BESNİ MAHALLİ OYUNLARI


MAHALLİ OYUNLARIMIZ

1 İNGİL, İNGİL KART
: (Birçok yörelerin tahtaravali dediği): bu oyun ağırlıkları birbirine eşit sayılabilecek iki kişi tarafından oynanır. İki insanı taşıyabilecek kalasın, tam ortasına büyükçe bir taş konulur. Bir o, bir öteki iner ve çıkar. Bu oyun oynanırken şu mani söylenir.

İngil, ingil kart

Günde bir kelep

Kelebi sattım

Helvaya verdim

Helvacı hasan

Kalmadı tasan.

2 İP, İP İLMEDEN: Bu oyun gece gezmelerine gidildiğinde oynanılır. Yani evin içinde oynanan bir oyundur. Üç veya beş kişi oturdukları yerde ayakları uzatırlar. Bir kişi aşağıda yazılı sözleri heceleyerek her bir ayağa eli ile dokunur. Oyunun manisi her bittiğinde son hece kimin ayağında ise o kişi ayağını toplar. Böylelikle en sona kalana ceza verilir.

İp, ip ilmeden

Delme sülük delmeden

Delmecenin yarısı

Yere düştü yarısı

At gider katır gider

Ağama selam eder

Ağam bunça bunç olsun

Düğmeleri tunç olsun

Allı gelin pullu gelin

Çek ayağından birisinde birisini.

3 ÖKÜZLÜ:  Bu oyuna diğer yörelerde çelik çomak dertler. Bizdeki oyun şekli şöyledir; iki tane yumruk büyüklüğünde taş alınır. Aşağı yukarı 30 cm.lik aralık konur. O taşların üzerine 30 35 cm.lik uzunluğunda su borusu kalınlığında 80 90 cm.lik uzunluğunda ayrıca bir sopa alınır, iki taşın üzerinde duran küçük sopa, orta ağırlık noktasından elimizdeki büyük sopa ile havaya kaldırılıp, küçük sopanın ortası denk getirilmek şartıyla, büyük sopa ile hızlıca vurulur. Oyuna başlamadan önce yumruk büyüklüğündeki iki taşın bulunduğu yerden itibaren 20 mt. ileriye bir işaret, 50 mt. ileriye bir bir işaret 100 mt. ileriye bir işaret konur. Büyük sopa ile küçük sopaya hızla vurduğumuzda 20’lik işaret yeri geçerse 20 sayı, 100’lük işaret yeri geçerse 100 sayı alınmış olur. Büyük sopa ile küçük sopaya vurma şekilleri üç kısımdan oluşur. Elüstü, götaltı, yanpeş. El üstü ayakta düz olarak vuruştur. Götaltı ayaklarımızı iki kenara açarak büyük sopayı arkamızdan geçirerek yaptığımız vuruştur. Yanpeş’te ayaklarımızla vücudumuzu Z harfinin şekline yani sandalyeye oturuyormuş gibi yaparak yapılan vuruştur. Bu oyun 4 veya 6 kişi ile oynanır. 2 kişi küçük sopayı işaretlenen uzaklıklara atarken, iki kişide atılan küçük sopayı yakalamaya çalışır. Küçük sopa havada yakalanır ise oyunu oynayan kişi yanar, oyundan çıkar. İkinci oyuncu aynı akıbete uğrarsa ekipler yer değiştirir. Atılan küçük sopayı havada yakalarken, elleri acıttığından ceketlerimizi çıkarıp ceketlerimize kol kısımlarından elimizi sokar, sopayı yakalamaya çalışırdık.

