Neolitik Dönem
Adıyaman Müze Müdürlüğü’nce 1991 ve 1992 yıllarında Levzin’deki höyükte gerçekleştirilen kurtarma kazılarında Çanak Çömleksiz (İÖ 9500 – 8800) ve Çanak Çömlekli Neolitik (İÖ 7000 – 6900) tabakalar tespit edilmiştir.

Kalkolitik Dönem

Çakallı, Yoldüzü (Mırıhtıl) ve Tavas höyüklerinde Kalkolitik tabakaların (İÖ 5500 –3000) varlığından söz edilmektedir. Ancak somut biçimde belgelenmemiştir. Balka, Fal ve Yoldüzü (Mırıhtıl) höyüklerinde İlk Tunç tabakaları tespit edilmiştir.

İÖ 9. Yüzyıla Kadar Bilinenler
İÖ 1200 yıllarında Güneydoğu Anadolu bölgesine göç eden etnik grupların bir bölümü Hurriler’in ve onların devamı olan Urartular’ın topraklarını ele geçirmiştir. Kommagene bölgesinin Geç Hitit döneminde Hitit topraklarına komşu olduğu bilinmektedir. İÖ 12. yüzyıldan itibaren Hitit bölgesi ile Luvi – Arami kültür dünyası arasında bağlantının yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Kuzey Suriye ve Kommagene bölgeleri bu kültürel etkileşimin merkezinde kalmıştır. Bölgedeki Luvi – Arami etkili arkeolojik buluntu ve yazıt sayısının çokluğu bunu belgelemektedir. Söz konusu bu yazıtların örnekleri Besni ve çevresinde de ele geçmiştir. Boybeypınarı’nda Luvi diliyle yazılmış İÖ 9. yüzyılın son çeyreğine (yaklaşık İÖ 800 – 775) tarihlenen hieroglyph yazıtlı dört adet blok ele geçmiştir.

İÖ 9. yüzyıldan itibaren Kummuh (Kommagene) bölgesinde Assur etkisinin arttığı görülmektedir. Yazılı belgelerde Kummuh bölgesinin Assur devletine İÖ 9. yüzyıldan itibaren vergi ödediğinden, İÖ 708’de ise Assur’a bağlı bir eyalet olduğundan söz edilmiştir. Bu bilgiler Besni ve çevresinin de belirtilen dönemlerde Assur etkisi ve hakimiyetinde kaldığı fikrini vermektedir.

Geç Hellenistik Dönem

Kommagene bölgesinde yaşayanların kökenine ait yazılı bilgiler İÖ 9. yüzyıldan Geç Hellenistik döneme kadar eksiktir. Geç Hellenistik dönem yazıtlarında Kommagene krallık ailesinin kökeni Makedonia’dan Seleukid kraliyet ailesi ile Pers – Akhaemenid Orontidler’e bağlanmıştır. Dolayısıyla Besni ve çevresinde de Hellen diline hakim, muhtemelen Pers – Hellen kökenli kavimler etkin rol üstlenmiştir. Üçgöz’de (Sofraz) ele geçen temenos stelinde Grekçe yazıt okunmaktadır. Söz konusu yazıt yörede Hellence konuşan halkın yaşadığı fikrini vermektedir.

Kommagene bölgesi Geç Hellenistik dönemden itibaren yaklaşık iki bin yıllık tarih sürecinde çok sayıda siyasi gücün hakimiyetinde kalmıştır. Bu dönemde farklı halk grupları bölgenin tarihinde rol almıştır. Bölgede tespit edilen Geç Hellenistik – Roma dönemine ait kalıntılar kral kültü ve pagan tanrılara ait dinsel buluntular olup, bölgedeki halkın sosyal ve dinsel yaşamı, kraliyetin siyasi politikası ve dönemin sanat tarihine ışık tutmaktadır.
 
Roma Dönemi
Roma döneminde Samsat ve Zeugma (Belkıs) Romalıların bölgedeki legion merkezleridir. Bu iki merkez arasında yardımcı askeri birliklerin yerleştiği karakol kaleleri kurulmuştur. Değinilen sürekli askeri yerleşim alanları ve çevresinde Roma kültürünün etkisi yaygınlaşmıştır. Yazılı belgelerde bölgedeki Roma karakol kaleleri arasında Octacuscum’un (Besni) ve Nisus/Cesum’un (Keysun) isimlerine de yer verilmiştir. Dolayısıyla Besni ve çevresi özellikle İS 2. yüzyıldan itibaren Roma kültürünün yoğun etkisi altında kalmış olmalıdır. Besni ve yakın çevresinde bulunan tümülüsler ve kaya mezarları bölgedeki Roma dönemine tarihlenen başlıca somut kalıntıları oluşturmaktadır.

Orta Çağ

Fırat Nehri, Geç Hellenistik – Erken Roma döneminde batı ile doğu dünyası güçlerinin hakimiyet bölgeleri arasında sınır kabul edilmiştir. Bölge tarihinin Orta Çağ evresinde ise Toros Dağları yüzyıllarca Araplar ile Bizanslılar arasında sınır oluşturmuştur. Bu bölge Bizans İmparatoru I. Iustinianus (İS 527 – 565) döneminden itibaren Yukarı Mesopotamia’da Persler (Sāsāniler) ile Bizanslılar arasında sınır bölgesi olarak tespit edilmiştir.

Orta Çağ başlarından itibaren (İS 7. yüzyıl) Kommagene bölgesi Arap akınları ile karşı karşıya kalmıştır. Bölge yerleşmelerinde Orta Çağ başlarından itibaren (İS 7. yüzyıl) büyük gelişim/değişim gerçekleştirilmiştir. Ancak Arap hakimiyeti ile Osmanlı dönemi başlangıcı arasına ait yazılı belgeler yetersizdir. Bununla birlikte bölgedeki mevcut kalıntılar kuvvetli bir Araplaşma etkisini taşımaktadır.

 İS 7. – 8. yüzyıllarda İslam askerlerinin seferleri eşliğinde kolonizasyon hareketleri gerçekleşmiştir. Arap istilaları bölgede istikrarsız bir dönem yaşanmasında etkili olmuştur. Yoğun nüfus hareketleri Besni ve çevresinde farklı etnik gruplarının birbirine karıştığını işaret etmektedir.  Bu dönemde Kommagene bölgesi ve dolayısıyla Besni ve çevresi Bizans İmparatorluğu’nun doğu sınırında yer almıştır. Fakat imparatorluğun sınırları içerisinde değildir.

Besni’nin İS 9. yüzyılın başlarından itibaren Rabî‘a ve Muzar Arapları ve başlarında bulunan Nasr bin Şabas al- ‘Ukaylî’nin hakimiyetinde kaldığı; farklı zamanlarda Selçuklu akınlarının yaşandığı İS 9. yüzyıl sonlarından 1085 yılına kadar geçen süreçte Ermeniler’in  etkin olduğu; 1085 yılı başlarında Selçuklu Beylerinden Melik Şihabeddin Kutalmış Beyin oğlu Gazi Süleyman Şah’ın komutanlarından Buldacı Bey tarafından Selçuklu devletinin topraklarına katıldığı; 1096-1099 yılları arasına tarihlenen ilk haçlı seferleri sırasında Kogh Vasil’in idaresinde Ermenilerin eline geçtiği (1097); Urfa kontu Boulogne’li II. Baudouin’in 1116 yılında Kogh Vasil’in halefi olan Vasil Dgha’nın (Kurtig) Besni’deki hakimiyetine son verdiği ve kaleyi Urfa kontluğuna bağladığı; bundan kısa bir süre sonra bu kez Frankların Maraş senyörlüğü topraklarına katıldığı; Urfa kontluğunun toprakları 1150’de Selçuklu sultanları arasında paylaşılırken Sultan I. Mesud’a bırakılan topraklar içerisinde yer aldığı;  I. Mesud’un 1155’te ölümünün ardından meydana gelen otorite boşluğunu fırsat bilen Zengîler’den Atabeg Nureddin Mahmud tarafından 1160 yılının sonlarına doğru ele geçirildiği; 1173’te Nureddin Mahmud’un hakimiyetindeyken Halep Eyyûbileri tarafından işgal edildiği bilgilerine tarih kaynakları ayrıntılı biçimde yer vermektedir.