4 KÜŞKÜŞ: Bu oyun 2 veya 5 tane 25-30cm. uzunluğunda bir tarafı kalem gibi sivri sopalarla oynanılır. Yumuşak, hamur kıvamında nemli toprak yer seçilir. Böyle çamur bir yer yok ise yumuşak toprak su ile ıslatılır ayaklarla iyice tepelenir ve hamur kıvamına getirilir. Bir kişi bu yumuşak çamura sopasını hızla saplar. İkinci kişi sopasını saplarken yerde saplı duran sopaya vurarak veya dokundurarak saplarsa, ikinci kişi birinci kişini sopasını alır. Böylece sopalar bitene kadar oyun devam eder.

5 DAME ÇEVİRME: Bazı yörelerde bu oyuna topaç çevirme denir. Dameler kuru soğan büyüklüğünde ağaç tornasından yapılmıştır. Huni biçimindedir, sivri yerinde metal bir çivi vardır. Bu çividen itibaren ağaç kısım doluncaya kadar ip ile sarılır. Dolanmış ipin sayesinde, dame yere doğru vurulur gibi yapılıp ipi kendinize doğru çektiniz mi damenin ucundaki sivri çivinin üzerinde dönmeye başlar. Damenin döndürülme şekli böyledir. Şimdi oyunumuza gelelim. 1 metre çapında daire çizilir.dameler atılırken yani döndürmek için yere atılırken bu dairenin içine atılır. Eğer dame dönme işini bu dairenin içinde bitirirse, o dame dairenin ortasına hapsedilir ve konur. Diğer oyun oynayanlar damelerini çevirerek daireye atarken ortada hapsedilmiş damenin üzerine doğru atar. Hapsedilen dameye çarpıp, kendi damesi ve hapsedilmiş dame daire dışına çıkarsa, çıkartan kişi hapisteki dameyi alır ve onun olur. Eğer hapsedilen dameyi daireden çıkartamaz, kendi damesi de daireden çıkmaz ise o dame de hapsedilir. Hapsedilen dame iki tane olur. Üçüncü kişi bunlardan birini veya ikisini birden daire dışına çıkartırsa o dameler çıkartan kişinin olur. Oyun böylece devam eder.

6 EMİR HALIM BAZLAMBAÇ: bu oyun açık havalarda oynanılır. Diğer yörelerde bu oyuna uzun eşek derler. Bir kişi belini bükerek ters L biçiminde durur. Öbür kişi onun üzerinden atlayarak konuşulan mesafeden gider kendiside ters L biçiminde durur. Diğerleri atlayarak devam eder.

1)      El değer etek değmez: bu atlamada, atlanırken yatan kişinin sırtına sadece el değecektir. Ayak, elbise değerse yanmış olur.

2)      Ne el değer ne etek: bu atlamada ise el, etek, ayak, ceket biçbir şey yatan kişiye değmeden, üzerinden atlanacak demektir.

7 YASTIK TAKLA: Bu oyun 8 kişi ile oynanır. Dört kişi yatar, dört kişi atlar. Yatma şekli şöyledir. Kişiler birbirlerine popolarını yaslayarak eğit duruma gelirler. Yani matematikteki toplama işareti gibi olurlar. Her kişi bir yöne bakar gibi birbirlerine ters dönerek popolar birleşir ve eğilinir. Diğer dört kişi sırayla bu duran insanların üzerlerinden tombalak aşarlar. Atlayan kişilerden her hangi biri tombalak aşmayı beceremez ise yatan dört kişi kalkar, atlayan dört kişi yatar. Oyun böylece devam eder. Bu oyunda en önemlisi, oyuna başlamadan pazarlık edilerek zırt vurma serbest mi yasak mı diye anlaşma yapılır. Zırt vurma: tombalak aşarken yüksek kalkıp yerde yatanın birisine hızla kalça vurmaktır.

8 DEPİK: Bu oyun çok tehlikeli bir oyundur. Besni’de depik dediğimizin anlamı tekmedir. Bu kelime Besni’ye hastır. Besni’den başka yerde bu kelime kullanılmaz. Depik oyunu karşıdakini ayak darbesi ile rastgele vurarak yere yıkmayı amaçlar. Yıkılan kişi kaybetmiş olur. Bu oyunu genellikle büyükler oynarlar.