Moğol hükümdarı Hülâgû 1260 yılında düzenlediği Suriye seferindeki yardımlarına karşılık Besni kalesini de Kilikia Ermeni kralı II. Hetum’a bırakmıştır. Besni’nin direnmesi üzerine Hülâgû kararından vazgeçmiştir. Ancak Besni 1261 yılında II. Hetum’a teslim olmuştur. Kilikya’ya 1266 yılında sefer düzenleyen Melik al-Zāhir Baybars, II. Hetum’dan ele geçirdiği kaleleri Besni başta olmak terk etmesini ve esir tuttuğu Memlûk emirlerinden Sungur al- Aşkar’ı serbest bırakmasını istemiştir. Sungur al- Aşkar Memlûk Sultanı’na Besni’yi II. Hetum’a bırakması için elçilik yapmış ve bunu başarmıştır. Baybars’ın ardılı Sultan Melik al-Aşraf Halîl bin Kalavun’un 1292 yılında Kilikya’ya sefer düzenlemekle görevlendirdiği komutanlarından Badr al-Dîn Bîdra, Besni kalesini II. Hetum’dan almıştır. Besni 1293 yılında Memlûkluların Halep valiliğine bağlı naibliklerden biri olmuştur. Emîr Badr al- Dîn Bektaş al Mansūri ise Besni’nin idaresiyle görevlendirilmiştir. Besni imar faaliyetleri açısından en parlak evrelerinden birini bu dönemde yaşamıştır.

Sikke literatüründe 1337 yılında Zeyneddin Karaca (1337 – 1353) ile başlayan ve Ali bin Şahsuvar (1515 – 1522) dönemine kadar devam eden sürede Besni damgalı Dulkadiroğlu Beyliği sikkeleri bilinmektedir. Değinilen sikkeler yardımıyla Besni’nin 13. – 15. yüzyıllar arasında Dulkadiroğlu Beyliği’ne bağlı önemli bir merkez olduğu belgelenmiştir.

Besni, I. Bayezid döneminde yaklaşık bir yıl (1398/1399?) Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır. Bu tarihten sonra sürekli el değiştiren Besni kalesi ancak Yavuz Sultan Selim tarafından 1516 yılında Osmanlı topraklarına dahil edilebilmiştir. Başlangıçta Osmanlıların Arap vilayetine bağlı bir sancak olmuştur. Besni 1530 yılından itibaren Osmanlı devletinin Rûm Eyaleti’ne (Vilâyet-i Rûm-i Hâdis) bağlı Malatya sancağının bir kazası konumundadır.

Onyedinci yüzyıl kaynaklarında Besni’nin Maraş sancağına bağlı bir kaza olduğu bildirilmektedir. 1859’da Malatya’ya bağlı kaza merkezi olan Besni, 1869 – 1870 yıllarında Hısn-ı Mansûr (Adıyaman) kaza merkezine bağlanmıştır. Besni’nin idaresi 1926 – 1933 yılları arasında Gaziantep’e, 1933’te ise Malatya’ya bağlanmıştır. Adıyaman 1954’te il olunca Besni buraya bağlı ilçelerden biri durumuna gelmiştir.

Eski Besni’de tespit edilen, ancak 20. yüzyıl ortalarında tahrip edilen çok sayıda medrese, cami ve hamamın ilk yapı evresinin Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait olduğu bilinmektedir.

KAYNAKÇA: Zeyrek, T. H., Ali Nadir Zeyrek ve Ayşegül Zeyrek, Besni. Paralā – Octacuscum – Bahasna. Anadolu’nun Güneydoğusunda Antik Bir Kent ve Yakın Çevresinin Arkeolojik Açıdan Genel Değerlendirmesi,  İstanbul 2006 ve ekindeki kaynakça listesi.