9 GÜLLE OYNAMA: Bu oyuna diğer yöreler de misket oynama derler. Fakat onların misket oyunu ile bizim gülle oynamamıza hiç benzemez. İki çeşit gülle oynama şekli vardır. Birisi konmalı gülle diğeri nahli gülle. Gülle bildiğimiz camdan yapılma yuvarlak biye şeklinde, çeşitli renklerdedir.

KONMALI GÜLLE: Bir kişi belirli bir noktadan 2 veya 3 metre ileriye güllesini koyar, diğer kişi belirli noktadan konulan gülleyi, güllesi ile vurmaya çalışır. Vurduğunda vuran karşıdakinin güllesini alır.

NAHLI GÜLLE OYUNU: Nah dediğimiz kibrit kutusu büyüklüğünde taş parçasıdır. Bu taş parçası mümkün olduğu kadar yüzeyi düzgün olanlardan seçilir. Belirli bir nokta tespit edilir. Bu nokta oyunun başlama noktasıdır. Bu noktadan itibaren 1,5 veya 2 metre aralıklarla nahlar konulur. Kaç kişi oynayacaksa o kadar nah dikilir. Konma noktasından güllelerle nahlara atış yapılır. Her nah deviren bir sayı alır veya nesine oynanıyorsa onu kazanır.

10 EŞİM EVLERDEN KİMİN EVİ: bu oyun genellikle geceleri oynanırdı. 8 ve ya 10 kişi ile oynanır. 2 grup oluşturulur. Aralarında kura çekilir. Kim atlı olacak kim yaya olacak diye. Atlılar yayaların sırtına biner ve ebe sorar “ eşim evlerden kimin evi” diye sorardı. Yayalar birinin evini söyler. O eve gidilir ve kapısı çalınır. O eve gidene kadar yayalar atlıları sırtında taşırlar. Kapı çalınıp açıldığında kapıyı kim açtıysa evin büyüğü çağrılır ve ona atlıların başkanı sorar “ atlılar atından insin yaylar mı binsin yoksa yayalar atlılara mı binsin” ev sahibi hangisini söylerse keyfine kalmış. Atlılar insin yayalar binsin derse sırta binenler iner yayalar binerdi. Tekrar bir eve gidilir ve oyun böyle devam eder.

11 ANERGİ: Bu oyun taşlarla oynanan bir oyundur. Genellikle kız çocuklar oynardı. Belirli bir nokta belirlenir, o noktadan 2 veya 3 metre uzağa kaşığın ağzı büyüklüğünde yuvarlak bir taş konur. Belirlenen noktadan, yuvarlak taşa ele alınan sal gibi düz taş parçası ile vurulmaya çalışılır. Birinci atan vurursa yuvarlak taş nereye , ne kadar uzağa giderse ikinci atan belirlenen atış noktasından yuvarlak taşı vurmaya çalışır, vuramayan sayı kaybeder.

12 KÜBBÜ: Bu oyunu genellikle kızlar oynardı. Yere çizilen üç kare çizgi, üç kareden sonra sağ ve sola iki kare çizgi, bunları ortalayarak tekrar iki tane çizgi ve üçlü kare çizgi şeklinde çizilip, tek ayak üzerinde denge sağlayarak, çizilen bu kareler üzerinde, çizgilere basmadan zıplanan bir oyundur. Sal şeklinde küçük taş parçası alınır, bu taş çizilen kare içerisine tek ayakla sürüklenerek, her kareyi dolaştırıp geriye dönmekle oynanır. Sürüklenen taş çizgi üzerine geldiğinde veya ayakla çizgiye basıldığında oynayan kişi yanar ve diğer kişiye oyun geçer.

Kaynak: Z. Abidin Mutlu'nun "BESNİ" adlı kitabından